Burada, sayfalarda takılabilecek sözleri kısaca açıyoruz. Dost tarafındaki açıklamalar genel ve yorumsuzdur: Dost'un ne dediğini değil, söz tasavvufta genelde ne anlama gelir onu söylüyor. Fizik tarafındakiler ise sayfalarda ve kaynak özetlerinde geçtiği düzeyde, genel kabul gören anlamlarıyla yazıldı. Sayfalardaki kısaltmaları (Hem-hem, Tekrarsızlık…) giriş sayfası açıyor.
Allah
Tasavvufta ve İslâm geleneğinde Tanrı'nın özel adıdır. Bu sayfalarda adı daha çok Dost'un kendi cümlelerinde, Tanrı'dan doğrudan söz edilen yerde görürsünüz.
Sitede gör: Allah (Esmâ)
Hak
Tasavvufta Tanrı'ya verilen adlardan biridir; "gerçek, var olan" demektir. Çoğu zaman halkın, yani yaratılmışların karşısında söylenir. Sayfalarda "Hak" ile "Hakk'ın" aynı sözdür; ikincisi tamlamalı hâlidir. Allah adı daha çok Tanrı'dan doğrudan söz edilen yerde, Hak ise Hak–halk, Hak–kul gibi karşılıklı söylenen çiftlerde geçer.
Halk
Tasavvufta Hak'ın karşısında söylenen "yaratılmışlar, yaratılmış âlem" anlamına gelir. "Hak ile halk" çifti, sayfalarda sık geçen bir karşılıklı söyleyiş kalıbıdır.
Rab
Tasavvufta Tanrı'nın, bir varlığı yetiştiren, terbiye eden, ona yön veren yönünü anlatan adıdır. Sayfalarda hep kulla birlikte, "Rab–kul" ilişkisi olarak geçer. Yan Yana sayfaları bu ilişkinin hangi mertebede söylendiğini her yerde ayrıca belirtir.
Kul
Tasavvufta Tanrı'nın karşısında, O'na kulluk eden varlık olarak insana verilen addır. Sayfalarda "Hak ile kul" ya da "Rab ile kul" ikilisinin bir tarafı olarak geçer.
İlâh
Tasavvuf dilinde Tanrı'nın, kendisine tapılan olma yönünü anlatan addır. Sayfalarda Rab ve kulla birlikte, "ilâh–Rab–kul nispetleri" diye anılır.
Zât
Tasavvufta Tanrı'nın adlarından, sıfatlarından ve tecellîlerinden ayrı olarak düşünülen kendi özüdür. Yan Yana sayfaları bir karşılıklılık ya da ilişkiden söz ederken çoğunlukla "Zât düzeyinde değil" diye not düşer.
Sitede gör: Zât (Ontoloji) · Zât (Esmâ)
Vâcib
Kelâm ve tasavvufta varlığı kendinden olan, yani var olması başka bir şeye bağlı olmayan demektir. "Mümkün"ün karşıtıdır; sayfalarda "Vâcib ile mümkün arasındaki asimetri" diye geçer.
Sitede gör: Vâcib (Vâcibü'l-Vücûd) (Terimler)
Mümkün
Kelâm ve tasavvufta hem var hem yok olabilen, varlığını başkasından alan demektir. "Vâcib"in karşıtıdır. Gündelik dildeki "olabilir" anlamından ayrıdır; sayfalarda bu terim anlamıyla geçer.
Sitede gör: Mümkün (Terimler)
Nispet
Tasavvufta iki şey arasındaki bağıntı, bir şeyin başka bir şeye göre durumu demektir. "Nispetler düzeyinde söyleniyor" demek, bir sözün Zât'ı değil, adlar arasındaki ilişkiyi anlattığı anlamına gelir.
Sitede gör: Nispet ve İzafet İsimleri (Esmâ) · Nispet (Terimler)
Mertebe
Tasavvufta varlığın ya da bilginin basamaklarından biridir. Bir sözün "hangi mertebede söylendiği", hangi basamaktan konuşulduğunu gösterir.
Tecellî
Tasavvufta Hak'ın kendini bir sûret ya da isim içinde göstermesi demektir. Kelime "ışımak, görünmek" kökündendir. Dost'un anlatımında en sık geçen sözlerden biridir.
