Dost, âlemdeki her şeyin her nefeste bir halden başka bir hale geçtiğini (intikal) anlatıyor; Cüveynî'nin 'istirsâl', Râzî'nin 'taalluk' adlandırmasını aktarıp ikisini de reddederek kendi keşif temelli okumasını sunuyor. (özet)
İşaret: keşif temelli okuma
Kevnî ilimlerin her nefeste intikali meselesinin keşif temelli okunması.
c2k15-02
Ehline mahsusMarifet ilmine özgü
Allah ehlinden her şahsın kendisine özgü bir merdiveni vardır ki, başkası onda yükselemez.
İşaret: Allah ehlinden her şahsın kendisine özgü bir merdiveni
Her Allah ehline özgü mi'râc merdiveni; ilimdeki artışın zâhir/bâtın tecelliden gelmesi ve sûfilerin kaynağı bilmesi.
c2k15-03
Marifet ilmine özgü
Bölüm 20 İsevî ilmi (harfler ilmi) ele alıyor: 'Kün' kelimesi üç harften oluşur, her harf kendi içinde üçe ayrılarak dokuza ulaşır ve bu dokuz dokuz felekle ilişkilendirilir; Hallac'tan harflerin 'uzunluğu' ve 'genişliği' ayrımı aktarılır. (özet)
İşaret: İsevî ilim (harfler ilmi)
Harfler ilmi ve 'Kün' kelimesinin dokuza açılışı.
c2k15-04
Açıklamamayı seçiyorMarifet ilmine özgü
Bu bölümden bu kadar kâfidir... Çünkü bu kitap, düşünce ilimlerinden değil, algılama ve tecelli ilimlerinden ortaya çıkmıştır.
İşaret: Bu bölümden bu kadar kâfidir
Mantık-üreme bahsinde Dost'un tartışmayı kapatması ve kitabın tecelli ilimlerinden doğduğunu belirtmesi.
Birinci sınıf, delalet menzilleri; ikinci sınıf, tanım menzilleri; üçüncü sınıf, seçkinlerin menzilleri; dördüncü sınıf ise, sır menzilleri diye isimlendirilir.
İşaret: sır menzilleri diye isimlendirilir
On dokuz menzilin her birinin dört alt sınıfa ayrılması; dördüncü sınıfın 'sır menzilleri' adıyla anılması.
c2k16-02
Tarif edilemez diyor
İşte bu harf, yani Lam-Elif, fiillerde şaşırtma harfidir. Böylece yaratılmışın elinde ortaya çıkan fiilin gerçekte kime ait olduğu belli olmamıştır. Bu fiil Allah'a aittir dersen, doğru söylemiş olursun; yaratılmışa aittir dersen, yine doğru söylemişsindir.
İşaret: fiillerde şaşırtma harfi
Lâm-Elif harfi üzerinden fiilin Allah'a mı kula mı ait olduğunun belirsizliği.
c2k16-03
Sır diye adlandırıyor
Rical'den (adamlar) benzerleri, on iki nakip ve yedi bedeldir. Bu yedi bedelden dördü evtad (direkler), iki tanesi iki imam, biri kutuptur.
Menzillerin benzerleri arasında kutbiyet hiyerarşisine verilen sayısal çerçeve.
c2k16-04
Açıklamamayı seçiyorTarif edilemez diyor
Dost, güvendiği ama adını vermeyi reddettiği bir arkadaşından öğrendiği sayıyı aktarıyor: ana ilimlerin sayısı 129.600 türdür; bunların hepsini Allah'tan başkası bilemez ('Rabbinin ordularını kendisinden başka kimse bilemez'). (özet)
İşaret: adını vermeyi reddettiği arkadaş; hepsini Allah'tan başkası bilemez
Ana ilimlerin 129.600 tür olması ve hepsinin yalnız Allah'ça bilinmesi.
c2k16-05
Açıklamamayı seçiyorİşaretle söylüyor
Bunun hemen ardından Hz. Peygamber'in iki hanımı ve Lût (a.s.)'un 'güçlü bir rükne dayanma' hadisiyle ilgili bir 'saklı bilgi' iması geliyor; Dost konuyu açıklamadan bırakıyor. (özet)
İşaret: saklı bilgi iması
İki hanım ve Lût'un 'güçlü rükün' hadisiyle ilgili saklı bilginin açıklanmaması.
