c15k168-01
Uyarıyor
“Bu mesele önemli ve ince bir meseledir. Bildiğim kadarıyla kimse ona dikkat çekmemiştir.”
İşaret: önemli ve ince bir meseledir
411. bölümde bilginin bilinene tâbi olması meselesi.
Uyarıyor
“Bu mesele önemli ve ince bir meseledir. Bildiğim kadarıyla kimse ona dikkat çekmemiştir.”
İşaret: önemli ve ince bir meseledir
411. bölümde bilginin bilinene tâbi olması meselesi.
Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
“Kim bu bilgiyi zevk yoluyla öğrenirse, kitabın öne geçmesinin anlamını öğrenmiş demektir.”
İşaret: zevk yoluyla öğrenirse
411. bölümde kitabın öne geçmesinin anlamının zevk yoluyla öğrenilmesi.
Tarif edilemez diyor
“gerçekte farklı suretlerde zuhur edebilen bir hakikatin bulunduğunu bilir, fakat mahiyetini veya keyfiyetini kesinlikle bilemez.”
İşaret: mahiyetini veya keyfiyetini kesinlikle bilemez
414. bölümde Hakk'ın farklı suretlerde zuhur etmesinin mahiyet ve keyfiyetinin bilinemezliği.
İşaretle söylüyor Uyarıyor
“Bu kitapta aklını her bölümün başında zikredilen şiire vermelisin, çünkü şiirler, bölümde dikkatini çekmek istediğim ölçüde ilgili hususları içerir. Bunun yanı sıra şiirde konu içinde söz edilmeyen hususları bulursun.”
İşaret: şiirde konu içinde söz edilmeyen hususları bulursun
415. bölümün sonunda Dost'un okuyucuya kitabı nasıl okuyacağını söylemesi: bölüm başındaki şiirlere dikkat.
Tarif edilemez diyor
“Acaba isimlendirilene mi, yoksa anlama mı dua edecektir?” sorusuna cevap: “(Bunu bilmiyoruz).” (özet)
İşaret: (Bunu bilmiyoruz).
416. bölümde isimlerin çokluğuna karşın isimlendirilenin tek, anlaşılanın tek olmaması ve O'ndan anlaşılanın gerçek bir şey mi nispet mi olduğunun bilinmediği.
Marifet ilmine özgü
Biz -Allah'a yemin olsun ki- Allah'ın sınırlarından hiç birini aşmadık. Fakat Allah bize bu konularda yaratıklarının çoğuna vermemiş olduğu bilgiler ve anlayış vermiş, biz de Rabbimizden açık bir delile sahip olduğumuzda, basiretle Allah'a davet ettik.
İşaret: yaratıklarının çoğuna vermemiş olduğu bilgiler ve anlayış
Dost'un kendisine çoğuna verilmemiş bilgi ve anlayış verildiğini söylemesi.
Ehline mahsus
basiretli insan, cemaat içinde ve onlarla birlikteyken, cemaat fertlerinin bilemeyeceği hususları bilir.
İşaret: cemaat fertlerinin bilemeyeceği hususları bilir
Basiret sahibinin cemaatin bilemeyeceği hususları bilmesi.
Sır diye adlandırıyor
Hallere gelirsek, onlardan kurtulmak mümkün değildir. Haller bize Hak tarafından verilmişken Hak için zatidirler.
İşaret: Hak için zatidirler
Makamlardan kurtulunabilirken hâllerden kurtulunamayacağı.
Sır diye adlandırıyor
Kendisi ‘perde'nin aynıyken nasıl bıraksın ki?
İşaret: perde'nin aynıyken
Allah'ın perdenin aynı olduğu ifadesi.
Tarif edilemez diyor
Delil bileşik bir şekilde ortaya çıkar / Nasıl olur da hakiki tek hakkında bilgi verir.
İşaret: hakiki tek hakkında bilgi verir
Delille hakiki birin bilinemeyeceği.
Tarif edilemez diyor
hakiki bir ise delille bilinmez.
İşaret: delille bilinmez
Hakiki birin delille bilinmediği.
Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
iki sınıf (akılcı ve mümin), müşahede sahiplerinin derecesine ulaşamazlar, çünkü müşahede sahibi (bilgisini elde ettiği) ‘görmek' nedeniyle onlardan üstündür.
İşaret: müşahede sahiplerinin derecesine ulaşamazlar
Müşahede sahibinin derecesinin haber ve delil sahiplerinden üstün olması.
