Bu sayfa ne anlatıyor?
Burada işi nasıl yaptığımızı, neleri bilerek yapmadığımızı ve nerede durduğumuzu yazıyoruz. Çünkü aşağıdaki sayfaların her cümlesi bu yöntemin içinden çıkıyor; yöntemi bilmeden okunursa yanlış bir şey söylüyormuş gibi duyulabilir.
Baştan söyleyelim: bu bir okuma özeti değil, bizim okuma çerçevemiz. Dost'u anlamıyoruz; anlamaya çalışmaktan da vazgeçmiyoruz.
Soru nasıl değişti?
İlk başta soruyu yanlış sormuştuk. "Fizikteki deney sonuçlarında Dost'un anlattığı mekanizmayı karşılayan bir şey var mı?" diye bakıyorduk. Bu soru bizi mekanizma eşleştirmeye, yani bir şeyi öbürüne uydurmaya itiyordu. Üç konuda (her an yeniden yaratma, tecellî, berzah ve hayal) bu yolla baktık; deney ya da kuram düzeyinde karşılık bulamadık. Bu cevapları sildirmedik, ama sorunun kendisini bıraktık.
Yeni soruyu Murat koydu: Dost'u okuyoruz; aklımızın almadığı yerleri not ediyoruz. Kuantum fiziğinde de aklın almadığı olgular var. İkisinin akla sığmama biçimi aynı mı? Yan yana koyunca "acaba aynı şey olabilir mi?" sorusu doğuyor mu?
Bu sorunun bir dayanağı var: iki taraf da "anlıyoruz" demiyor. Dost'ta şu şiir duruyor (ikinci dizesiyle birlikte):
«Biz hayret ettik O da / Kim şaşırmışsa, yürümemiş.» (c15k169, s. 416)
Bu şiiri iki tarafın "anlamıyoruz" dediğine dayanak yapmıyoruz; Hakk'a hayret nispet etmek bizim iddiamız olmaz. Ortak zeminin dayanağı fizik tarafındaki sözler ve bu sayfaların kendi duruşu: kurucu kuşaktan fizikçilerin aynı yerden konuştuğunu görüyoruz; Feynman, kuantum mekaniğini kimsenin anlamadığını rahatça söyleyebileceğini yazmış [Feynman 1965]. Alanın kendi anketi de temel soruların hâlâ hararetle tartışıldığını gösteriyor [Schlosshauer 2013]. Bu, iki tarafı eşitlemiyor. Yalnız fizik tarafında aynı yerden başladığımızı gösteriyor.
Yeni sorunun ölçütü biçim. Yani şuna bakıyoruz: bir şey nasıl akla sığmıyor? İki zıt şey birlikte mi doğru? Bakış görüleni mi belirliyor? Aynısı ikinci kez gelmiyor mu? Mekanizma eşleşmesi aramıyoruz; bulunmaması da bir ret gerekçesi değil.
Dost'u nasıl okuduk?
Fütûhât'ı, sitenin Türkçe kısım özetlerinden, 226 kısmın hepsini baştan sona okuduk. Toplam yaklaşık 2,19 milyon karakterlik bir metin. Okumayı paralel çalışan okuyucu ajanlara paylaştırdık; her kısım için bir okuma kaydı tutuldu.
Okurken tek bir şey aradık: Dost'un aklın tek başına çözemeyeceği gibi görünen anlatımları. Bunlara "sırlı madde" dedik; bu, bizim çalışma etiketimiz, Dost'un sözüne yapıştırdığımız bir nitelik değil. Çelişkili görünen cümleler, imgeyle anlatılanlar, "keşif ehli bilir" denen yerler, hayretle bırakılan yerler girdi. Yalnız fıkıh ya da kelâm hükmü, tarih ve anekdot, ibadet usulü girmedi.
Bir karar önemliydi: anahtar sözcük ya da tırnak işaretiyle süzmedik. Sırlı anlatım çoğu zaman tırnaksız, düz bir cümlenin içinde duruyor; sözcük avı onu kaçırırdı.
Sonuç 226 kısımda 2.788 sırlı madde. Bunların her birine bir zorluk puanı verdik: 1, "kolay benzetilir"; 3, "benzetme bulmakta çok zorlanırız". 1.154 madde zorluk 3 aldı. Sayfalarda yaslandığımız asıl havuz bu.
