Bu sayfa bir okuma özeti değil, bizim okuma çerçevemizin bir ayağıdır. Burada Dost'u yorumlamıyoruz; yalnız şunu anlatıyoruz: okuduğumuz Fütûhât'ın sözlerini tutuyor muyuz, yoksa elimizde bir nakil hatası mı birikiyor? Biz bunu kendimize de sorduk, çünkü bu çalışmanın her satırı bir alıntıya yaslanıyor.
Neyi merak ettik
Fütûhât'ı Arapçasından okumuyoruz. Elimizde Ekrem Demirli'nin 18 ciltlik Türkçe çevirisi var. Bizim okuma notlarımız ise bu çevirinin sitedeki özetinden çıktı. Özetin içinde zaman zaman tırnak içinde bir söz geçiyor; "Dost şöyle diyor" diye verilen bir cümle. Merak şuydu: özette tırnağa alınan o sözler, çevirinin kendi sayfalarında gerçekten duruyor mu?
Bu sorunun cevabı önemli. Bir yanda "biz mi yanlış aktardık" korkusu var, öte yanda yan yana okumada kullandığımız her sözün ayağının yere basması. Gönül işi de olsa, söz verirken sağlam durmak istiyoruz.
Nasıl baktık
Okumamızda şaşırtıcı bulduğumuz maddeleri (kendi çalışma etiketimizde en yüksek derece olan 3'tekileri) ayırdık. Bunlardan tırnaklı parça taşıyanlara baktık; parçanın en az yirmi karakter olması şartıyla.
Sonra bir makineye şunu yaptırdık. Hem özetteki parçayı hem çevirinin ilgili cildini harflere, aksanlara, boşluklara ve noktalamaya bakmadan aynı kalıba soktuk. Parçayı yirmi dört karakterlik küçük pencerelere böldük ve her pencereyi ilgili cildin metninde aradık. Pencerelerin en az yüzde seksenini bulursak "bulundu" dedik. Yüzde kırk ile seksen arası "kısmen"; yüzde kırkın altı "bulunamadı".
Çevirinin kendi metni (Murat'ın Drive'ında duran taranmış nüsha) depoya ve siteye girmedi; telif sebebiyle burada da çeviriden tek cümle vermiyoruz. Geriye yalnız sayılar kaldı.
Ne çıktı
Tırnaklı parça taşıyan 1087 madde vardı.
- 937 maddede özetteki sözün çevirinin kendi metninde de geçtiği görüldü.
- 71 maddede kısmen bulundu.
- 79 maddede bulunamadı.
Yalnız "alıntı" türündeki maddelere bakınca (922 madde) tablo biraz daha iyi: 834 bulundu, 54 kısmen, 34 bulunamadı. Çünkü alıntı türünde asıl iş sözün kendisini vermek; öbür türlerde özet çevirinin sözünü daha serbest kullanıyor.
Yani sözlerin ezici çoğunluğu çeviride yerinde duruyor. Bu bizi rahatlattı ama "hepsi tamam" dedirtmedi; bulunamayanlara tek tek bakmak gerekiyordu.
Bulunamayanlar ne demek olabilir
"Bulunamadı" bir yanlışı değil, bir ihtimaller listesini gösteriyor. Aklımıza gelenler şunlar:
- Taranmış kitabın okunurken bozulması. Satır sonunda bölünen bir kelime, yanlış okunan bir harf, kayan bir sayfa numarası makinenin aramasını şaşırtabilir.
- Özetin kendi sözünü tırnağa alması. Özet bir cümleyi kısaltmış, bir ek değiştirmiş ya da iki cümleyi birleştirmiş olabilir; anlam aynı kalır ama harf harfine eşleşme kaybolur.
- Cilt ya da sayfa numarasının kayması. Söz doğru ama başka yerde.
- Âyet mealinin farklılığı. Özet âyeti bir mealle verir, çeviri Demirli'nin kendi çevirisiyle.
Bulunamayan 34 alıntıya tek tek baktık. Her biri için çevirideki en yakın pasajı bulup elle karşılaştırdık. Sonuç şu: gerçek bir yanlış alıntı çıkmadı. Otuz dördün dağılımı:
- 14'ü tarama hatası ve satır sonu bölmesi yüzünden. Metin aynı; yalnız taranmış kitapta harfler bozulmuş.