Ehline mahsus
Onlar, zikir esnasında Hakkın kendi dilleri olduğunu görürler.
İşaret: Hakkın kendi dilleri olduğunu görürler
Zikri gerçekten bilenlerin zikredenin kendileri olmadığını görmesi.
Marifet ilmine özgü
Allah ehlinden bazıları, bilginin perde olduğunu söylemiş ve bunu söylerken de nazarî bilgiyi, yani insanın Allah'a dair nazarî düşüncesinden elde ettiği bilgiyi kastetmişlerdir.
İşaret: Allah ehlinden bazıları, bilginin perde olduğunu söylemiş
Düşünerek edinilen bilginin perde sayılması.
Marifet ilmine özgü Ehline mahsus
Allah adamları Allah'ı O'nun bildirmesiyle bilenlerdir. Allah onların gözleri olduğu kadar aynı zamanda bilgileri olmuştur.
İşaret: Allah'ı O'nun bildirmesiyle bilenlerdir
Allah'ın bildirmesiyle bilme kipi.
Sır diye adlandırıyor Marifet ilmine özgü
Beni görecek olan ancak benimle görebilir. Beni kendi gözüyle gören, sadece kendini görmüştür; çünkü ben onun sûretiyle kendisine tecellî ettim.
İşaret: Beni görecek olan ancak benimle görebilir
Görmenin ancak Hak'la mümkün olduğu.
Sır diye adlandırıyor Tarif edilemez diyor
Bu bilgi, nazarî deliller ile ve de suretlerde gerçekleşen müşahedeyle idrak edilemeyecek gaip bir sırdır.
İşaret: gaip bir sırdır
Allah'ın görülmesine dair bilginin nazarî delil ve müşahedeyle idrak edilemeyecek gaip bir sır olarak nitelenmesi.
Tarif edilemez diyor
Nur idi, nasıl göreyim ki!
İşaret: Nur idi, nasıl göreyim ki
İsrâ gecesinde Rab'bin görülüp görülmediği sorusuna Hz. Peygamber'in cevabı.
Açıklamamayı seçiyor
Allah Kur'ân'da bize bu yakınlıkta Hz. Peygamber'e vahyettiği şeyleri belirtmediği kadar Hz. Peygamber de… bize açıklamamıştır.
İşaret: bize açıklamamıştır
Hz. Peygamber'e yakınlıkta vahyedilenlerin belirtilmemesi.
Ehline mahsus Uyarıyor
Böyle esintiler, Allah ehlinden olan âriflerin kalplerine eser durur. Onlar bu ifadeleri dile getirseler, mümin onları tekfir ederken delil sahibi akılcı onları cahil diye suçlar.
İşaret: Allah ehlinden olan âriflerin kalplerine eser durur
Bazı ifadelerin ârifler tarafından dile getirilmesi hâlinde tekfir ve cehalet suçlamasıyla karşılanacağı.
Marifet ilmine özgü Tarif edilemez diyor
Binaenaleyh Hakta hayrete ermek, Allah'a ulaşmanın ta kendisidir.
İşaret: Hakta hayrete ermek
Hayretin Allah'a ulaşmanın kendisi sayılması.
Açıklamamayı seçiyor Uyarıyor
Bunu tam olarak öğren, fakat ifşa etme ki, Allah'ın güvenilir, gizli ve iyi kullarından olasın!
İşaret: fakat ifşa etme
Okura öğrenme emri ve aktarma yasağı.
Açıklamamayı seçiyor Ehline mahsus
Ârifler masum Peygamber'den başkasının telaffuz etmesinin mümkün olmadığı hususları görmüşlerdir.
İşaret: telaffuz etmesinin mümkün olmadığı hususları
Âriflerin telaffuzu mümkün olmayan hususları görmüş olması.
Tarif edilemez diyor
Herhangi bir şekilde Allah'tan fâni olmak ise söz konusu değildir, çünkü O'ndan başka bir şey yoktur.
İşaret: Allah'tan fâni olmak ise söz konusu değildir
Fenânın bir şeyden fenâ olduğu.
Sır diye adlandırıyor
Sen onlara göründün ben görünmedim / Gayb olmasaydı inkâr etmezlerdi.
İşaret: Gayb olmasaydı inkâr etmezlerdi
Açılış şiirinde gaybın inkârla ilişkisi.
