c6k73-01 · s. 61-62
Sır diye adlandırıyor
Bu örtünme ve açıklık, gayb ve şehadet, sır ve aleniyi birleştirmek için yapılır...
İşaret: sır ve aleniyi birleştirmek
Tavaf örtüsünün açık-kapalı oluşunun gizli ve açık zikri birleştirmesi.
Sır diye adlandırıyor
Bu örtünme ve açıklık, gayb ve şehadet, sır ve aleniyi birleştirmek için yapılır...
İşaret: sır ve aleniyi birleştirmek
Tavaf örtüsünün açık-kapalı oluşunun gizli ve açık zikri birleştirmesi.
Tarif edilemez diyor Marifet ilmine özgü
Allah'ı bilmek din edindiğim dinimdir / Mutlak hakikati bilmemek ise imanım ve tevhidimdir...
İşaret: Mutlak hakikati bilmemek ise imanım ve tevhidimdir
Vakıa şiirinde mutlak hakikati bilmemenin iman ve tevhid sayılması.
Ehline mahsus
Hadisin doğruluğunu 'zevk' yoluyla gördüm, çünkü bir nedenle zemzem içtim ve gayem gerçekleşti
İşaret: 'zevk' yoluyla
Zemzem hadisinin doğruluğunun zevk yoluyla tecrübe edildiği.
Marifet ilmine özgü
Bilmelisin ki, kulları kendisini müşahede ederken Hakk'ın iki niteliği vardır: Birincisi tenzih niteliği, ikincisi ise bir tür teşbihle hayale indiği niteliktir
İşaret: müşahede ederken Hakk'ın iki niteliği
Müşahede sırasında Hakk'ın tenzih ve teşbih nitelikleri.
Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
Bütün bu makamlar, müşahede ehline ed-Dehr isminden meydana gelir. Çünkü Allah 'Dehr'dir (Zaman)
İşaret: müşahede ehline
Müşahede ehline ed-Dehr isminden doğan üç yüz altmış makam.
Sır diye adlandırıyor
Kutup, Hakk'ın âlemde baktığı yerdir... O, Hacer-i esved rüknüdür
Görünmeyen hiyerarşinin başındaki Kutup.
Sır diye adlandırıyor
oraya kendi sûretlerinde bir şahsı bırakırlar. O şahsı gören hiç kimse, onun kendisini bırakan adamın aynı olduğundan kuşku duymaz. Gerçekte ise, o değildir
İşaret: Gerçekte ise, o değildir
Bedellerin bir yerden ayrılırken yerlerine sûret bırakması.
Sır diye adlandırıyor
Onlar, nefslerin gizliliklerini ve hilelerini ortaya çıkartır
İşaret: nefslerin gizliliklerini
Nakiblerin nefsin gizli hilelerini açığa çıkarması.
Açıklamamayı seçiyor Sır diye adlandırıyor
Allah adamlarından bir kısmı, Mühür'dür. O, her zamanda değil, bilakis âlemde tektir. Allah onunla Muhammedî veliliği bitirir
İşaret: adı verilmeyen Mühür
Muhammedî velayetin Mührü; kısım kişinin kimliğini açıklamıyor.
İşaretle söylüyor Sır diye adlandırıyor
Melekler, Allah'ın isimlerinden işaret edilen bu şeylere yönelmiş olanları bilememiştir
İşaret: işaret edilen bu şeylere
Âdem'in kalbi üzerindeki üç yüz kişinin melekler tarafından bilinememesi.
Sır diye adlandırıyor
Bu kişiler, bilinmeyen-gizlilerdir. Hak onları yerinde ve göğünde gizlemiştir
İşaret: bilinmeyen-gizlilerdir
Nefesler Âlemi adamlarının Hak tarafından gizlenmiş olması.
Sır diye adlandırıyor
Çünkü melekler onun nereye gittiğini bilemez
İşaret: melekler onun nereye gittiğini bilemez
Yeryüzünün bir noktasında tek başına namaz kılan adamın meleklerce bilinememesi.
Açıklamamayı seçiyor
Kimse bana onların durumu hakkında bilgi vermediği gibi bu konuda onlara soru sordum, fakat hiçbiri bana bir şey söylemedi. Allah katından da onların durumu hakkında bir bilgi edinemedim
İşaret: bilgi edinemedim
İlahî kelamı çan sesi gibi duyan üç kişinin durumu hakkında bilgi bulunmaması.