Sitede gör: Tecellî ve Nefesü'r-Rahmân (Ontoloji) · Tecellî (Terimler)
Tenzih
Tasavvufta Tanrı'yı yaratılmışlara benzemekten uzak tutma, "O hiçbir şeye benzemez" deme tavrıdır. "Teşbih"in karşıtıdır; Dost iki tavrı birlikte tutar.
Sitede gör: Tenzih ve Teşbih (Terimler)
Teşbih
Tasavvufta Tanrı'yı, yaratılmışlardaki izlerinden hareketle bir benzerlikle anlatma tavrıdır. "Tenzih"in karşıtıdır; ikisi birlikte Dost'un anlatımında sık görülür.
Sitede gör: Tenzih ve Teşbih (Terimler)
Berzah
Tasavvufta iki âlem ya da iki hâl arasında duran perde, ara bölge demektir. Bu sayfalarda gündelik algı ile görünmeyen âlem arasındaki yer olarak anılır.
Sitede gör: Berzah (Ara Bölge) (Terimler)
Hayal
Tasavvufta "hayâl", gündelikteki "gerçek olmayan şey" demek değildir. Sûretlerin göründüğü, duyu ile akıl arasındaki ara alanı da anlatır. Sayfalarda bu terim anlamıyla geçer; rüya da bu alanın bir örneği olarak sayılır.
Sitede gör: Âlem-i Misâl (Hayal) (Ontoloji)
Âlem
Tasavvufta Hak'tan başka bütün varlık, yani yaratılmışlar bütünü demektir. Çoğul kullanımla (âlemler) birden çok varlık düzeyi de anlatılabilir; bu sayfalarda ikisi de geçer.
Sûret
Tasavvufta bir şeyin görünen biçimi, kendini gösterdiği kalıptır. Aynadaki yansıma da bir sûrettir; "sûret" çoğu zaman "içindeki gerçeklik" ile karşı karşıya söylenir.
Sitede gör: Sûret ve Mâdde (Terimler)
Perde
Tasavvufta bir şeyi başka bir şeyden ayıran, onu örten ya da görünür kılan şeydir. Dost'un anlatımında perde çoğu zaman yalnız örtmez, aynı zamanda gösterir.
Sitede gör: Perde (Hicâb) (Ontoloji)
A'yân-ı sâbite
Tasavvufta varlıkların, dış dünyada var olmadan önce Hak'ın ilmindeki sabit hakikatleri demektir. Kelimenin kendisi "sabit özler" anlamına gelir; Dost'tan okunan kısımlarda sonsuzluğu ile varlığa girenlerin sonluluğu karşı karşıya söylenir.
Sitede gör: A'yân-ı Sâbite (Ontoloji)
Nefes-i rahmânî
Tasavvufta "Rahmân'ın nefesi"; âlemin Hak'tan, bir nefes gibi çıkarak var oluşunu anlatan bir imgedir.
Sitede gör: Nefes-i Rahmânî (Rahmân'ın Nefesi) (Terimler)
Vakit
Tasavvufta sâlikin içinde bulunduğu hâl, yaşadığı "şimdi" demektir. Gündelikteki saat ya da zaman dilimi anlamından ayrıdır; bu sayfalarda kısmın kendi cümlesinde nasıl geçiyorsa öyle anılır.
Sâlik
Tasavvufta manevî yolda yürüyen, Hak'a doğru yol alan kişiye verilen addır.
Kutsî hadis
İslâm geleneğinde anlamı Tanrı'ya, sözü Peygamber'e ait kabul edilen hadistir; Allah'ın kendi ağzından aktarılır. Bu sayfalarda bir kutsî hadis geçtiğinde, biz onun senedini ya da varyantlarını incelemedik.
Rivayet
İslâm geleneğinde bir sözün ya da haberin kimden kime aktarıldığını belirten zincirle nakledilmesidir. "Rivayete göre" demek, sözün sahibine aktaran zincir üzerinden ulaşıldığını söylemektir.
Şârih
Bir eseri açıklayan, şerh yazan kişidir. Fütûhât ve Füsûs üzerine yazılmış şerhlerin yazarları bu sayfalarda "şârihler" diye anılır.
Fütûhât
İbnü'l-Arabî'nin büyük eseridir; tam adı Fütûhât-ı Mekkiyye'dir. Sitede 18 cilt, 226 kısım olarak duruyor. Bu sayfalar onun Türkçe kısım özetlerine dayanır.
Dost
Bu sitenin Muhyiddîn İbnü'l-Arabî'ye (1165-1240) verdiği addır; sayfalar boyunca yalnız bu anlamda geçer.