Uyarıyor
Ey Ebû Yezîd! İnsanlar senin hakkında benim bildiklerimi bilselerdi, seni taşlarlardı.
İşaret: benim bildiklerimi bilselerdi
Ebû Yezîd'e verilen cevapta bilinenlerin insanlarca bilinmemesi.
Marifet ilmine özgü Ehline mahsus
Muhammedî vârisin harikuladesi kalbindeki bilgidir.
İşaret: kalbindeki bilgidir
Muhammedî vârisin harikulâdesinin kalpteki bilgi olarak anlatılması.
Ehline mahsus
diğer nebilerin vârisleri göstermiş oldukları harikulade olaylarla umum tarafından tanınırlarken Hz. Muhammed'in vârisleri genel nezdinde meçhul, seçkinler arasında tanınan kimselerdir.
İşaret: genel nezdinde meçhul, seçkinler arasında tanınan
Muhammed vârislerinin genele meçhul, seçkinlere tanınır olması.
Tarif edilemez diyor
Hakk'ı gören gerçekte O'nu görmemiştir. Binaenaleyh O'nu ancak görmediğini bilen bilebilir.
İşaret: O'nu ancak görmediğini bilen bilebilir
Hakk'ı görenin görüşünün O'nu zapt edememesi.
Marifet ilmine özgü
Ona katımızdan bilgi verdik ve ledünden bilgi öğrettik.
İşaret: ledünden bilgi öğrettik
Rahmetin önden gidip bilginin ona tâbi olduğu yol için âyet dayanağı.
Uyarıyor
Bu bilginin talibi ise bu sınıflardan hangisine girdiğini bilemez.
İşaret: hangisine girdiğini bilemez
Halife insan ve hayvan insan ayrımında bilginin talibinin hangi sınıfta olduğunu bilememesi.
İşaretle söylüyor
Zamir isimleriyle açık isimler arasındaki farkı Allah'ın izniyle kitabın sonundaki isimler bölümünde açıklayacağız.
İşaret: kitabın sonundaki isimler bölümünde açıklayacağız
Zamir isimleriyle açık isimler arasındaki farkın ertelenmesi.
Sır diye adlandırıyor
Öyleyse onlar, isimlerin velîleri değil, zamirlerin velîleridir.
İşaret: zamirlerin velîleridir
Velî ile halîfe ayrımında isimlerin ve zamirlerin velîliği.
Uyarıyor Açıklamamayı seçiyor
Burada Allah hakkında sana açıkladığımız bilgiyi biz kendi irademizle açıklamadık, biz buna zorlandık.
İşaret: biz buna zorlandık
Dost'un Allah hakkında açıkladığı bilgiyi kendi iradesiyle açıklamadığını söylemesi.
Sır diye adlandırıyor
Hak bir gün sırrımda benimle mülk hakkında konuştu
İşaret: sırrımda
Süleyman ed-Dünbülî'den aktarılan, sırda geçen mülk sohbeti.
Ehline mahsus
Menzil sahipleri, Allah'ın katında bilinir, fakat hemcinslerinin katında meçhuldürler.
İşaret: hemcinslerinin katında meçhuldürler
Menzil sahiplerinin Allah katında bilinip hemcinslerine meçhul olması.
Sır diye adlandırıyor
aşırı yakınlığın yakınlığa karşı büyük bir perde olduğunu bildiği için
İşaret: aşırı yakınlığın yakınlığa karşı büyük bir perde
Yakınlığın perde olması.
Sır diye adlandırıyor
Kul tam ferdiyet makamına ulaşıp Allah katında bilinen ve âlemde bilinmeyen biri olunca, nesebi bilinmez ve makamına ulaşılamaz.
İşaret: âlemde bilinmeyen biri olunca, nesebi bilinmez ve makamına ulaşılamaz
Tam ferdiyet makamına ulaşan kulun âlemde bilinmemesi ve makamına ulaşılamaması anlatılıyor.
Marifet ilmine özgü
Ben bunu Mekke'de babamız Hz. Âdem adına yaptığım bir umrenin ardından sahih bir rüyada zevk yoluyla görmüştüm.
İşaret: sahih bir rüyada zevk yoluyla görmüştüm
Âdem adına yapılan umrenin karşılığı Dost tarafından rüyada zevk yoluyla görülmüş, aynı rüya başka birine de gösterilmiştir.