- 17'si özetin uyarlaması. Anlam çevirideki cümleyle aynı; özet cümleyi kısaltmış ya da eki değiştirmiş, tırnağı korumuş.
- 2'si âyet mealı farkı. Özet bir mealle, çeviri başka bir mealle vermiş.
- 1'i aslında çeviride bulundu; kısa olduğu için ilk taramada eşik altı kaldı.
Bir örneği özellikle elle sınadık: özetin, Musa'nın bile korkup kaçtığını söyleyen cümlesi. Çeviri, asanın yılana dönüşü Musa'nın himmetinden olsaydı geri dönüp kaçmazdı diyor ve Musa'nın korktuğunu birçok yerde söylüyor. Özetin cümlesi bununla uyumlu çıktı.
Bu ne demek, ne demek değil
Bu bir Arapça sınaması değildir. Biz burada özetin çeviriye sadakatine baktık; çevirinin Arapça aslına uygunluğuna bakmadık. O ayrı bir iş. Arapça asıl ile karşılaştırma yapılmadığı sürece bu çalışmanın hiçbir cümlesi "Dost'un kendi sözü" diye okunmamalı; "Demirli çevirisinin sitedeki özetine göre" diye okunmalı.
Bir de şunu açıkça söyleyelim: bu sınama, söylenenlerin yorumunu hiç sınamıyor. Yalnız tırnak içindeki sözün çeviride gerçekten olup olmadığını soruyor. Yan yana okumadaki yakınlıklar ayrı bir sorudur ve soru olarak kalıyor.
Elimizde kalan
Özetteki 19 tırnağı (uyarlama ve âyet meali grubunu) çevirideki cümleye birebir çekmek mümkün. Bu, tırnağın kaynağın kendi sözü olması ilkesine uygun olurdu. Yalnız araştırma notlarını etkiler; sitedeki Fütûhât özetlerine dokunmaz. Bunu henüz yapmadık, Murat'ın onayını bekliyoruz.
Soru da duruyor: Arapça asılla karşılaştırmayı kim, nasıl yapabilir? Biz Dost'u anlamıyoruz; anlamaya çalışmaktan da vazgeçmiyoruz.
Arapça sınaması: ilk otuz alıntı
Fütûhât'ın Arapça metnine ulaşabildik: OpenITI'nin sayısallaştırdığı metin (Dâru İhyâi't-Türâsi'l-Arabî, Beyrut 1998 baskısı; dipnotlar ve içindekiler temizlenmiş). Biçim sayfalarında en önde duran otuz alıntıyı bu metinde aradık: Türkçe cümleden çıkardığımız Arapça ifadelerle, harekesiz yazıma göre, birkaç farklı denemeyle.
Sonuç: yirmi üç alıntı Arapçayla uyuşuyor, üçü kısmen uyuşuyor, dördü bulunamadı. "Bulunamadı", Türkçenin yanlış olduğu anlamına gelmez: baskı farkı, serbest aktarım ya da bizim arama sınırımız olabilir. Bulunamayan dört alıntı için en yakın pasajları not ettik, ama o pasajlar aynı söz değil; bu yüzden onları "uyuşuyor" saymadık.
Birkaç gözlem:
- "O olmasaydı, biz olmazdık / Biz olmasaydık, O olmazdı" beyti Arapçada birebir geçiyor.
- "Her nefes inşa ve yaratılıştır" cümlesinin ilk yarısı Arapçada aynen yok; aynı fikri veren başka bir cümle var ("her nefeste bizde yeni bir inşa").
- "Zamanın ve doğanın dış varlığı yoktur" cümlesinin Arapçası "zaman ve mekân (hayyiz)" diyor; Türkçedeki "doğa" kapsamı biraz farklı.
- Seb (sebep–sonuç) sayfasındaki "vasıtasıyla … vesilesiyle" cümlesi Arapçada "bir şeyin yanında" biçiminde geçiyor; ayrıntısı Sebep sayfasında.
Sınırlar: Arapça metin tek baskıdan; bizim kısım numaramız baskının bâb ve sayfa düzenine bire bir oturmuyor, bu yüzden eşleştirmeyi çoğu yerde cümlenin kendisinden yaptık. Sayısallaştırma hatası olabilir. Bu otuz alıntıdan fazlası Arapçayla karşılaştırılmadı.