Marifet ilmine özgü
Ey Musa! Ben Allah'ın bana öğrettiği senin bilmediğin bir bilgiye sahibim, sen de Allah'ın sana öğrettiği benim bilmediğim bir bilgiye sahipsin
İşaret: Allah'ın bana öğrettiği senin bilmediğin bir bilgi
Efrâd'dan Hızır'ın Musa'ya söylediği, Allah tarafından öğretilen bilgi.
Sır diye adlandırıyor
Farklılık, onların birbirlerinin sahip olduğu halleri bilmemesidir. Bu nedenle her biri arkadaşının müminlerin genelinden olduğunu zanneder
İşaret: birbirlerinin sahip olduğu halleri bilmemesi
Eminlerin birbirlerinin hallerini bilmemesi.
Uyarıyor
Öyleyse Allah'tan başka dost yoktur! Bu makam, büyük bir makamdır ve durumu tehlikelidir
İşaret: durumu tehlikelidir
Dostluk (hulle) makamı.
Sır diye adlandırıyor
İşte sıddiklık ve şeriat koyucu nebilik arasındaki ortaya koyduğumuz bu makam, yakınlık makamıdır. Yakınlık makamı Tekler'e (Efrâd) aittir.
Sıddıklık ile şeriat koyucu nebilik arasındaki yakınlık makamı.
Sır diye adlandırıyor
Şu halde Ebu Bekir ile Hz. Peygamber arasında hiçbir adam yoktur. Çünkü o, hem sıddik hem sır sahibidir
İşaret: sır sahibidir
Ebu Bekir'in hem sıddık hem sır sahibi oluşu.
Uyarıyor
Bu husus, doğruluk makamının içerdiği en kapalı konulardan biridir ve pek çok yanlışlık burada ortaya çıkmıştır
İşaret: en kapalı konulardan biridir
Doğruluk makamında sözün doğruluğu meselesi.
Marifet ilmine özgü
üçüncü tabaka, iki gözle birden bakar... Onlar, ilahi mazharların tespih eden olduklarını görür.
İşaret: iki gözle birden bakar
Sadaka verenler arasında ikisini birden gören üçüncü tabaka.
İşaretle söylüyor
Gece, gayb için verilmiş gerçek bir örnektir... Gayb âlemi ise, yasaksız emirdir ve bu nedenle 'emir âlemi' diye isimlendirilmiştir
İşaret: gayb için verilmiş gerçek bir örnektir
Gece ile gayb arasındaki örnek ilişkisi.
İşaretle söylüyor
Hakkın ikinci olması yönünden senin zikrin nedeniyle (seni) zikretmesine dikkatini çektik
İşaret: dikkatini çektik
Kulun zikri ile Hakk'ın zikrinin sırası.
Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
Çünkü ârif âleme, onun dış varlığı yönünden değil, Hakkın niteliklerinin mazharı olması yönünden bakar
İşaret: ârif
Ârifin âleme Hakk'ın nitelikleri mazharı olarak bakışı.
Sır diye adlandırıyor
Böylece (kulların birbirine rükû edişinde gerçekte) Hak Hakka rükû etmiş olur
Kulların birbirine rükûunda Hakk'ın Hakka rükû etmesi.
Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
Allah'ı bilmekten bir koku duymuş bir insan, şöyle demez: 'Niçin bunu yaptı da, şunu yapmadı'... O, Sebebin kendisidir
İşaret: Allah'ı bilmekten bir koku duymuş
Allah'ı bilmekten koku duyan kişinin 'niçin' sormaması.
Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
Yüz elli beş tane olarak belirlenen bu sorular, ancak zevk ve tecrübe yoluyla cevaplanabilir
İşaret: ancak zevk ve tecrübe yoluyla cevaplanabilir
Hakîm Tirmizî'nin 155 sınama sorusunun cevaplanma yolu.
İşaretle söylüyor
'Kırk gün ihlaslı sabahlayanın kalbinden diline hikmet kaynakları dökülür' sözüyle işaret eder... Kırk ise, bu kişilerin sayısına işarettir
İşaret: işaret eder
Söz ehlinin sayısına hadisle işaret.