Sonra maddeleri biçimlerine göre grupladık. İlk okumada on dört biçim çıktı, hepsi 18 cildin tamamında görülüyor; ikinci okumada Çokluk ve Karşılıklı dönüşüm eklendi. Bu biçimler sayfalarda kısa adlarıyla geçiyor (açılımları giriş sayfasında): Hem-hem, Tekrarsızlık, Süreklilik, İlişki, Bakış, Bütünlük, Sebep, Sığma, Zaman, Bilgi, Akıl, Ayırt edilemezlik, İçeride-dışarıda, Hayret, Çokluk, Karşılıklı dönüşüm.
İkinci okuma şöyle yapıldı: 226 kısmın hepsi, Çokluk ve Karşılıklı dönüşüm biçimleri akılda tutularak, on dokuz okuyucu ajan arasında bölüşülerek yeniden okundu. Alıntılar kaynak metinle otomatik karşılaştırıldı; tutmayan iki madde çıkarıldı. İkinci okumada ayrıca kırk dört yeni kalıp adı işaretlendi; onlar henüz fizikle yan yana okunmadı.
Dost'tan alıntı yaptığımız her yerde kısım numarası ve mümkünse sayfa numarası yazıyor. Alıntılar okuma kaydından, kaynak metinle otomatik karşılaştırılarak alındı. Karşılaştırmada tutmayan 16 alıntıyı "alıntı" saymaktan çıkarıp "özet" olarak işaretledik. Sitenin kendi "Yani…" açıklamalarını Dost'un sözü saymadık.
Fiziği nasıl okuduk?
Her fizik cümlesini bir kaynağa bağladık. Kaynak sayısı 97 (kaynak sırası ve bakış aralığı için aşağıdaki sınırlara bakın). Bunların hepsi, künyeleri Crossref, arXiv ya da adres üzerinden tek tek denetlenmiş kaynaklar. Doğrulanamayan bir atıf kullanmadık; atıf uydurmadık.
Kaynak sıramız: hakemli makale ve derleme, sonra arXiv ön baskısı, sonra ansiklopedi maddesi (Stanford Felsefe Ansiklopedisi gibi). Popüler anlatımı kaynak olarak kullanmadık. Kaynaklar fizik literatürü ve ansiklopedi maddeleri; İbn Arabî uzmanı literatürü (şârihler) ve fizik–tasavvuf karşılaştırmalarının eleştirel literatürü kullanılmadı.
Anlatırken üç şeyi birbirinden ayırdık.
- Deney: ölçülmüş, tekrarlanmış sonuç.
- Kuram: kuramın matematiksel içeriği.
- Yorum: bu sonuca anlam vermek. Burada fizikçiler arasında uzlaşı yok; Kopenhag, çoklu dünyalar, Bohm gibi yorumlar aynı deneye farklı şeyler diyor. Bir benzerlik hangi yoruma bağlıysa onu o yoruma bağlı yazdık.
Test edilmemiş kuramları ayrıca "spekülatif" diye belirttik.
Yan yana nasıl koyduk?
Her biçim sayfasında aynı sıra var: önce Dost, sonra fizik, en sonda yan yana bakış. Yan yana bakışta dört şeyi, sırayla ve düz cümlelerle yazdık: ortak olan ne, ayrıldıkları yer neresi, bir gören bunu nereden fark edebilir, elimizde hangi soru kaldı.
Her yakınlığa üç sınama uyguladık.
- Özgüllük: "Bu biçim başka hangi tuhaflıklara da uyar?" Her tuhaf şey her tuhafa benzer; bu bizim en büyük tuzağımız. Biçim yeterince belirli değilse yakınlığı düşürdük. Kalabalık bir biçim (örneğin zıtların birlikte olması), çok yerde geçtiği için özgül sayılmadı.
- Ayrıldıkları yer: Her çiftte açıkça yazıldı. İki yerde ayrılık o kadar büyüktü ki, onu başlı başına bulgu saydık.
- Karşı okuma: Her yakınlık için şüpheci bir fizikçinin ve bir Dost şârihinin ne diyebileceğini düşünüp yazdık.
Yakınlık sözleri ne demek?
Beş söz kullanıyoruz. Hiçbiri iki tarafı özdeş ilan etmiyor.
- Yakın duruyor. İki tarafın anlatış biçimi birbirine bakıyor ve biçim yeterince özgül. Buraya bir soru sorulabilir. Cevap bizde yok.
- Uzaktan selamlaşıyor. İki yerde de bir şey "göründüğü gibi değil" diyor, ama ayrıntıya inince ayrı konulardan söz ediyorlar gibi. Selam sayıyoruz, yakınlık saymıyoruz.