Her ayetin bir zâhiri, bâtını, haddi ve matla'ı olduğu, her mertebenin kendi adamlarının ve kutbunun bulunduğu söyleniyor (Şeyh Ebû Muhammed Abdullah eş-Şekkâz'dan naklen). (özet)
İşaret: zâhir, bâtın, had, matla'
Ayetin dört mertebesi ve her mertebenin kendi adamları ve kutbu.
c2k17-02
Marifet ilmine özgü
Dost, kendi çağında karşılaştığını söylediği hatemü'l-velayet figüründe 'sonluk nişanı'nı gördüğünü anlatıyor: 'Söz konusu kimse, bizim zamanımızda doğmuştur ve ben de kendisini gördüm.' (özet)
İşaret: sonluk nişanı
Hatmü'l-velâyet figürünün Dost tarafından görülmesi.
c2k17-03
Marifet ilmine özgü
Dost, Hızır'la yaşadığını söylediği üç karşılaşmayı anlatıyor: denizin ortasında aydınlığa doğru yürüyen adam ve harap mescitte hasırı havaya yayıp üzerinde namaz kılan adam. (özet)
İşaret: Hızır'la karşılaşmalar
Hızır'la üç otobiyografik karşılaşma.
c2k17-04
Tarif edilemez diyorMarifet ilmine özgü
İster rakamsal ister telaffuz edilen harf olsun tek harf, kendisiyle amel eden kişi lafız veya rakamda hayalen zihninde canlandırmaktan yoksun kaldığında, harf amel etmez. ... Hiç kimse zihinde canlandırmanın anlamını kavrayamamıştır.
İşaret: Hiç kimse zihinde canlandırmanın anlamını kavrayamamıştır
Allah hakkında hangi soru edatlarıyla (hel, mâ, keyfe, lime) soru sorulabileceği tartışılıyor; Dost her iki tarafa da kesin ret veya kabul hükmü vermekten kaçınmayı tavsiye ediyor. (özet)
Allah hakkında mahiyet ve keyfiyet soran edatların sınırı.
Hz. Peygamber'den iki ilim aldım. Birincisi size bildirdiğimdir. İkincisini açıklamış olsaydım, şu gırtlağım kesilirdi.
İşaret: İkincisini açıklamış olsaydım, şu gırtlağım kesilirdi
Ebû Hureyre'nin (Buhârî'den) açıklamadığı ikinci ilim; İbn Abbas'ın bir ayetin tefsirini açıklarsa taşlanacağı sözü.
c2k18-02
UyarıyorMarifet ilmine özgü
Bir kimse, bin güvenilir insan tarafından zındık diye suçlanmadıkça hakikat derecelerine yükselemez.
Velilerin peygamberden gelmeyen ama gerçek olan bilgileri yüzünden tekfir edilmesi (Cüneyd el-Bağdadî).
c2k18-03
Marifet ilmine özgü
Bu esnada kul, Hak ile konuşur, Hak ile duyar, Hak ile görür, Hak ile tutar ve Hak ile idrak eder. İşte bu, bu makamın vermiş olduğu özel ilahi vahiydir. Melek, bu vahiyde aracı değildir.
İşaret: özel ilahi vahiy
Nafile ibadetle varılan makamda meleksiz özel ilahi vahiy.
c2k18-04
Sır diye adlandırıyorEhline mahsus
Kadir gecesinin hakikatini bilmek, onun tespiti, sırrı ve anlamı bu ikinci tabakaya aittir... Kadir gecesi, onların zamandan olan payıdır... Çünkü Kadir Gecesi, seksen üç yıl ve dört aydır.
İşaret: sırrı ve anlamı bu ikinci tabakaya aittir
Kadir gecesinin hakikatinin süvarilerin ikinci tabakasına ait olması.
Dost, dünyanın 'büyük bir nehir üzerine konulmuş ahşap bir köprü' olduğunu ve 'dünya bir köprüdür' ifadesinin kendisine vahiy yoluyla geldiğini söylüyor. (özet)
İşaret: vahiy yoluyla
Dünyanın köprü olarak tarifinin vahiy yoluyla geldiğinin belirtilmesi.