Sır diye adlandırıyor
Meseleyi bilmeyen kimse yeniden yaratılış hakkında kuşkuya kapılır. Çünkü duyu başkalaşmanın hissedilmediği suret ile perdelenir
İşaret: Meseleyi bilmeyen kimse
Her nefeste yeniden yaratılış ve duyunun perdelenmesi.
Açıklamamayı seçiyor Sır diye adlandırıyor
Ben 595 senesinde onu tanıdım ve Hakkın insanların gözlerinden gizlediği alameti kendisinde gördüm. Bu alameti bana Fas şehrinde gösterdi, ben de velayet mührünü onda gördüm
İşaret: Hakkın insanların gözlerinden gizlediği alamet
Muhammedî velayet Mührü; kimliği metinde açıklanmıyor.
Açıklamamayı seçiyor
Tirmizi bu soruyu sınamak amacıyla sormuştur, çünkü O, cevap verilemeyecek soruları da sormuştur. Sorulan kişi, onlara cevap verdiğinde meseleyi bildiği iddiası boş çıkar
İşaret: cevap verilemeyecek soruları
El-Melik'in mülk meclislerinin sayısı sorusunun cevapsız bırakılması.
Ehline mahsus Uyarıyor
İşte bu, hayrettir ve Allah'ın basiretini açtığı kimselerin dışındaki kimselerin ayağının kaydığı bir yerdir
İşaret: Allah'ın basiretini açtığı kimselerin dışındaki
İsim tahsisi meselesinde çözülmemiş hayret.
İşaretle söylüyor
Çünkü O benimledir, ben kast etmiyorum / Varlığımı, çünkü sağır ve körüm
İsimlendirmenin karşılıklılığı üzerine şiir.
Uyarıyor
Bu görüş sahibi, meseleyi hakikatin gerektirdiği şekilde ortaya koymuş sayılamaz
Peygamberlerin ve velilerin üstünlüğü meselesinde hakikat ve tafsil düzlemleri.
Tarif edilemez diyor Sır diye adlandırıyor
Halkı yaratmazdan önce Rabbimiz nerede idi? ... Altında ve üstünde hava bulunmayan Amâ'da idi
İşaret: Amâ
Amâ hadisi; Hakk'ın yaratmadan önceki hâli.
Sır diye adlandırıyor Tarif edilemez diyor
Kim Allah'ı bilirse kaderi de bilir. Kim Allah'ı bilmezse, kaderi de bilmez. Allah, bilinmeyendir. Öyleyse kader de bilinmez
İşaret: kader de bilinmez
Kaderin bilinmezliği.
Açıklamamayı seçiyor Sır diye adlandırıyor
Kader bilinseydi, hükümleri de bilinir, hükümleri bilinseydi, kul herhangi bir şeyi bilmede bağımsız kalır ve herhangi bir şekilde Hakka muhtaç olmaz
Kader bilgisinin gizlenme nedeni.
Açıklamamayı seçiyor Uyarıyor
Üzeyr! Kaderden soru sorarsan, adını nebilik divanından silerim
Üzeyr kıssasında kader sorusunun yasaklanması.
Marifet ilmine özgü
bu soru... keşf yoluyla hakikatleri bildiğini iddia eden kimse adına bir sınanma sorusudur
İşaret: keşf yoluyla
İtaat ve günahtaki ilahî izin sorusu keşif iddiası sahipleri için bir sınama.
Tarif edilemez diyor Sır diye adlandırıyor
İnsan salt Hak olduğunda, ne insandır ne halife! ... Attığında atmadın sen, fakat Allah attı. Atan Muhammed idi, fakat Allah attı. Öyleyse Muhammed nerededir?
Âdem'in fıtratı sorusunda dördüncü kademe ve hayret.
Açıklamamayı seçiyor
Himmet/nutk (kelâm) tartışmasında Dost kendi görüşünü belirtiyor, ama sonunda konuyu bir sır olarak askıya alıyor. (özet)
İşaret: bir sır olarak askıya alıyor
Himmet ve nutk tartışmasının sır olarak askıda bırakılması.