Sır diye adlandırıyor
bunun Allah'ın kullarından sakladığı bir sır olduğunu bilmelisin. Bu saklama ise nûrânî ve karanlık perdeler diye isimlendirildi. (özet)
İşaret: Allah'ın kullarından sakladığı bir sır
Perdelerin yaratılmış olup tecellîler karşısında nasıl durabildiği sorusuna verilen cevap bir sır olarak adlandırılıyor.
Açıklamamayı seçiyor Uyarıyor
Böyle bir bilgi insanların çoğundan sakınılmış bilgilerdendir. Hatta böyle bir bilgiye sahip ârifin onu insanlara açıklaması yasaktır.
İşaret: sakınılmış bilgilerdendir; açıklaması yasaktır
Hakikatlerin hükümlerinin kendilerinden kaynaklandığı, başkası tarafından meydana getirilmediği bilgisi ârife açıklama yasağı konan bilgi olarak anılıyor.
Açıklamamayı seçiyor
Ârifler ise Allah karşısında edebin gereğiyle konuşmalarını gizlerler, çünkü onlar, edepli insanlardır.
İşaret: konuşmalarını gizlerler
Perdeler kalksaydı âlimlerin kendilerini O'nun aynı görecekleri ve şatıhât ifadeleri söyledikleri anlatıldıktan sonra ârifler bu konuşmayı gizleyenler olarak ayrılıyor.
Ehline mahsus Uyarıyor
Hikmeti ehli olmayana vermeyiniz, öyle yaparsanız hikmete zulmetmiş olursunuz. Ehline de engellemeyin, bu kez ehline haksızlık etmiş olursunuz.
İşaret: Hikmeti ehli olmayana vermeyiniz
Hikmetin ehline verilip ehli olmayandan esirgenmesini bildiren hadis; ârifler bunu her şahsı murakabe etme yükümlülüğü olarak anlamıştır.
Sır diye adlandırıyor Açıklamamayı seçiyor
Üzerine perdemi çektiğim kişi benim sakladıklarımdandır, o bilinmez ve kendisi de bilmez. (özet)
İşaret: benim sakladıklarımdandır, o bilinmez ve kendisi de bilmez
Münâzeleler faslının kapanış bölümünün başlığı; Hakk'ın perde çektiği kişi bilinmez ve kendisi de bilmez.
Açıklamamayı seçiyor
gıybet, laf taşımak ve sırları gizlemeyi verebiliriz. Hepsi de sözel varlıkta (kevn-i kavlî) izharları yasaklanan doğrulardır
İşaret: sırları gizlemeyi ... izharları yasaklanan doğrulardır
İzharı yasaklanan doğrulara örnek olarak sırların gizlenmesi sayılıyor.
Açıklamamayı seçiyor Sır diye adlandırıyor
Hürlerin gönülleri, sırların kabirleridir.
İşaret: sırların kabirleridir
Sırların saklanması konusunu kapatan cümle.
İşaretle söylüyor Tarif edilemez diyor
Anladık ki onu bilmemiz sadece bir işaret / Hakkındaki bilgimiz ve cehaletimiz de denk.
İşaret: sadece bir işaret
Niteliğin zabtedemediği, makam ve hâlle sınırlanmayan Yesribî hakkındaki şiirin iki mısrası.
Marifet ilmine özgü
Burada ibadet derken varlığın kemale (ermesi) için meydana gelen 'marifet ibadetini' kastediyorum.
İşaret: marifet ibadeti
Âlemin birinci maksadı olarak anılan ibadetten kastedilen marifet ibadeti.
Açıklamamayı seçiyor Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
onların menzilleri hakkında konuşmamıza yol yoktur. Çünkü bizim bilgilerimiz zevk kaynaklı bilgilerdir. Hâlbuki peygamberlerin makamları hakkında zevkimiz yoktur.
İşaret: konuşmamıza yol yoktur; zevk kaynaklı bilgilerdir
Peygamber olan kutupların menzilleri hakkında konuşulamaması; peygamberler hakkında ancak resûl, nebîler hakkında nebî veya resûl, vârisler hakkında resûl, nebî ve velî konuşabilir.
Açıklamamayı seçiyor Sır diye adlandırıyor
Allah'ın sana bildirmiş olduğu sırrı bize anlat, fakat vakıada sana belirttiği şahsın tadını verme!
İşaret: sırrı bize anlat, fakat şahsın tadını verme
593'te Fas'taki mecliste zamanın kutbu hakkındaki sır anlatılırken şahsın tanıtılmaması istenmiştir.