Doğru bilgi, Allah'ın bilenin kalbine attığı şeydir... Keşfi olmayanın bilgisi de yoktur.
İşaret: Keşfi olmayanın bilgisi de yoktur
Akılcıların tevili ile müminin/keşif ehlinin doğrudan kabulü arasındaki ayrım.
c2k20-02
Marifet ilmine özgü
Hayır, onu babam vasıtasıyla görüyorum. Babam burada bulunduğunda ve ona baktığımda size bildirdiğim şeyi görüyorum. Babamı görmediğimde ise böyle bir şey görmüyorum.
İşaret: babam vasıtasıyla görüyorum
Ebû Medyen'in yedi yaşındaki oğlunun uzak gemileri görmesi ve bunu nasıl gördüğüne dair katmanlı cevabı.
c2k20-03
Marifet ilmine özgü
İbn Bersemla, Efrad'dan idi. Bilgileri alış yöntemi, Hz. Musa'nın arkadaşı Hızır'ın yoludur.
İşaret: bilgileri alış yöntemi Hızır'ın yoludur
Efrad'dan İbn Bersemla'nın bilgiyi alış yöntemi; hadisin isnadı zayıf olsa da 'keşif bakımından sahih' olması.
c2k20-04
Marifet ilmine özgüİşaretle söylüyor
İsevi meşrepliler bir kişiye hal vermek istediklerinde elbiseyi açtırıp eliyle havayı avuçlayıp doldururlar; bakan sadece havayı avuçladıklarını sanır. Örnek: Hz. Peygamber'in Ebû Hureyre'nin elbisesine havayı atması, sonrasında Ebû Hureyre'nin duyduğu hiçbir şeyi unutmaması. (özet)
ben o makama ulaşım ve merdivenlerinde yükselmem için emir geldi. Böylece onun bir sınama hitabı ve deneme emri olduğunu anladım... Bunun üzerine durdum ve perde istedim.
İşaret: perde istedim
Dost'a bir makama çıkma emri geldiğinde onu sınama sayıp perde istemesi; Ebû Yezîd'in ayağının yanması.
c2k21-02 · s. 209
Sır diye adlandırıyor
Veli düştüğünde, bu düşüş, gerçekte / Yücelik mertebelerde bir yükseliş ve terakkidir. / Çünkü Hakta sınırlanma yoktur / Uzaklıkta yakınlık vardır.
Be adam! Hakikatler değişmez. Sen, Rabbin karşısındaki hakikatin nedeniyle onu böyle görüyorsun. Gerçekte durum böyle değildir.
Uleym el-Esved'in mermer sütunu altın olarak gören kişiye cevabı.
c2k21-04
Tarif edilemez diyor
Mucizede ne nefis gücü ne isim özelliği işler; Hz. Musa'nın asası yılana dönüştüğünde bizzat Musa bile korkup kaçmıştır: mucize, kendisinde gerçekleştiği kişinin bile tam bilmediği bir şeydir. (özet)
İşaret: failin kendisi bile tam bilmez
Sihir, keramet ve mucizenin ayrımında mucizenin faili tarafından dahi bilinmemesi.
Gece ehli, peygamberlik kapısının kapanmasından sonra 'veli' bile denilemeyecek kadar gizli kalıyor; kendilerine sadece 'evliya' (çoğul, isimsiz) denebiliyor ve müjdelenseler bile bunu söylemiyorlar. (özet)
İşaret: müjdelenseler bile bunu söylemiyorlar
Gece ehlinin kendini gizlemesi.
c2k22-02 · s. 233-234
Marifet ilmine özgü
Ey kulum! Gece bana aittir, okunan Kur'an'a ait değildir. ... Kur'an'ın anlamları seni benden ayırır... Seni hatırlarsam, O'nunla yalnız kalamam ki.
İşaret: Hak beni bilgi durağında durdurdu
Niffârî'nin aktardığı ilahî hitap: gecenin Allah'a ait olması ve asıl istenenin anlamla değil Allah'la meşgul olmak olması.
c2k22-03 · s. 240
Marifet ilmine özgüİşaretle söylüyor
Bu mesele hiç kimsenin dikkat çektiğini görmediğim bir konudur. Biri dikkat çekmiş ise de bana ulaşmamıştır.