Marifet ilmine özgü Sır diye adlandırıyor
Bu ahlâk, kazanımın dışındadır ve çabayla elde edilemez. Allah onları bir ayrıcalık olarak verir
İşaret: kazanımın dışındadır
Yalnız Allah'a özgü üç yüz ahlâk hazinesi.
Sır diye adlandırıyor
Sen gaybının sırrından kalbin perdesisin / Sen olmasaydın, ona mühür basılmazdı
İşaret: gaybının sırrından
Peygamberlere özgü 117 ahlâk bahsinde bir ârifin şiiri.
Açıklamamayı seçiyor
14 tanesinin yalnız Allah'ın, 13 tanesinin ise yalnız cennetliklerin bileceği söylenip isim verilmeden bırakılıyor. (özet)
İşaret: isim verilmeden bırakılıyor
Peygamberlere özgü ahlâkın isimsiz bırakılan 14 ve 13 tanesi.
Ehline mahsus
Mazharların ehli, nimet ve azap ehlidir. Zâtın mutlak birliğinin ehlinin ise, ne nimeti ne azabı olabilir!
İşaret: Zâtın mutlak birliğinin ehli
Mazhar ehli ile Zât birliği ehlinin ayrımı.
Açıklamamayı seçiyor
şeriatsız 'mutlak nebilik' verilmiş birine hiç rastlamadığını, ama 'verilmiş de bilmemiş olabileceğini' söylüyor (özet)
Şeriatsız mutlak nebiliğin verilip verilmediğinin bilinmemesi.
İşaretle söylüyor Marifet ilmine özgü
Vahiy, bir ibare olmaksızın, ibarenin yerini alan işaretin kendisiyle gerçekleştiği şeydir... İşaret ise -ki vahiydir- böyle değildir, çünkü o, işaret edilenin kendisidir
İşaret: işaret
Vahyin ibare yerine işaretin kendisiyle gerçekleşmesi.
İşaretle söylüyor
Burada mekân mertebe demektir
Ayak izi anlatısında mekânın mertebe olarak yorumlanması.
Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
Onlar, âlemi Allah'tan bildikleri gibi Allah'ı da Allah ile bilirler. Onların dışındakiler ise Allah'ı âlemden bilir
İşaret: Allah'ı da Allah ile bilirler
Velilerin Allah'ı Allah ile bilmesi.
Tarif edilemez diyor Sır diye adlandırıyor
Öyleyse tevhid nerededir?
Hakk'ın muvahhidlere yönelttiği cevapsız soru.
Marifet ilmine özgü
Ziyaret günü (Hakkı) görmek, dünyadaki inançlara bağlıdır
Ziyaret gününde Hakk'ın görülüşü ve dünyadaki inanç.
Ehline mahsus
Bunun cevabını 'bilmiyorum,' çünkü ben nebi değilim, Nebilerin zevkini onlardan başkası bilemez
İşaret: Nebilerin zevkini onlardan başkası bilemez
Nebilerin ve diğer toplulukların rü'yetten aldığı payın, yalnız o makamın sahibince bilinebileceği.
Marifet ilmine özgü Uyarıyor
Genel nebiliğin parçaları, sınırlı değildir ve onları bir sayı tutmaz. Çünkü onlar, belirli değillerdir, dünya ve ahirette süreklidir. Bu, yoldaşlarımızın farkına varamadığı bir husustur
İşaret: yoldaşlarımızın farkına varamadığı bir husustur
Genel nebiliğin sayıyla sınırlanamayan parçaları.
Marifet ilmine özgü
Ben senin bilmediğin ve Allah'ın bana bildirdiği bir bilgiye sahibim
İşaret: Allah'ın bana bildirdiği bir bilgiye sahibim
Hızır-Musa anlatımında Allah'ın doğrudan bildirdiği ilim.
İşaretle söylüyor
Sıddiklık iki nur arasındaki yeşil bir nurdur
İşaret: iki nur arasındaki yeşil bir nurdur
Sıddıklık makamının nurla tarifi.
Sır diye adlandırıyor
Rablığın bir sırrı vardır, ortaya çıksaydı Rablık bâtıl olurdu
İşaret: Rablığın bir sırrı vardır
Sehl et-Tüsterî'den aktarılan, Rablığın ortaya çıkması hâlinde bâtıl olacak sırrı; Dost bunun gerçekleşmediğini bildiğini ekliyor.
