c16k207-01
Marifet ilmine özgü
Allahı birleyenler (gerçekte) O'nu O'nunla birleyenlerdir.
İşaret: gerçekte O'nu O'nunla birleyenler
Tevhidin kim tarafından, neyle yapıldığı.
Marifet ilmine özgü
Allahı birleyenler (gerçekte) O'nu O'nunla birleyenlerdir.
İşaret: gerçekte O'nu O'nunla birleyenler
Tevhidin kim tarafından, neyle yapıldığı.
Sır diye adlandırıyor Marifet ilmine özgü
Senin zahirin O'nun bâtını senin bâtının O'nun zahiridir.
İşaret: ilahi surette yaratılmış insan
Hak ile insan arasında zâhir ve bâtının karşılıklı durumu (ayna örneği).
Marifet ilmine özgü
Çokluk varlıkta/gerçekte değil, nispet ve hükümlerdedir.
İşaret: bu zikir kendisini söyleyene şunu kazandırır
500. bölümde zikrin kazandırdığı bilgilerin ortak sonucu olarak çokluğun nerede durduğu.
Sır diye adlandırıyor
Benzerlerin perdeleri engeller, / O'nun her an yeniden yarattığı gerçeğini.
İşaret: Benzerlerin perdeleri engeller
Her an yeniden yaratmanın benzerlik perdesiyle görünmemesi.
Açıklamamayı seçiyor
Hâkim şahidin aynı iken, geride hayret hali kalır: Hâkim bilgisine göre mi hüküm verecektir, ya da vermeyecek midir?
İşaret: geride hayret hali kalır
Hâkimin şahit olduğu durumda hükmün neye göre verileceği sorusu cevapsız bırakılıyor.
İşaretle söylüyor Uyarıyor
İçinde bulunulan yerin hükmü, bu düstur hakkında ima ettiğimiz hususta seni perdelemesin.
İşaret: ima ettiğimiz
501. bölümde okuyucuya, ima edilen husus karşısında yerin hükmüyle perdelenmemesi söyleniyor.
Ehline mahsus Uyarıyor
Hikmeti ehlinden başkasına vermeyin, hikmete zulmetmiş olursunuz; ehline vermezlik etmeyin, onlara zulmetmiş olursunuz.
İşaret: ehlinden başkasına vermeyin
Hikmetin kime verileceğine dair hadis.
Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
Bu zikir… öyle bir bilgi kazandırır ki, o bilgi aynı zikri düstur edinmemiş… tarafından bilinemez
İşaret: zikri düstur edinmemiş … tarafından bilinemez
501. bölümde zikrin kazandırdığı, zikri edinmeyenlerce bilinemeyen bilgi.
Marifet ilmine özgü İşaretle söylüyor
Perdesinin ardından isimler ortaya çıktı / Keşifle onları kendi ismim olarak gördüm.
İşaret: Keşifle
508. bölümün açılış şiiri: perdenin ardından çıkan isimlerin keşifle görülmesi.
Sır diye adlandırıyor
senden dolayı kendimi senden perdeledim
İşaret: Allah kendini kuldan perdeliyor
Allah'ın kendini kuldan perdelemesi.
Marifet ilmine özgü Ehline mahsus
Kim bu zikri düstur edinirse, Allah bu dünyada Hz. Musa'nın dağına tecelli ettiği gibi kendisine tecelli eder fakat onu parçalamaz.
İşaret: bu zikri düstur edinirse
507. bölümde zikri edinene tecellînin parçalamadan gerçekleşeceği vaadi.
Tarif edilemez diyor Marifet ilmine özgü
Mesela Allah adı mertebeyi gösterirken hüviyet başka bir şeyi göstermemek üzere sadece zâtı gösterir.
İşaret: hüviyet … sadece zâtı gösterir
İsim ile hüviyet arasındaki ayrım: isim mertebeyi, hüviyet yalnız zâtı gösterir.
