İlk kez mi buradasın? Her şeyin çıktığı ve döndüğü merkezden, Zât'tan başla.
Tenezzül
Rücû
Tenzîh-Teşbîh
İsimler beliriyor…
Bütün isimler (103), derinliğe göre arkaya doğru diziliyor. Sürükleyerek döndürün, tekerlekle yakınlaştırın; bir isme tıklayın.
Merkezde Allah — bütün isimleri kendinde toplayan İsm-i Âzam; onun üstünde, her isimlendirmenin ötesindeki Zât. Harita katman katman açılır: önce üç kutup (Celâl, Cemâl, Kemâl), sonra isimler, sonra onlardan türeyenler. Kaydırarak (ya da sağdaki noktalarla) derine inin; bir isme dokununca Allah'tan ona akan tecellîyi izleyin.
Celâl
Cemâl
Kemâl
Grup başlığı
Tecellî (→ yönlü)
Aynı sınıf
Zıt kutup
Sebep → Sonuç
Parça — Bütün
Aynıdır (Özdeş)
Temsil Eder
Mertebe (→ yönlü)
Kapsar (→ yönlü)
Nefs
Mu'âmeleler
Cem / Fark
Fenâ / Bekâ
Tevhit
Hayret
Dönüş
Suskunluk ve Perdeleme
Peygamber Kıssaları
Kader, Tevhid
Dilde ve Kelimede
İnsan-ı Kâmil
En Temel Soru
Varlık Soruları
Bilgi Soruları
İnsan Soruları
Allah Soruları
Kozmos Soruları
Kur'an Okuma Soruları
Metot Soruları
Deneyim Soruları
Dost
Muhyiddîn İbnü'l-Arabî (1165–1240), tasavvuf tarihinin en etkili düşünürlerinden biridir. Bu site onun 'vahdet-i vücûd' (varlığın birliği) anlayışını anlatmaya değil, anlamaya çalışan mütevazı bir haritadır.
Fütûhât-ı Mekkiyye Okuması
Fütûhât-ı Mekkiyye'yi cilt ve kısım sırasıyla, Dost'un kendi anlatım sırasını izleyerek okumaya çalışıyoruz — bir özet değil, tafsilatlı anlattığı konuların çizimlerle görünür kılınmaya çalışıldığı, süregiden bir okuma.
Bir Şiirinden
Dost'un Tercümânü'l-Eşvâk adlı divanındaki bu dizeler, belki de en çok alıntılanan şiiridir — kalbin, sevginin önüne çıkan her sûreti kabul edebilecek bir genişliğe nasıl açılabileceğini anlatıyor gibi okunabilir.
— Tercümânü'l-Eşvâk (İngilizce çeviri: R. A. Nicholson, 1911)
Anlayışımız Nasıl Değişti
Bu site kapandığında bitmiş bir sonuç değil; sürmekte olan bir okuma denemesidir. Zaman zaman önceki anlayışımızın kaynak metni tam okumadan kurduğu bir sonuç olduğunu, kaynağa dönüp dikkatle okuyunca değiştiğini fark ediyoruz -- bazen de tek bir kısımda görünmeyen bir örüntünün, kısımlar birikince yavaş yavaş belirdiğini. İşte bunun üç örneği -- ham araştırma notları değil, bu değişimin damıtılmış, kamuya açık bir özeti.
Kutbiyet hiyerarşisinde 19 sayısı
Önce
Kutbiyet mertebelerini (Kutub, İmâmeyn, Evtâd, Büdelâ, Nukabâ, Rical...) art arda sıralayıp sayılarını (1+2+4+7+12...) doğrudan topluyorduk; bu bize 26 gibi bir toplam veriyordu.
Fark Edişi
Kaynak metne dönüp dikkatle okuduğumuzda, bu mertebelerin ayrı ayrı toplanan bağımsız kümeler olmadığını, iç içe geçtiğini fark ettik: Rical denen 19 kişi, aslında Nakip ve Bedel gibi başka mertebelerdeki kişileri de içinde barındırıyor -- yani bir kısmı zaten önceki sayılara dahildi.
Şimdi
Artık bu hiyerarşiyi düz bir toplama değil, iç içe kümelenme (Bedel'in içinde Nakip, onun içinde...) olarak okuyoruz; sitedeki cascade diyagramı bunu +/= işaretleriyle gösteriyor. Bunun da kesin/kapanmış bir çözüm olduğunu iddia etmiyoruz -- külliyatın başka yerlerinde bu sayının farklı bir okumasıyla karşılaşırsak, yeniden gözden geçireceğiz.
Esmâ arasındaki mertebe: sıralama mı, kapsama mı?
Önce
Esmâ grafiğinde Hayy, Alîm, Mürîd, Kadîr gibi isimleri, aralarında bir öncelik/sonralık olduğunu düşünerek adeta bir sıra halinde (önce Hayat, sonra İlim, sonra İrade...) okuyorduk -- sanki bir yarış sırası gibi.
Fark Edişi
Kısım XVI'daki Dua Menzili pasajını okurken, mertebe farkının bir önce/sonra sıralaması değil, bir kapsama ilişkisi olarak anlatıldığını fark ettik: örneğin İlim, İradeyi kapsıyor/gerektiriyor -- biri diğerinden sadece 'önce gelmiyor', onu içinde taşıyor.
Şimdi
Esmâ grafiğine bu ilişkiyi ayrı bir 'kapsar' bağlantı tipi olarak ekledik -- ilgili isimlerin kendi ebeveynine giden kenarı artık bu özel anlamı taşıyan bir vurguyla (altın renk, ok ucu) işaretleniyor. Bunun da külliyatın tamamını temsil eden nihai bir şema olduğunu iddia etmiyoruz; sadece Dost'un bu tek pasajda kurduğu ilişkiyi olduğu gibi görselleştirmeye çalıştık.
Her makamın kendi 'terki': tek kısımlık bir gözlem mi, tekrarlayan bir yapı mı?
İlk Örnek
Cilt VII'nin 92. kısmında tövbe ve onun 'terki' (bırakılışı) art arda işlendiğinde, bunu tek bir fasılın kendine özgü bir yapısı sandık -- bir sonraki kısımda mücahede ve terki geldiğinde bile, henüz bir örüntü göremiyorduk.
Tekrarlayınca
Kısım 93'ten 106'ya kadar (halvet, uzlet, firar, vera, zühd, gıybet, tevekkül, şükür, sabır, rızâ, ihlas, hayâ, fütüvvet, ahlâk...) aynı ikili neredeyse hiç aksamadan tekrarladığında, bunun tek bir kısmın değil, Fütûhât'ın 'Makamlar' silsilesinin genel bir yapısı olduğunu anladık -- en az yirmi çift saydık.
Adı Konunca
Cilt VIII'in 109. kısmında Dost bu yapıyı kendi eliyle 'Makam ve Terki' diye adlandırdığında, örüntünün bizim kurduğumuz bir okuma değil, metnin kendi bilinçli mimarisi olduğuna dair güvenimiz arttı -- yine de bunun tasavvuf geleneğinde zaten var olan standart bir tür mü yoksa Dost'a özgü bir vurgu mu olduğunu bilmiyoruz.
Dost şu anda güncelleniyor, birazdan tekrar deneyin.
Dost is being updated right now — please check back shortly.
Dost está sendo atualizado agora — volte em breve.