- Ayrı yollardan yürüyorlar. İki taraf zıt yöne gidiyor. Bunu da bir bulgu olarak yazıyoruz.
- Bu kapıya bakmadık. Bir karşılık aramadık ya da aradık, bulamadık. "Bulamadık", "yok" demek değil; bir gören farklı düşünebilir.
- Cazip ama bunu yapmadık. Yalnız sözcük benzerliği var. Birbirine benzeyen sözcüğü benzeyen şey sanmamak için bilerek bıraktık.
Neleri yapmadık?
- Bir eşitlik iddiasıyla bitirmedik. Her sayfa bir soruyla kapanıyor.
- Fiziğin Dost'u onayladığını ya da Dost'un fiziği anlattığını söylemedik; iki yönde de.
- Dost'un sözüne kendi sözümüzü katmadık. Alıntılar olduğu gibi duruyor.
- Fiziği Dost'a uydurmadık. Ayrışma varsa yazdık.
- Mekanizma aramadık; yalnız biçime baktık.
- Bir yakınlığın derin mi yüzeysel mi olduğunu ayıran bir ölçüt bulduğumuzu söylemiyoruz.
Sınırlar
Bunları açıkça söylemek gerekiyor.
Özet okuduk. Okuduğumuz şey Fütûhât'ın kendisi değil, sitenin Türkçe kısım özetleri. Dost'un özetin dışında kalan sözü bu okumada görünmüyor. Bir cümlenin akla sığmaması, özetin onu nasıl aktardığından da gelmiş olabilir.
Arapça aslıyla karşılaştırma sınırlı. Yalnız ilk otuz alıntıyı Arapçasıyla karşılaştırdık (yirmi üçü uyuşuyor, üçü kısmen, dördü bulunamadı); gerisi hâlâ çeviri düzeyinde. Sayfalardaki her alıntı bir çevirinin, o da bir özetin içinden geliyor. Karşılaştırdığımız Arapça metin OpenITI'deki sayısallaştırılmış baskıdır (Dâru İhyâi't-Türâsi'l-Arabî, Beyrut 1998; OpenITI lisansı CC BY-NC-SA 4.0): tek baskıdır, sayısallaştırma hataları içerebilir ve metin sitede yayımlanmaz.
Çeviri sınaması otomatik. Bir de Ekrem Demirli'nin 18 ciltlik çevirisine karşı bir sınama yaptık. Tırnaklı parça taşıyan 1.087 zorluk-3 maddeyi aldık; her tırnaklı parçayı çevirinin ilgili cildinde, harf, aksan ve noktalama farkını yok sayarak, 24 karakterlik pencerelerle aradık. Sonuç: 937 madde bulundu, 71'i kısmen bulundu, 79'u bulunamadı. Bulunamayanların alıntı türündeki 34'üne tek tek, elle baktık. Gerçek bir yanlış alıntı çıkmadı. Sebepler üçe ayrıldı: taramadan gelen yazım bozuklukları, özetin cümleyi kısaltıp uyarlaması, ve âyet mealının farklı olması.
Burada iki şeye dikkat edin. Birincisi, sınama bilgisayar eşleştirmesi; anlam okuması değil. İkincisi, bu Arapça sınaması değil: çevirinin Arapçaya uygunluğu ayrı bir iştir, ona bakmadık. Çeviri metninin kendisini de siteye ya da depoya koymadık, yalnız sonuç sayıları duruyor.
Fizik özetlerinin bir kısmı. Bazı kaynaklarda özeti makalenin tam metninden değil, genel bilgiyle yazdık. Bunları ilgili sayfalarda "belirsiz" diye işaretledik.
Biçimler Dost'a özgü değil. Seçtiğimiz biçimlerin çoğu başka geleneklerde de var (Nagarjuna, Eckhart, Herakleitos; kelâmda tekrar yok, vesile, imkânda daha iyisi yok gibi). Özgüllük sınamasını burada yalnız fizik tarafında yaptık ("bu biçim başka hangi tuhaflıklara uyar?"); aynı eşlemeyi Dost dışı bir metinle denemedik.
Çoklu karşılaştırma. Yüze yakın fizik kaynağı arasından en iyi eşleşenleri seçtik. Ne kadar çok şeye bakarsak bir şeyin tesadüfen benzemesi o kadar kolaylaşır; bu bir sınırdır.
Kelâm bağlamı. Tekrar yok, vesile, nispetle zaman gibi kelâm kökenli kavramları kelâm bağlamıyla ayrıca okumadık.