Tarif edilemez diyor Sır diye adlandırıyor
Allah O'nu bildiğini iddia eden herkes için gayb kalır. Öyle ki Allah ilâhî isimler için bile gayb olmuştur.
İşaret: gayb kalır
Allah'ın bilindiği iddiasına karşı gaybda kalışı.
Marifet ilmine özgü
Kim tenzih ederse teşbih etmiştir.
İşaret: Kim tenzih ederse teşbih etmiştir
511. bölümde tenzih ile teşbihin ilişkisi.
Sır diye adlandırıyor Marifet ilmine özgü
Buradaki durum, gerçekte delildeki kuşkudur. Öyle olmasaydı rab kuldan ve Hak halktan ayrışmazdı.
İşaret: delildeki kuşku
Rab ile kul, Hak ile halk arasındaki ayrışmanın delildeki kuşkuya bağlanması.
Ehline mahsus
çünkü onu zikreden rahmettir, yoksa kendisi rahmeti zikretmiş değildir!
İşaret: ancak bu zikrin sahibi ayırt edebilir
Hızır kıssasındaki iki rahmetin (rahmet ve bilgi) yalnız zikrin sahibince ayırt edilebileceği; zikredenin rahmet olduğu.
Sır diye adlandırıyor Marifet ilmine özgü
Allah kendisiyle senin arana sebep, nispet ve âdet perdelerini çekmiş, onları — senin fark etmediğin yönden — kendisinin suretleri kılmıştır.
İşaret: senin fark etmediğin yönden
Perdelerin arkadakini gizlerken aynı zamanda onun sureti olması.
Marifet ilmine özgü
Sen olmasaydın, imkânsız vacibe ve vacip imkânsıza tesir ederdi. Sen ortadan kalkmayan ve aşılamayan bir sınırsın.
İşaret: Sen ortadan kalkmayan ve aşılamayan bir sınırsın
İnsanın vâcib ile muhâl arasında iki ucu birleştiren sınır olması.
Açıklamamayı seçiyor
Acaba kendi nedeniyle gizli olan var mıdır, yoksa bir şey göreceli olarak mı gizlidir?
İşaret: soru bırakıyor
Gizliliğin zâtî mi izâfî mi olduğu sorusu açık bırakılıyor.
Sır diye adlandırıyor Açıklamamayı seçiyor Ehline mahsus
Bu zikir sahibine öyle garip bir sırrı daha öğretir ki o sır doruklarda gizlenmiş, satır aralarına ve içlerine yazılmış bir sırdır.
İşaret: gizlenmiş, satır aralarına … yazılmış bir sırdır
517. bölümde zikir sahibine öğretilen, doruklarda gizli, satır aralarına yazılmış sır.
Sır diye adlandırıyor Tarif edilemez diyor
İlahi hüviyet tecelli ederken Hak'tan gayb kalan yöndür. Başka bir ifadeyle hüviyet tecelli eden suretin ruhudur.
İşaret: gayb kalan yön
Hüviyetin, tecellî ederken gayb kalan yön ve suretin ruhu olarak tarifi.
Sır diye adlandırıyor
Öyleyse er-Rahman ismi hacibü'l-huccâb, yani perdedarların perdedarıdır. İsm-i a'zam'ın önünde itiraz edecek kimse bulunmaz.
İşaret: perdedarların perdedarı
Er-Rahman isminin perdedarların perdedarı oluşu ve ism-i a'zam.
Açıklamamayı seçiyor
Bu nedenle Allah onlar hakkındaki bilgisini 'Duymadıkları halde duyduk diyenler gibi olmayın' diyerek gizlemiştir.
İşaret: bilgisini … gizlemiştir
Kimin gerçekten duyduğuna dair Allah bilgisinin açıklanmaması.
Tarif edilemez diyor Uyarıyor
Allah'ın zâtı hakkında düşünme, bilinemez O / Kapının ardından gördüğüne sarıl sen.
İşaret: bilinemez O
521. bölümün açılış şiiri: zât hakkında düşünmenin yasaklanması.