Açıklamamayı seçiyor
Allah'ın sana tanıttığı şahsın adını vermemekle ne iyi ettin!
İşaret: adını vermemekle ne iyi ettin
Zamanın kutbu olan yolcunun, Dost'un şahsın adını vermemesini onaylaması.
Açıklamamayı seçiyor
Onun adını vermeyeceğim ve kendisini tanıtmayacağım, çünkü adını vermem yasaklandı ve yasaklanmanın sebebini de biliyorum.
İşaret: adını vermem yasaklandı
Birinci kutbun adı yasak nedeniyle verilmiyor; yasağın sebebi bilindiği söylenip sebep açıklanmıyor.
Açıklamamayı seçiyor Ehline mahsus
Onlar tanınmaz ve bilinmez. Onların makamları, bildiklerini saklamak makamıdır.
İşaret: bildiklerini saklamak makamıdır
Efrâdın tanınmaması ve makamlarının bildiğini saklamak olması.
Sır diye adlandırıyor
Azamet makamında bulunanların en kâmili, hali bilinmeyen ve tanınmayandır.
İşaret: hali bilinmeyen ve tanınmayandır
Yedinci kutup için, azamet makamındakilerin en kâmilinin bilinmeyen ve tanınmayan olduğu söyleniyor.
Marifet ilmine özgü
Allah katından olan keşfi niyetine göre gerçekleşir.
İşaret: keşfi niyetine göre gerçekleşir
"Allahu ekber" diyenlerin üç hâlinden her birinin getirdiği keşfin niyete göre olduğu bildiriliyor.
Tarif edilemez diyor
Ruhun kendisi surete görünmez ve hakkında bilebileceğin şey onun eserini görmenden ibarettir.
İşaret: Ruhun kendisi surete görünmez
Bildirilen övgülerin suret, Hakk'ın bunların ardındaki ruh gibi alınması imgesinin sınırı.
Ehline mahsus
Bu müşahedeye ulaşan sadece Kurtubalı bir adam görmüştüm. Mekke hareminde müezzindi ve adı Musa b. Muhammed el-Kıbab idi.
İşaret: Bu müşahedeye ulaşan sadece Kurtubalı bir adam görmüştüm
Kendisine görünüp "Ben Allah'ım" diyen şeye "Sen Allah değil, O'nun sayesinde olan birisin" demek şeklindeki müşahedeye ulaşan tek kişi olarak anılıyor.
Açıklamamayı seçiyor
Bu türe bir misal vermeyeceğim, çünkü zaman içerisinde kitabımda böyle bir övgü tarzının okunmasından hayâ ederim.
İşaret: Bu türe bir misal vermeyeceğim
Âlemde değersiz sayılan bir şeyle yapılan hamde örnek verilmiyor.
Açıklamamayı seçiyor İşaretle söylüyor Sır diye adlandırıyor
Burada ima edeceğimiz ama tam olarak açıklamayacağımız bir sır ve incelik vardır.
İşaret: ima edeceğimiz ama tam olarak açıklamayacağımız bir sır
İntikamın rahmet ve şifa olduğu ima ediliyor; "intikamın kimin için rahmet olduğunu da öğrenmen gerekir" denip kimin için olduğu söylenmiyor.
Tarif edilemez diyor
Aklî düşünce varlıkların mertebelerini ihata edemeyeceği gibi varlığın keyfiyetini de bilemez
İşaret: varlığın keyfiyetini de bilemez
Berzahta duyuyla idrak edilen şeylerden hareketle aklın imkânsız saydığı şeylere hüküm veremeyeceği belirtiliyor.
Marifet ilmine özgü
Bu konuyu yazarken Allah'ın dilediği ilimleri kendisinde gördüğüm ilâhî bir tecellî gerçekleşti.
İşaret: Allah'ın dilediği ilimleri kendisinde gördüğüm ilâhî bir tecellî
Dost bölümü yazarken kendisine gelen ve nebevî bir miras olarak andığı tecellî.
Sır diye adlandırıyor Marifet ilmine özgü
Allah'ın eşyada bâtın ve gizli bir hikmeti vardır ki onu Allah'tan ve O'nun bildirdiklerinden başkası bilemez
İşaret: bâtın ve gizli bir hikmeti vardır ki onu ... başkası bilemez
Cin kelimesinin gizli olanı, ins kelimesinin görünen olanı karşılaması bağlamında eşyadaki bâtın hikmet.