Kısım numarası
c10k133 gibi bir gösterim, 10. cilt 133. kısım demektir. Alıntıların yanındaki "s." sayfa numarasını gösterir. Kısım numarası siteye bağlanır, tıklayınca o kısmın sayfasına gidebilirsiniz.
Akıl-dışılık biçimi
Bizim çalışma etiketimiz. Dost'un anlatımında aklı zorlayan söyleyiş kalıplarından her birine verdiğimiz addır. Biçim, içerik değil söyleyiş yoludur; Dost'un sözüne yapıştırılmış bir nitelemeyi göstermez.
Sırlı madde
Okurken tuttuğumuz notlarda, aklı zorlayan bir yer olarak işaretlediğimiz tek bir cümle ya da pasaj demektir. Bizim çalışma etiketimizdir.
Zorluk puanı
Her sırlı maddeye verdiğimiz 1 ile 3 arasında bir not. 1, "kolay benzetilir"; 3, "benzetme bulmakta çok zorlanırız" demektir. Bizim çalışma etiketimizdir.
Süperpozisyon
Bir kuantum sistemin, ölçmeden önce, birden çok olasılığın birlikte hesaba girdiği hâlidir. Süperpozisyon "hem şuradadır hem buradadır" demenin yalın bir kısaltması gibi söylenir, ama kuram bunu olasılık genliklerinin belli bir hesapla toplanması olarak yazar.
Dolanıklık
Ayrı yerlerdeki iki parçacığın sonuçları tek tek bakıldığında rastgele görünür, ama birlikte bakılınca aralarında bir ilişki çıkar. Bu ilişki, parçacıklar önceden belirlenmiş bir şey taşıyormuş gibi anlatılarak açıklanamıyor; deneylerle gösterildi.
Dekoherans
Bir kuantum sistem çevresiyle etkileştiğinde, olasılıkların birlikte oluşunun izlerinin, yani girişimin, çok hızlı silinmesidir. Sonuçların neden klasik göründüğünü açıklar; "neden yalnız biri" çıktığı sorusu ise kendi başına çözülmüş değildir.
Ölçüm problemi
Kuram, ölçüm anına kadar olasılıkları birlikte tutar; ölçümde ise tek bir sonuç görürüz. Bu geçişin ne zaman ve nasıl olduğu sorusuna denir. Hâlâ tartışılan bir sorudur.
Çöküş
Ölçüm anında birkaç olasılığın tek bir sonuca inmesini anlatan kuraldır. Bazı yorumlar bunu kuramın ek bir kuralı sayar, bazıları kuramdan çıkarır.
Bell eşitsizliği
Ölçüm sonuçları parçacıkların taşıdığı önceden belirlenmiş şeylerle açıklanabiliyorsa, iki uzak ölçümün ilişkisinin aşamayacağı bir sınır vardır; John Bell bu sınırı bir eşitsizlikle yazdı. Deneyler bu sınırı aştı.
Gizli değişken
Kuramın söylemediği, ama sonuçları önceden belirlediği varsayılan gizli bir ayrıntıdır. Bell deneyleri, yerel türden gizli değişkenlerle bu sonuçların açıklanamadığını gösterdi.
Yerellik
Bir şeyin yalnız yakınındakilerden etkilenebileceği, uzaktan anında etkilenemeyeceği düşüncesidir. Bell deneyleri "yerel gizli değişken" resminin tutmadığını gösterir.
Kopyalanamazlık
Bilinmeyen bir kuantum durumunun aynen kopyalanamamasıdır. Bu, kuramın bir sonucudur; dolanıklıkla ışıktan hızlı haberleşme önerilerini de engeller.
Işınlama
Bir kuantum durumun bir yerde ölçülürken yok olup başka bir yerde yeniden kurulması işlemidir. Gündelikteki "ışınlama" gibi madde taşımaz; durum bilgisini taşır.
Belirsizlik ilkesi
Bir parçacığın yeri ile momentumu aynı anda istenen kesinlikte bilinemez; belirsizliklerin çarpımı bir alt sınırın altına düşemez. Heisenberg bunu 1927'de ortaya koydu. Bu, ölçü aletinin kabalığından değil, kuramın yapısından gelen bir sınırdır.
Tamamlayıcılık
Bohr'un adlandırdığı bir fikirdir. Dalga ve parçacık betimlemelerinin ikisi de gereklidir, ama aynı ölçümde ikisi birden tam olarak görülemez.