İşaret: hiç kimsenin dikkat çektiğini görmediğim bir konu
Karanlık odada keşif sahibinin her şeyi gündüz gibi görmesi ve 'iki nur' açıklaması.
c2k22-04 · s. 250
Marifet ilmine özgüSır diye adlandırıyor
Ben hatmü'l-velâyeyim (velîliğin sonu, mührü), hiç kuşkusuz / Mesih ile birlikte, Hâşimî'ye vâris olarak.
İşaret: Ben hatmü'l-velâyeyim
Dost'un kasidede kendini hatmü'l-velâye olarak tanımlaması.
Allah'ın öyle bir grubu vardır ki, yerine getirdikleri amellerle akılları perdelenmiştir.
İşaret: akılları perdelenmiştir
Behlüllerin (delilerin) ansızın gelen tecelli karşısında aklın perdelenmesi.
c2k23-02 · s. 262-263
Marifet ilmine özgü
Tecelli (varid) ile kişinin gücü arasındaki dengeye göre dört hal sayılıyor (varid güçten büyükse delilik, güce denkse delilerin akıllıları, hükmü sürmezse geri dönen peygamber ve hâl sahibi veliler, tam denkse hükmeden eser görülmeyen); Dost 'dördüncü bir durum yoktur' diyor. (özet)
İşaret: dördüncü bir durum yoktur
Kalbe gelen tecellilerin dört hâli.
c2k23-03 · s. 264
Marifet ilmine özgü
Bilmiyorum, ben mi körüm de sütunları mermer olarak görmüyorum; yoksa siz mi körsünüz de bu sütunları adamlar olarak görmüyorsunuz?... Hayır, hayır! Vallahi, kör olan sizlersiniz.
Dost'un gençliğinde karşılaştığı delinin mescidin sütunlarını Allah'ı zikreden adamlar olarak görmesi.
c2k23-04 · s. 266
Marifet ilmine özgüTarif edilemez diyor
Ben adama diyorum ki, O'nun beni ayakta tuttuğunu ve oturttuğunu görüyorum. Benimle beraber olan ve kendisini müşahede ettiğim ve benden gizlenmeyen birine yaklaşmaya nasıl niyet edebilirim ki? Böyle bir söz delilerin sözüdür, hiç aldırış yok.
Namaz kılan delinin niyet üzerine cevabı.
c2k23-05 · s. 267
Marifet ilmine özgüTarif edilemez diyor
Zatımı, önümde rükü ve secde ederken görüyordum ve rükü ve secde edenin de kendim olduğunu biliyordum... Bir el alnımdaydı. Buna şaşırdım. Onun ne ben ne benden başkası olmadığını anladım.
İşaret: Ben de bu makamı tattım
Dost'un cemaate imamlık yaparken yaşadığı hâl; hiçbir bilgisinin olmaması.
c2k23-06 · s. 269
Marifet ilmine özgü
Allah bu veliye, bir iç tecelliyle, Hz. Muhammed'e indirilenin anlamını açıyor, sonra onu insanlara geri gönderiyor — 'Allah'ın peygamberine ortak yaptığı kimsedir.'
Yetkin vâris velinin iç tecelliyle Hz. Muhammed'e indirilenin anlamının açılması.
c2k23-07 · s. 272
Ehline mahsusMarifet ilmine özgü
Bize göre böyle bir insan, kendisini erdiren ismin müşahedesine ulaşan kimseden daha üstündür. ... Ârif söylediğinden yukarı, âlim ise, söylediğinin altındadır.
İşaret: Ârif söylediğinden yukarı
Erenin kendisini erdiren isimden başka bir bilgi getirmesi; Ebû Yezîd'in ârif ve âlim sözü.
c2k23-08 · s. 277
Marifet ilmine özgü
Biz, düşüncelerimiz (fikir) ve duyularımızdan elde ettiğimiz bir bilginin bulunduğunu biliyoruz. Bir de kendimiz kaynaklı herhangi bir şey vasıtasıyla elde etmediğimiz, aksine Allah'ın bir ihsanı olan bilgi daha vardır.