Açıklamamayı seçiyor
'Allah'ın bir şeyi yapması veya yapmaması mümkündür denilemez' diye hüküm vermeye edep engel oldu.
İşaret: hüküm vermeye edep engel oldu
Dost bu hükmü vermekten edep nedeniyle geri duruyor ve yerine "Bu mümkünün olması caiz olduğu kadar olmaması da caizdir" diyebileceğini söylüyor.
Ehline mahsus
Çünkü göz perdeyi görür. Perdeli olan ise derin akıl (lüb) sahipleri için Hakkın kendisinde tecellî ettiği ve sonra da başka bir perdeye geçtiği suret hakkındaki bir uyarıdır.
İşaret: derin akıl (lüb) sahipleri için
Perdenin derin akıl sahipleri için Hakk'ın tecellî ettiği suret hakkında uyarı olduğu; tecellînin tekrar etmediği.
Uyarıyor
Allah zâtı hakkında düşünmeyi bize yasakladığı gibi ulûhiyetinde kendisini birlemeyi bize emretti.
İşaret: Allah zâtı hakkında düşünmeyi bize yasakladığı
Zât hakkında düşünmenin yasaklanışı ve bu sınırı aşanların anılması.
Sır diye adlandırıyor
Perde kalktığında, kime neyin verildiği ve kimin verdiği belli olur.
İşaret: Perde kalktığında
Perde kalkınca verenin ve verilenin belli olması.
Açıklamamayı seçiyor
Geride hükmün kime nispet edileceğini tespit kalmıştır: Bu hükümler ilâhî isimlere mi nispet edilecektir, var olan mümkünlere mi?
İşaret: Geride hükmün kime nispet edileceğini tespit kalmıştır
İsimlerin çokluğu ile hükümlerin çokluğu arasındaki nispetin bölümde açık bırakılan sorusu.
Tarif edilemez diyor
O'na dair senin elde edebileceğin bilgi, ulûhiyet mertebesinin O'nun adına birlenmesinin bilgisidir; zâtını bilmek imkânsızdır.
İşaret: zâtını bilmek imkânsızdır
Zât bilgisinin imkânsızlığı; elde kalan bilginin ulûhiyet mertebesinin birlenmesi olması.
Tarif edilemez diyor
Hüküm mertebeye ait ise Hak her daim senin adına meçhul kalır.
İşaret: Hak her daim senin adına meçhul kalır
Mertebenin hükmü sebebiyle Hakk'ın kişi adına meçhul kalması.
Uyarıyor Marifet ilmine özgü
Bu âyeti açıkladığım şekilde öğrenmezsen, ruhu olmayan salt sahih bir sûreti öğrenmiş olursun. Benim söylediğim gibi öğrendiğinde ise görünür sûrete ruh üflenilir ve o ruh vasıtasıyla sûret hayat bulur.
İşaret: ruhu olmayan salt sahih bir sûreti öğrenmiş olursun
Âyetin doğru ama ruhsuz bir sûret olarak öğrenilmesi ile ruhlu öğrenilmesi arasındaki ayrım.
Tarif edilemez diyor
Ben de söylediğimizi bilmiyorum / Çünkü söyleyen ve konuşan O'dur.
İşaret: Ben de söylediğimizi bilmiyorum
Kapanış beytinde söyleyenin ve konuşanın Hak olduğu.
Ehline mahsus
Velî kendi zevkini aşmayacağı gibi hâlinden başka bir şey söylemez… Bu itibarla kişi dilinin altında hapistir ve dil konuşanın hâline tercümandır.
İşaret: Velî kendi zevkini aşmayacağı gibi hâlinden başka bir şey söylemez
Velînin sözünün kendi zevkiyle ve hâliyle sınırlı oluşu (Ebû Yezîd'in çığlığı bağlamında).
Ehline mahsus Uyarıyor
Allah böyle bir şiarı kendisini anlayan biri için ortaya koymuştur. Senin ise başka bir şiarın vardır.
İşaret: Allah böyle bir şiarı kendisini anlayan biri için ortaya koymuştur
Kendi şiarını tanımayana başkasının şiarının hitap etmediği; kişinin kendi şiarının sınırında durması.
Ehline mahsus
Onlar, Allah'ı zuhur ettiği hiçbir sûrette inkâr etmeyen âriflerdir, çünkü onlar, esası muhafaza ederler.