Sır diye adlandırıyor
Kendisiyle ortaya çıkan özellik ve sıfatlarla / Onlar zâtın perdesi ve perdenin ta kendisi.
İşaret: zâtın perdesi ve perdenin ta kendisi
Sıfatların hem zâtın perdesi hem perdenin kendisi olarak tarifi.
Marifet ilmine özgü
'Hakkı söyleyen kitap bizim katımızdadır' âyetinde belirtilen kitap sensin.
İşaret: kitap sensin
522. bölümde âyetteki kitabın insan olarak okunması.
Marifet ilmine özgü Açıklamamayı seçiyor Ehline mahsus
Allah onun makamının elde ettiği marifeti örteceğini söylemiştir.
İşaret: marifeti örteceğini
Makamın kazandırdığı marifetin örtülü kalması; ancak aynı makamdan korkanın tanıması.
İşaretle söylüyor Açıklamamayı seçiyor
Bölüm bir de İbn Arabî'nin kendisinin “en garip soru” diye işaretlediği bir yere giriyor: sonsuz olan kelimeler arasında nasıl derecelenme olabilir (özet)
İşaret: en garip soru; işaretleyip bırakıyor
Sonsuz kelimeler arasında derecelenmenin nasıl olabileceği sorusu çözülmeden bırakılıyor.
Marifet ilmine özgü
526. bölüm, keşif yoluyla bilinen yükümlülük organlarını sayıyor: kalp, kulak, göz, dil, el, mide, cinsel organ, ayak. (özet)
İşaret: keşif yoluyla bilinen
Yükümlülük organlarının sayısı keşifle bilinen bilgi olarak veriliyor.
Sır diye adlandırıyor
Varlık olmasaydı, hikmetin sırrı olmasaydı / Âlemde varlıklar ortaya çıkmazdı.
İşaret: hikmetin sırrı
525. bölümdeki şiirde hikmetin sırrı anılıyor.
Marifet ilmine özgü
Bir vakıada Allah ona bu âyeti okudu; anlam açıldı. (özet)
İşaret: vakıa
529. bölümde İbn Arabî'nin bir vakıada âyetin anlamının açılması.
Ehline mahsus
Allah'ın eşyayı ihata etmesi bizdeki zevk bilgisinin benzeridir.
İşaret: zevk bilgisi
Allah'ın eşyayı ihatası zevk bilgisiyle ilişkilendiriliyor.
Marifet ilmine özgü Sır diye adlandırıyor
Allah bana 'günah' denilenin terk olduğunu, terkin ise la-şey, yani hiç olduğunu öğretti.
İşaret: Allah bana … öğretti
Günahın ontolojik statüsü: Allah'ın doğrudan öğrettiği bilgi olarak terk ve la-şey.
Sır diye adlandırıyor Ehline mahsus
Mümin imanla surete ruh üfler ve o suret kendisini yapandan başkasının göremeyeceği bir hayata kavuşur.
İşaret: kendisini yapandan başkasının göremeyeceği
Amelin suretine ruh üflenmesi; namazın sırrının amelin suretine ruh üflenmesinde olduğu bölüm özeti.
Açıklamamayı seçiyor Ehline mahsus
Büyük veliler, kendilerini göstermeyen gizli kimselerdir; onlarla sıradan insanlar arasında fark görünmez.
İşaret: gizli kimselerdir
Büyük velilerin gizliliği ve kerametin tuzak olma ihtimali.
Marifet ilmine özgü
Kalem suresini bir rüyada ilahi bir tenezzülle okudu ve sureden nebevi bir miras aldı (özet)
İşaret: rüyada … miras
534. bölümde İbn Arabî'nin rüyada Kalem suresini okuması ve miras alması.
Marifet ilmine özgü Ehline mahsus
Arif kul ahirette sürekli yaratıcı olur.
İşaret: Arif kul
Cennette ârifin akla gelen yaratma düşüncesinin gerçekleşmesi.