İşaret: vehbî ilim
Vehbî (verili) ilim ile kesbî ilim ayrımı; bütün peygamberlik bilgilerinin ve şeriatların vehbî ilim olması; şeriat-dışı vehbî ilim alan velilerin azlığı ve Hızır.
c2k23-09 · s. 275
Tarif edilemez diyor
Bize verilen az ilim de bize ait değildir, sadece ödünçtür. İlmin çoğuna ise ulaşamadık. O halde biz sürekli cahiliz.
Ebû Medyen'in 'Size bilgiden çok azı verilmiştir' ayetini yorumu.
Arkadaşlarımızdan bir grup keşif sahibi olmadıkları için bu konuda... yanılmış, düşünce gücü ve bozuk fikir ile şunu iddia etmişlerdir: Âdemoğlundan yetkin kişi, Allah katında genel anlamda meleklerden daha üstündür.
İşaret: Fasıl: İlahi Sır; keşif sahibi olmadıkları için
'Fasıl: İlahi Sır' başlığı altında melekler ve insanın üstünlüğü; Dost'un çevresindeki bir grubun keşif eksikliğine bağlanan görüşü.
c2k24-02 · s. 294
Sır diye adlandırıyor
Dairenin sonu, başlangıcına komşudur. O, özü gereği noktayı (ulaşmak) ister, nokta ise onu istemez.
İşaret: Fasıl: İlahi Sır
'Fasıl: İlahi Sır' başlığı altında nokta ve çevre asimetrisi; âlemin Hakka muhtaçlığı, Hakkın âlemden müstağniliği.
c2k24-03 · s. 298
Ehline mahsus
'Dostlarımız' derken kastedilenin abid, zahit ya da genel süfiler değil, özellikle 'hakikat ve tahkik ehli' olduğu açıklanıyor; bölüm vergi (vehb/ilahi feyiz) ile teorik düşünce ayrımıyla kapanıyor. (özet)
İşaret: hakikat ve tahkik ehli
Vergi ile teorik düşünce ayrımında 'dostlarımız'ın kimler olduğu.
c2k24-04 · s. 286
Sır diye adlandırıyor
Nefs, doğası gereği haz veren şeyleri sever... Bu nedenle nefs, makamının yüceliğine rağmen, o mertebeye bitişmiş haz nedeniyle başlangıç haline özlem duyar (yönelir)... İşte, sona erenlerin başlangıçlarına özlem duymasının sebebi budur.
İşaret: Başlangıca Duyulan Özlemin Sırrı
Sona erenlerin başlangıca özlem duymasının sebebi (alt başlık: 'Başlangıca Duyulan Özlemin Sırrı').
c2k24-05 · s. 289
Tarif edilemez diyor
Nuranidir, nasıl göreyim
İşaret: Nuranidir, nasıl göreyim
Hz. Peygamber'e 'Rabbini gördün mü?' diye sorulduğunda verilen cevap; Allah'ın karanlık ve ışıktan perdeleri.
Bu durum, garip ilahi sırlardan biridir ve ancak büyük adamlar için gerçekleşebilir.
İşaret: garip ilahi sırlardan biridir ve ancak büyük adamlar için gerçekleşebilir
Vera ehlinin hayal âleminde süren ünsiyeti ve bunun şehadet âlemine çıkan sonucu.
c2k25-02 · s. 326
Tarif edilemez diyorMarifet ilmine özgü
Bilinemeyen olduğunu öğrendiğinde, bu durum, Allah'ı bilmek demektir. Bu durumda, Allah'ı bilmenin delili O'nu bilmemektir.
İşaret: İdrake ulaşmaktan acizlik, bir idraktir
Allah'ı bilmenin, bilinemeyeni bilmekle olduğu.
c2k25-03 · s. 326-327
Marifet ilmine özgüEhline mahsus
Dost, akılcı ile Allah yolunun ehlini ayırıyor: halvetler ve dince belirlenmiş zikirlerle kalp arındığında Allah bir kapı açar, kişiye daha önce cesaret edemediği bir nitelik nispetini verir; bu taklit değil doğrudan tecrübedir. (özet)
İşaret: kalp temizlendiğinde Allah bir kapı açar
Keşif ehlinin Allah hakkındaki bilgiyi halvet ve zikirle doğrudan edinişi.
c2k25-04 · s. 327-328
Tarif edilemez diyorMarifet ilmine özgü
Ardından, farklı hükümleriyle tecelliler peş peşe gelir. Böylece kişi, hakikatin hududunda, durulacak bir sınırı olmadığını anladığı gibi Hakkın zatını idrak etmediğini... anlar.