İşaret: âriflerdir
Hakkın ancak yaratılmışın sûretinde tecellî edeceği esasını bilen ârifler.
Sır diye adlandırıyor
Şiarlarda toplandık hepimiz / Sırlarda ayrıldık
İşaret: Sırlarda ayrıldık
Şiarlarda ortaklık, sırlarda ayrılık; tecellî ve sırlar ayrımı.
Sır diye adlandırıyor Tarif edilemez diyor
Hakkı arıyorsan, fikirlerden uzak dur / Çünkü sınanma mahalli benim sırlarımdır.
İşaret: benim sırlarımdır
Hakkı fikirle aramaktan sakındıran kapanış dizeleri.
Tarif edilemez diyor
Acaba beni bir alâmetle aramak, beni bilmemenin ta kendisi değil midir?
İşaret: Acaba beni bir alâmetle aramak, beni bilmemenin ta kendisi değil midir?
Bölümün cevaplanmadan bıraktığı kapanış sorusu.
Açıklamamayı seçiyor Uyarıyor
Buna mukabil 'Güç ve kuvvet seninle ortaya çıkar, ey kulum' demez… hayvan-insan bu ifadeyi bağlamının dışına taşırıp saygısızlık yapacağını da bilir. İnsân-ı kâmil böyle edepsizlikte bulunmaz.
İşaret: Güç ve kuvvet seninle ortaya çıkar, ey kulum' demez
Hakkın, kötüye kullanılmasın diye bir cümleyi kula söylememesi.
İşaretle söylüyor Uyarıyor
Akıllar hayîttir, onlara güvenirsen hüsrana uğrarsın, anla bu sözümü, benim bu sözüm bir işaret.
İşaret: benim bu sözüm bir işaret
Aklın tek başına güvenilir olmadığına dair açılış şiiri.
Açıklamamayı seçiyor
Bölüm, kulun rabbinin katında bulunduğu mertebelerin pek çok olduğunu ve araştırılması gerektiğini söyleyip ayrıntıya girmeden okuyucuya bırakır; örnek olarak namaz ve temiz uyku verilir. (özet)
İşaret: araştırılmalıdır
Kulun rabbinin katındaki mertebelerinin okuyucuya araştırılmak üzere bırakılması.
Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
Sufi kavminin bilgisi zevk ve tecrübedir / onlar araştırmayla idrak edilemez.
İşaret: zevk ve tecrübedir
Sûfîlerin bilgisinin araştırmayla değil zevk ve tecrübeyle idrak edilmesi.
Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
Nazari düşünceyle metafizik yapanların hiç biri bu konuyu anlamamışken Allah ehli onu ‘zevk' yoluyla öğrenmiştir.
İşaret: Allah ehli onu ‘zevk' yoluyla öğrenmiştir
Nazarî düşüncenin anlayamadığı konunun Allah ehlince zevk yoluyla öğrenilmesi.
İşaretle söylüyor
Dost, Ebû Yezîd'in “Ene Allah” sözünü bir kimlik iddiası olarak değil, “Allah” kelimesinden daha güçlü bir delil olma iddiası olarak çerçeveleyerek yeniden okur. (özet)
İşaret: Ene Allah
Ebû Yezîd'in şathiyesinin bölümdeki yeniden okunuşu.
Uyarıyor Marifet ilmine özgü
Bu düsturu yerine getirirken böyle bir neticeye varmayan kişi, sürekli onu telaffuz etse bile, o düstura göre Allah'ı zikretmiş sayılmaz.
İşaret: böyle bir neticeye varmayan kişi
Zikrin sayıyla değil kendi varış noktasına ulaşmakla yapılmış sayılması.
Tarif edilemez diyor Sır diye adlandırıyor
Bir şeye aşırı yakınlık perdenin kendisi.
İşaret: Bir şeye aşırı yakınlık perdenin kendisi
Gaibin hazır olduğu hâlde görülmemesinin nedeninin uzaklık değil aşırı yakınlık olması.
Ehline mahsus
Hak arif için gözdeyken (ayn) arif olmayan için mekânda bulunur.
İşaret: arif için
Algı biçiminin mertebeye, ârif olup olmamaya bağlı olması.
Sır diye adlandırıyor
Ben de bu yola girdiğimin ilk zamanlarında böyle davranmış, bu hususta garip sırlar görmüştüm.