İşaretle söylüyor
Nokta Rablıktır. Rablık hüviyet ile a'yân-ı sâbiteyi ayırt etmiştir... Nokta sensin! Böylelikle O (hüve) ve ben (ene) 'sen' ile ayrılmıştır
İşaret: Nokta sensin!
Nokta imgesiyle hüve ile ene arasındaki ayrım.
Ehline mahsus Marifet ilmine özgü
Diğer mümin ise, yapısı düzenlenmiş, güçleri dengelenmiş, ardından gözünün terkibi tamamlanmış, fakat henüz kendisine nur üflenmemiş bedene benzer. Ruh üflenmediği için de gözünün nuru yoktur
İşaret: henüz kendisine nur üflenmemiş bedene benzer
Burhan ehli müminle kalbine nur üflenmiş müminin imanındaki fark.
Sır diye adlandırıyor
Hamdin başlangıcı hüviyettir. Hüviyet hiçbir zaman ortaya çıkmayan gaybtır
İşaret: hiçbir zaman ortaya çıkmayan gaybtır
Hamdin başlangıcının hüviyete, ortaya çıkmayan gayba bağlanması.
Sır diye adlandırıyor
İzzet, âlemin kendisiyle ortaya çıktığı 'sır'ı algılamak üzerindeki kahır ve baskıdır
İşaret: âlemin kendisiyle ortaya çıktığı 'sır'
İzzet örtüsünün, âlemin ortaya çıkış sırrını algılamayı engelleyen bir kahır olarak tanımı.
Tarif edilemez diyor
Ben Cebrail'in bilgide benden üstünlüğünü öğrendim... Çünkü Cebrail gördüğünü anlamış, ben ise onu bilmiyordum
İşaret: ben ise onu bilmiyordum
Aynı tecelli karşısında Cebrail'in bilerek bayılması, Peygamber'in bilmeden sakin kalması.
Sır diye adlandırıyor İşaretle söylüyor
Ben rida'yım (örtü), ben sırrım / Oluşun karanlığı onu nura çevirdiğimde benimle ortaya çıktı
İşaret: ben sırrım
İbn Arabî'nin ridâ (örtü) üzerine beyti.
Açıklamamayı seçiyor
Ben bu makamı (kimin ulaştığıyla ilgili olarak) ne reddediyor ne de ispat ediyorum!
İşaret: ne reddediyor ne de ispat ediyorum
Kutsiyet makamına kimin ulaştığı konusunda Dost'un hüküm vermemesi.
İşaretle söylüyor
Ârif olan ve olmayan müşahedede ayrışmış, hepsi doğru söylemiş, bir anlama işaret etmiş, fakat tek bir anlamda uzlaşmamıştır.
İşaret: bir anlama işaret etmiş, fakat tek bir anlamda uzlaşmamıştır
Müşahededeki ayrışmada herkesin bir anlama işaret etmesi.
İşaretle söylüyor
Olumsuzlamanın (yoktur, lâ ifadesi) vahşeti içinde ölmekten korkuyorum, çünkü her harf bir nefestir
İşaret: her harf bir nefestir
Adı belirtilmeyen bir şeyhin harf ve nefes üzerine sözü.
Uyarıyor
Allah'ın karanlık ve nurdan yetmiş perdesi vardır. Onları açsaydı, yüzünün tecellileri gözün gördüğü her şeyi yakardı
İşaret: yetmiş perdesi vardır
Hakk'ın yüzünün yetmiş perdeyle örtülü olması.
Tarif edilemez diyor Ehline mahsus
Sevgiyi tanımlayan kimse, onu bilmemiştir. Ondan bir şey tatmayan kimse, onu tanımamıştır. Ondan 'kandım' diyen kimse, sevgiyi tanımamıştır.
İşaret: Sevgiyi tanımlayan kimse, onu bilmemiştir
Sevginin tanımlanamayıp ancak tadılarak bilinmesi.
Tarif edilemez diyor
Akıl konuşmak, sevgi susmak içindir
İşaret: sevgi susmak içindir
Sevginin söze dökülmemesi.