Girişim
Dalgaların üst üste binip açık-koyu çizgilerden oluşan bir desen kurmasıdır. Elektron ya da foton gibi parçacıklar da çift yarıktan geçirildiğinde bu deseni verir.
Kuantum sıçraması
Atom gibi küçük bir sistemin bir enerji düzeyinden başka birine, ara hâller görünmeden geçişidir. Bazı deneyler böyle bir geçişin yarıda yakalanıp geri çevrilebildiğini gösterdi.
Kopenhag yorumu
Bohr ve Heisenberg'in çevresinde gelişen yorumlara verilen addır. Ortak fikirleri ölçümde klasik dilin gerekliliği, tamamlayıcılık ve sonucun olasılıkla verilmesidir. Adı onlar kullanmamıştır; sonradan verilmiştir ve iki ismin kendi aralarında da uzlaşmadığı yerler vardır.
Çok dünyalar yorumu
Ölçümde çöküş kuralını bırakıp her sonucun bir dal olarak sürdüğünü söyleyen yorumdur. Everett önerdi; "çok dünya" adını başkaları verdi. Bu bir kuram önerisidir, deney sonucu değil.
Çoklu dünyalar
Ölçümde bütün sonuçların birer dal olarak sürdüğünü söyleyen yorumdur. Everett'in önerisinin sonradan alınan adıdır.
Kochen–Specker teoremi
Üç ya da daha fazla boyutlu sistemlerde, bütün ölçüm sonuçlarının önceden ve ölçümden bağımsız belirli olduğunu varsaymanın kuramla bağdaşmayacağını gösteren teoremdir.
Bağlamsallık
Bir ölçümün sonucunun, onunla birlikte hangi başka ölçümlerin yapıldığına da bağlı olmasıdır. Kochen–Specker teoremi ve ilgili deneyler bunu gösterir.
Ontik
Kuantum durumunun, sistemin kendisine ait gerçek bir şeyi tarif ettiğini söyleyen görüşe verilen addır. "Epistemik"in karşıtıdır.
Epistemik
Kuantum durumunun sistemin kendisini değil, bizim onun hakkındaki bilgimizi tarif ettiğini söyleyen görüşe verilen addır. "Ontik"in karşıtıdır.
QBism
Kuantum durumu, bir gözlemcinin olasılıklara dair kişisel inancı olarak okuyan yorumdur. Öteki yorumlarla aynı matematiği kullanır; iddiaları tartışmalıdır.
İlişkisel yorum
Bir sistemin özelliklerinin mutlak değil, onunla etkileşen başka bir sisteme göre değer taşıdığını söyleyen yorumdur. Rovelli önerdi; bir yorum önerisidir, deney sonucu değildir.
Kuantum Zeno etkisi
Bir kuantum sistemi yeterince sık gözlendiğinde ilk hâlinde kalması, bozunmaması durumudur. "Kuantum Zenon paradoksu" diye de anılır.
Tünelleme
Bir parçacığın, klasik olarak aşamayacağı bir engelin ötesinde görünmesi olgusudur. Kuantum mekaniğinin en eski öngörülerinden biridir.
Zaman genişlemesi
Özel göreliliğe göre hareketli bir saatin, duran gözlemciye göre daha yavaş işlemesidir. Atom saatleriyle yapılan uçak deneyleri bunu ölçmüştür.
Göreli eşzamanlılık
Görelilikte iki olayın "aynı anda" olup olmadığının gözlemciden gözlemciye değişebilmesidir. Bu yüzden herkesin paylaştığı bir "evrensel şimdi" yoktur.
Evrensel şimdi
Herkes için aynı olan tek bir "şimdi" düşüncesidir. Görelilik böyle bir ortak şimdiyi desteklemez.
Gözlemci
Fizikte ölçüm yapan ya da bir sistemle etkileşen herhangi bir şeydir; bir insan olması gerekmez. Yorumlar gözlemciye farklı roller verir.
Nedensellik
Bir olayın başka bir olayın sonucu olması, sebep–sonuç zincirleridir. Fizikte nedensellik ihlali bulunmamıştır; bazı durumlarda yalnız "önce–sonra" sırası tanımsız kalır.
Einselection
Zurek'in, çevrenin bozmadığı birkaç kararlı hâlin kalmasını anlatmak için kullandığı addır ("çevrenin yaptığı seçme"). Dekoherans anlatımının bir parçasıdır.