İşaret: garip sırlar görmüştüm
Dost'un yola girişinin ilk zamanlarında dünya nimetlerini peşin istemesi ve bu konuda gördüğü sırlar.
Marifet ilmine özgü
Bu, Hakkın beş yüz doksan üç senesinde Fas'ta bana ihsan ettiği makamdır. Daha önce bu makam hakkında bir zevkim ve tecrübem yoktu.
İşaret: bir zevkim ve tecrübem yoktu
593 senesinde Fas'ta ihsan edilen makam ve onun zevken bilinmesi.
Tarif edilemez diyor Marifet ilmine özgü
Bilmelisin ki bu düsturun sahibi, akılları hayrete düşürüp öğrenilmesi mümkün olmayan bir bilgiyi müşahede eder.
İşaret: akılları hayrete düşürüp öğrenilmesi mümkün olmayan bir bilgiyi müşahede eder
Düstur sahibinin öğrenilmesi mümkün olmayan bir bilgiyi müşahede etmesi.
Ehline mahsus
Dost, ömrü boyunca salihlik hâline sahip yalnızca iki kişiyle karşılaştığını söyler: Mekke'de Tevzerli biri ve İşbiliye'de şeyhi Ebû'l-Abbâs el-Ureybî. (özet)
İşaret: yalnızca iki kişiyle karşılaştığını
Bu hâle sahip kişilerin ender oluşu.
Sır diye adlandırıyor
Rızkın terazisi gizlidir: terazinin içindekini Hak verir, dışında kalan tabiat gereği kişiye aittir; bir şeyin nereden geldiğinin nasıl anlaşılacağı bu gizli terazide tartışılır. (özet)
İşaret: terazinin gizli olduğunu
Rızkın gizli terazisi.
Açıklamamayı seçiyor
Bir sınırlama yapmadan böyle bir genelleme kullanmaları doğru mudur değil midir? O başka bir meseledir.
İşaret: O başka bir meseledir
Karun'un kavminin “sevinme” sözünün sınırsız bir genelleme sayılıp sayılamayacağının askıda bırakılması.
Sır diye adlandırıyor Tarif edilemez diyor
Bilmelisin ki gayb iki kısma ayrılır: Birincisi hiçbir zaman bilinmeyendir… Diğeri izafi gaybdir.
İşaret: hiçbir zaman bilinmeyendir
Gaybın, hiçbir zaman bilinmeyen ve izafî olmak üzere ikiye ayrılması.
Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
Gaybın bu türü ancak özel yönden (vech-i has) öğrenilebilir: Onu meleğin veya başka birinin bilmesi mümkün değildir. Onu sadece peygamber bilir.
İşaret: ancak özel yönden (vech-i has) öğrenilebilir
İzafî gaybın nereden öğrenilebileceği.
Sır diye adlandırıyor İşaretle söylüyor Marifet ilmine özgü
Burada araştırman gereken bir sır vardır… Çünkü ben bir şeyi bilmemenden söz etmiyorum, sadece Hakka dair bir bilgiyi ancak Muhammedi surette bilebileceğini söyledim.
İşaret: Burada araştırman gereken bir sır vardır
Hakka dair bilginin ancak Muhammedî surette bilinebilmesi.
Açıklamamayı seçiyor
Cevheri de değişen üçüncü kısımda değişimin surette kalmayıp cevhere de indiği söylenir; metin burada ayrıntıya girmez. (özet)
İşaret: metin burada ayrıntıya girmiyor
Cevherin de değiştiği hâlin ayrıntısız bırakılması.
Marifet ilmine özgü
Âhirette gerçekleşen, perde kalktığında herkes için gerçekleşen keşiftir.
İşaret: perde kalktığında … keşif
Âhirette herkes için gerçekleşen keşif, perdenin kalkmasıyla ilişkilendiriliyor.
Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
Gerçeği olduğu hal üzere ancak tenzih ve teşbihi birleştiren bilebilir.
İşaret: ancak … bilebilir
Gerçeği olduğu hâl üzere bilmek, tenzih ile teşbihi birleştirene bağlanıyor.
Marifet ilmine özgü
Bu ve benzeri bilgiler, bu zikrin kendisini düstur edinene kazandırdığı bilgilerdir.
İşaret: zikrin … kazandırdığı bilgilerdir
495. bölümde zikrin sahibine kazandırdığı bilgiler anılıyor.