İşaret: Hakkın zatını idrak etmediğini
Keşif ehlinin art arda gelen tecellilerde hayretinin artması.
c2k25-05 · s. 328
Marifet ilmine özgüEhline mahsus
Her şeyde O'na ait bir ayet var / O'nun aynı olduğunu gösteren.
İşaret: O'nun aynı olduğunu gösteren
Tecelli sahibinin, akılcının mısraını bir kelimelik farkla söyleyişi.
c2k25-06 · s. 331
Ehline mahsus
Kuşkusuz bu durumu bizzat kendimizden zevk yoluyla öğrendik.
İşaret: zevk yoluyla öğrendik
Vera ehlinin helali haramdan ayıran alametlerle hâriku'l-âdeye yükselmesi.
c2k25-07 · s. 329-330
UyarıyorAçıklamamayı seçiyor
Veli tek başına bunları ifade etseydi, tekfir edilir hatta belki öldürülebilirdi.
İşaret: tekfir edilir hatta belki öldürülebilirdi
Peygamberlerin Allah hakkındaki bilgisinin benzerini getirenin tekfir edilmesi ve fakihlerin bu kapıyı kapatması.
c2k25-08 · s. 338-339
Sır diye adlandırıyorUyarıyor
Bu halin kendisine baskın geldiği bir anda, ariflerden birinin söylediği gibi, Ben Allah'ım veya Kendimi tenzih ederim derler.
İşaret: hal kendisine baskın geldiği bir anda
Rablık iddiasının sırrı: ruhun ilahi üflemeden payını unutması; bilgi ve edep sahibi velinin böyle söylemeyeceği sınırı.
c2k25-09 · s. 341
İşaretle söylüyor
Kandil taşıyan ile tutuşmamış odun taşıyan aynı yüce mertebeye girince Rahman'dan bir nefes eser; kandil söner, odun tutuşur. Dost 'Hazırlığın insana verdiği şeye bakınız!' diye kapatır. (özet)
İşaret: Hazırlığın insana verdiği şeye bakınız!
Kandil ile odun imgesi ve nefesin iki hazırlıktaki farklı sonucu.
Allah'tan cehennemi dilediği şekilde bana göstermesini istedim. Bunun üzerine bana cehennemliklerin oradaki tartışmalarını gösterdi
İşaret: bana gösterdi
Dost'un kendi keşfinden cehennemliklerin tartışmalarını görmesi.
c2k27-02 · s. 403
Marifet ilmine özgü
Suyun havaya (unsuruna) dayandığını gördüm... Kendimi havada, suyu ise üzerimde gördüm.
İşaret: gördüm
Keşifte görülen su-hava sahnesi ve nedenselliğin etkisizliğinin öğrenilişi.
c2k27-03 · s. 419-420
Tarif edilemez diyor
iki durumu ayıran ve hiçbir zaman var olmayan bir şey
İşaret: hiçbir zaman var olmayan bir şey
Berzah'ın tanımı.
c2k27-04 · s. 421
Tarif edilemez diyor
insan kendisini ve hakikatini algılamaktan aciz ve şaşkın ise, onu yaratanı algılamada daha aciz, daha bilgisiz ve şaşkındır
İşaret: aciz ve şaşkın
Aynadaki suret örneğinden çıkan idrak acizliği.
c2k27-05 · s. 423
Marifet ilmine özgüEhline mahsus
Sevgilim tecelli ettiğinde / Hangi gözle O'nu görürsün ki? / Kendi gözümle değil, O'nun gözüyle. / Öyleyse O'nu O'ndan başkası görmedi ki!
İşaret: Kendi gözümle değil, O'nun gözüyle
Tecellide görenin Hakk olduğunu söyleyen Dost'un şiiri.
c2k27-06 · s. 426
Marifet ilmine özgü
Bilakis... hayal, Hakkı ve O'nun dışında yokluğa varıncaya kadar âlemdeki her şeyi tasvir eder. Bu nedenle üst tarafı dar, aşağı tarafı ise geniş olmuştur