Yorum payı bizde. Hangi maddeyi sırlı saydığımız, hangi zorluğu verdiğimiz, hangi biçime koyduğumuz bizim kararımız. Başka iki okuyucu başka bir liste çıkarabilir.
Sonra ne olabilir?
Arapça aslına dönüp en sırlı yüz kadar maddeyi sınamak bir sonraki adım olabilir. Bir de sizin okumanız var: bir gören bizim göremediğimizi fark ederse, bu sayfalar tam da bunun için yazıldı. Okuyup bize söylemenizi bekleriz.
Kör eşleştirme denemesi
Her biçim sayfasında "bu iki şey benzer" derken, aslında konunun benzerliğine mi (zaman ile zaman, bilgi ile bilgi) yoksa yapının benzerliğine mi baktığımızı kendimize sormamız gerekiyordu. Bunu sınamak için küçük bir deneme yaptık.
Her biçimin sayfadaki tarifini bir ajana verdik ve onu konudan arındırıp yalın bir yapıya çevirmesini istedik: "X hem var hem yok" gibi, zaman, bilgi, Hak, kul gibi sözler olmadan. Sonra ikinci bir ajana yalnız bu yapıyı ve yüz bir fizik kaynağının kısa tanımlarını verdik; "yapıya en çok uyan altı kaynağı seç" dedik. Sayfalarımızda o biçime bağladığımız kaynaklarla ne kadar örtüştüğüne baktık.
Sonuç şöyle: on altı biçimde toplam doksan altı seçim yapıldı, yirmi dokuzu bizim sayfamızdaki kaynakla örtüştü (yüzde otuz). Rastgele seçsek yüzde altı bekleriz. Yani yapı tek başına, konudan bağımsız bile olsa, bizim eşleştirmemizi şansın çok üstünde buldu. Ama dağılım eşit değil: zaman (altı seçimin altısı), ilişki, sığma ve bilgi biçimlerinde dörder isabet var; hem-hem, süreklilik, içeride-dışarıda, ne-aynı-ne-başka ve hayret biçimlerinde hiç isabet yok. O beş biçimde sayfalarımızdaki eşleştirme, yapıdan çok konudan ya da bizim yorumumuzdan geliyor olabilir; bunu bilmiyoruz.
Bu deneme sağlam bir kanıt değil: bir kez koştu, ikisi de bir yapay zekâ modeli, yapı tarifleri konudan tam arındırılamadı (zaman biçiminin tarifinde ölçü ve yön gibi ipuçları kaldı), bizim kaynak kümelerimiz de konuya bakılarak seçilmişti. Yine de iki şeyi gösterdi: bazı eşleştirmeler yapıdan okunabiliyor, bazıları okunamıyor. Okunamayanları sayfalarda daha temkinli söylemek gerekiyor.
Bağımsız denetim
Sayfalardaki bütün eşleştirmeleri tek tek kayda çevirdik (yüz yedi kayıt; her birinde "bu benzerlik hangi gerekçelerle yanlış olabilir?" sorusunun cevabı zorunlu) ve bu kayıtları sayfayı görmeyen ayrı bir okuyucuya denetlettik. Kayıtlar ve yöntem araştırma tarafında duruyor; siteye girmiyor.
Denetimin sonucu şöyle: kayıtların elli ikisi korundu, otuz altısı için "bir kademe düşürülmeli", on dokuzu için "reddedilmeli" dendi. Benzerlikleri beş sınıfa ayırdık (A: aynı teknik anlamda karşılık, B: yapısal, C: kavramsal, D: mecazi, E: yüzeysel ya da reddedilmiş). Bugün hiçbir kayıt A ya da B sayılmıyor. En güçlüler C sınıfında (on bir kayıt), dört kayıt ayrışma, geri kalanlar mecazi, yüzeysel ya da bakmadığımız kapılar. Bunu sayfalardaki sözlerle uyumlu tutmaya çalıştık: "yakın duruyor" diyebileceğimiz bir eşleştirme kalmadı, sayfalar en çok "uzaktan selamlaşıyor" diyor.
Bu bir başarısızlık değil, çalışmanın dürüst durumu: iki alanın akla sığmama biçimleri yan yana konabiliyor ve bazı sorular ortak, ama "aynı yapı" diyebileceğimiz kadar sağlam bir eşleştirme bulamadık. Sayfalardaki sorular bu yüzden soru olarak kalıyor.