Sır diye adlandırıyor Açıklamamayı seçiyor
Dost kader sırrının 'bütün âlemden gizlenmiş' olduğunu söylüyor ve ekliyor: 'bundan daha açık bir husus ve kula daha yakın bir şey yoktur.' (özet)
İşaret: kader sırrı … bütün âlemden gizlenmiş
Kader sırrının gizliliği ve aynı zamanda kula yakınlığı.
Sır diye adlandırıyor Marifet ilmine özgü
'Bilgi maluma tabidir.'
İşaret: Bilgi maluma tabidir
538. bölümde kader sırrının dayanağı olan ilke.
Marifet ilmine özgü
Hz. Peygamber'in suretine başkası giremez (özet)
İşaret: rüyada Hz. Peygamber'i görme ayrımı
Rüyada Hz. Peygamber'i görmenin güvenilirliği, Hakk'ın her suretteki tecellîsinden ayrılıyor.
Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
Allah ona bizim ölçümüzce tecelli etti ve güç yetiremedi.
İşaret: Ebu Yezid'in açıklaması
Hak'kı gördüğünü söyleyen adamın ölümü ve Ebu Yezid'in açıklaması.
Marifet ilmine özgü
Sabırla şeriat üzere devam edenin yanına, Dost'a göre Hz. Peygamber mutlaka çıkar — rüyada ya da keşifte. (özet)
İşaret: keşifte
540. bölümde sabırla devam edene Hz. Peygamber'in rüyada ya da keşifte çıkması.
Tarif edilemez diyor
'Hal ile açıklamak söz ile açıklamaya göre daha tam, ölçülü ve etkindir.'
İşaret: hal ile açıklamak
537. bölümde hâl ile açıklamanın söz ile açıklamaya göre durumu.
İşaretle söylüyor Ehline mahsus
Dost işari bir katman açıyor: Allah kula 'şah damarından daha yakın'dır. Bölüme göre zahiri okuma bu âyette kınama görürken, aynı âyeti mertebeden okuyan ehli övgü görür. (özet)
İşaret: işari bir katman
'Zikrimizden yüz çevirenden sen de yüz çevir' âyetinin mertebeden okuyan ehline göre övgü taşıması.
Ehline mahsus
Bu iki tecelli türünü birbirinden ayırt edebilmek ancak ikisini de 'tatmış olana' mümkündür — kıyas veya bilgi yoluyla değil. (özet)
İşaret: tatmış olana
Suri tecelli ile beka istidadı gerektiren tecellinin ayırt edilmesi.
Ehline mahsus
Seçkinler ise tahayyül mertebesini bildikleri gibi sıradan insanların zevk edemediği başka bir şeyi ona eklerler.
İşaret: sıradan insanların zevk edemediği başka bir şey
Sühreverdî'nin 'müşahede ile konuşmayı birleştirdim' sözü üzerine tahayyül mertebesi ve seçkinlerin zevki.
Ehline mahsus
Kınamayı reddeden, gerçek bir zevk sahibi değil, kıyas yoluyla yürüyendir; çünkü kınamayı kimin hangi maksatla gönderdiğini bilmez. (özet)
İşaret: gerçek bir zevk sahibi
Arife tecelli sebebiyle gelen kınanmanın kabulü ve zevk sahibi ile kıyas yolunun ayrımı.
Açıklamamayı seçiyor Uyarıyor
Muhammed ümmetine duyduğum şefkat nedeniyle kıyamete kadarki kutupların adlarını zikretmedim.
İşaret: kutupların adlarını zikretmedim
Zamanın kutuplarının adlarının bilerek sayılmaması ve gerekçesi.
Ehline mahsus
Bu makam çetin bir makamdır, şimdiye kadar o makama müşahede yoluyla ulaşan kimse görmedim.
İşaret: çetin bir makam
es-Selâm mertebesinde cahilin hitabında 'selam' demesinin makamı.
Açıklamamayı seçiyor
Bu nedenle Allah'a misaller vermemiz bize yasaklanmıştır. Hâlbuki Allah misaller verir, çünkü O bilir, biz bilmeyiz.
İşaret: misaller vermemiz bize yasaklanmıştır
Allah'a misal verme yasağı.
Açıklamamayı seçiyor
Bize göre Allah'ın zatı hakkında konuşmak yasaktır.
İşaret: konuşmak yasaktır
Zât hakkında konuşmanın yasaklığı (es-Selâm mertebesinin kapanışı).
Marifet ilmine özgü
Allah beni kendisi hakkında tefekkür etmekten korudu. O'nu ancak kendi sözü, haberi ve şahitliğinden öğrendim
İşaret: O'nu ancak kendi sözü, haberi ve şahitliğinden öğrendim
el-Mü'min mertebesinde Dost'un Allah'ı yalnız Allah'ın haberinden öğrenmesi.
Marifet ilmine özgü
Bu mertebeyi hakka'l-yakin öğrendiğimizde onun kendileriyle Allah'a dua ettiğimiz esma-i hüsna'dan başka bir şey olmadığını gördük.
İşaret: hakka'l-yakin öğrendiğimizde
Ceberût mertebesinin esmâ-i hüsnâdan ibaret olduğunun hakka'l-yakin bilinmesi.
Ehline mahsus
Hak bana -hamdolsun- bu isimde hiç tecelli etmedi, onu başka birisinin aynasından gördüm.
İşaret: başka birisinin aynasından gördüm
el-Kâhir/el-Kahhâr isminde Dost'un tecelli almayışı.
İşaretle söylüyor Sır diye adlandırıyor
Bu konu aşina olunmayan bir meseledir ve ona hakkıyla sadece biz dikkat çektik, konuyu ayrıntılı olarak açıkladık.
İşaret: aşina olunmayan bir mesele
el-Vehhâb mertebesinde vehb sahibinin niyetinin Hakkın âlemi var ederkenki maksadı olması.
Marifet ilmine özgü
Mana fethinin, Hakkın hüviyetinin kulun özellikleri hâline geldiği kişinin Allah hakkında elde ettiği bilgi olduğunu söylüyor (s. 277). (özet)
İşaret: mana fethi
el-Fettâh mertebesinde fethin suret, mana ve berzah yönleri; mana fethi.
Marifet ilmine özgü
bu mertebede alimler üç kısma ayrılır: Bir kısmının bilgisi onun Zatıyken ikincisi ise bilgisi verilmiş olan (mevhüb), üçüncüsü ise bilgisini kendisi tarafından kazanandır.
İşaret: bilgisi verilmiş olan (mevhüb)
el-Âlim mertebesinde Zât bilgisi, vehbî bilgi ve kesbî bilgi ayrımı (vehbî bilgiye Efrâd ve Hızır örnek, s. 279).
Sır diye adlandırıyor
Söz konusu sır eşya hakkında ancak eşyayla hüküm verileceğidir.
İşaret: sır
el-Hakem mertebesinde hakikatini müşahede edenin öğrendiği kaderin sırrı.
Sır diye adlandırıyor
Bütün bu durumlarda varlık birdir. Bundan daha latif ve sırlı bir şey olabilir mi?
İşaret: latif ve sırlı
el-Latîf mertebesinde buhar, bulut ve gölge örnekleriyle varlığın birliği.
Ehline mahsus
Bu mertebe kendisinde ahlakım için bol nasip elde ettiğim bir mertebedir. Gördüğüm hiç kimse ayağını benim koyduğum gibi o mertebeye koymamış ya da koymuş ise de ben görmedim.
İşaret: ayağını benim koyduğum gibi
el-Latîf mertebesinde Dost'un kendi nasibi.
Marifet ilmine özgü
Allah ehlinin kendilerine ihsan edilen marifetleri nimeti anmak kabilinden dile getirdiğini aktarıyor (s. 377). (özet)
İşaret: marifetleri nimeti anmak kabilinden
el-Mucîb mertebesinde 'Rabbinin nimetini söyle' âyeti ve marifetlerin dile getirilmesi.