Karşılıklı dönüşüm: A B'ye dönüyorsa B de A'ya döner

Bu sayfadaBu sayfa bir paragrafta · Bu biçim ne? · Dost ne diyor? …
  1. Bu sayfa bir paragrafta
  2. Bu biçim ne?
  3. Dost ne diyor?
  4. Fizikte ne var?
  5. Anderson 1933 — Pozitronun bulunuşu
  6. Adam 2021 — Işıktan madde doğuyor
  7. Micadei 2019 — Isı ters yöne akabiliyor
  8. Minev 2019 — Kuantum sıçraması yarıda yakalanıp geri çevriliyor
  9. Proietti 2019 — Gözlemciye göre olgular
  10. Jacques 2007 — Gecikmiş seçim
  11. Schlosshauer 2005 — Dekoherans ve ölçüm problemi
  12. İkincil literatür ne diyor?
  13. Yan yana bakınca
  14. Elimizde kalan sorular
  15. Neyi yapmadık?

Bu sayfa bir paragrafta

Bu sayfada Dost'un bir yönde söylediği şeyi hemen ardından ters yönde de söylemesine bakıyoruz ve fizikte buna benzer bir şey var mı diye soruyoruz. Hiçbir satırı "yakın duruyor" diye işaretlemedik; en yakın duranlar "uzaktan selamlaşıyor" dediğimiz iki satır: kulun zannı ile Hakk'ın o zanna göre bulunuşu, bir de "O olmasaydı biz olmazdık, biz olmasaydık O olmazdı" beyti. Birincisi fizikteki düzenek seçimine, ikincisi ışıkla elektron-pozitron çiftinin birbirine dönüşmesine uzaktan bakıyor. En uzakta duran, yok-var-yok satırı: fizikte hiçbir şey kaybolmuyor, Dost'ta ise yokluk bilen ve şereflendirilen bir mertebe olarak anlatılıyor; biz buna "ayrı yollardan yürüyorlar" dedik. Dört satıra, yani yarıda geri çevrilen sıçramaya, Hakk'ın kulun gözü olmasına, söyleyen ile dinleyenin yer değiştirmesine ve dairenin başa dönmesine bakmadık. Açık kalan şu: bu benzerlikler, "iki yönlü" olan herhangi iki şeyin benzerliğinden ayırt edilebilir mi, ve Dost'un cümleleri Arapça aslıyla karşılaştırılmadı.

Bu biçim ne?

Çoğu anlatıda yol tek yönlüdür: Hak verir, kul alır; sebep olur, sonuç gelir; başlangıç vardır, bitiş vardır. Dost'un sayfalarında ise yol sık sık geri döner. Hak kulun gözü olur, kul Hakk'ın iradesi içinde irade sahibi olur; bir münâzelede taraflar birbirine «Sen benim zamanımsın, ben senin zamanınım» (c1k2) der; hadis, Hakk'ın kulun zannına göre bulunduğunu söyler; sondaki şey başa bitişir. Bu karşılıklılık ilâh–Rab–kul nispetleri düzeyinde söyleniyor; Zât için bir şey söylemiyoruz ve iki yönü eşit ağırlıkta saymıyoruz: Vâcib ile mümkün arasındaki fark yerinde duruyor.

Bu sayfada Karşılıklı dönüşüm dediğimiz şey bu cümlelerin tek tek içeriği değil, biçimi: bir yönde söylenen şey, çoğu zaman hemen ardından ters yönde de söyleniyor ve ikisi birbirini iptal etmiyor. "O olmasaydı biz olmazdık" ile "biz olmasaydık O olmazdı" aynı nefeste geliyor. Aklın ilk tepkisi "birinden biri doğru olmalı" demek. Dost ikisini birlikte tutuyor.

Biz bu biçime fizikte benzer bir şey var mı diye bakıyoruz. Fizikte de bazı süreçler iki yönlü: elektron-pozitron çifti ışığa, ışık da çifte dönüşebiliyor; bir kuantum sıçraması yarıda yakalanıp geri çevrilebiliyor; ısı bazı koşullarda ters yöne akabiliyor. Bir de gözlemci meselesi var: ölçüm, ölçülenin sonucuna ortak oluyor gibi duran yerler. Sonuç baştan bilinmiyor. Yakın duran yer yok denecek kadar az; uzaktan el sallayan yerler var, birkaç kapıya hiç bakmadık. Hepsini olduğu gibi yazıyoruz.

Dost ne diyor?

«Ben kulumun zannına göreyim» (c4k42)

Korku namazında imamet konusunun içinde geçen kutsî hadis. Hadis kutsî hadis olarak aktarılıyor; senedini ve varyantlarını incelemedik. Aynı söz başka kısımlarda da dönüyor: c5k66'da "iyi zanda bulunsunlar" diye bir davetle, c13k150'de "Allah her kulun zannında bulunur" diye, c16k211'de "Allah ancak kulunun O'nun hakkındaki zannındadır" diye. c5k54'te Dost, güçlü bir zannın bilgi yerine geçebildiğini anlatıyor; Allah'ı akıl yoluyla bilmeyi de şeriatla bilmenin kesinliğinden ayrı, bir tür tahmin sayıyor. c10k127'de ise bu sözün, kulun Allah'ın kendisini nasıl muamele edeceğine dair zannı olarak anlaşıldığı belirtiliyor.

Dikkat edilecek şey: söz iki yönü birden taşıyor; bir yanda kulun zannı, öbür yanda Hakk'ın o zanna göre bulunuşu var. Dost bunu fizik iddiası olarak koymuyor, biz de koymuyoruz.

«O olmasaydı, biz olmazdık / Biz olmasaydık, O olmazdı» (c6k80, s. 223-224)

Bu beyit Hak ile halkın karşılıklı varoluşunu söylüyor. Devamında "Bizi izhar etti ve O'nu gizledi / O'nu izhar etti ve bizi gizledi" diyor: biri görününce öteki gizleniyor, öteki görününce bu. c15k173'te benzer bir şiir daha var; orada "Beni yok etme, yoksa Sen de yok olursun!" diye bitiyor.

Dikkat edilecek şey: bağımlılık iki tarafa da veriliyor. Bu bir çelişki gibi duruyor, çünkü akıl "birinin önce var olması gerek" diyor. Dost bunu bir sıralama olarak değil, bir ilişki olarak kuruyor. Fizikte "iki şey birbirini gerektirir" biçiminde bir şeye benzeyip benzemediği, aşağıda sorduğumuz sorulardan biri.

«Böylece ilk dinleyen ben iken ilk söyleyen O oldu. Sonra ben ilk söyleyen, O ilk dinleyen oldu.» (c14k163, s. 334-341)

Burada roller sırayla el değiştiriyor: söyleyen dinleyen oluyor, dinleyen söyleyen. Dost bunun sonunda el-Bâtın ile ez-Zâhir'in ortaya çıktığını söylüyor, yani içte olan ile dışta olan.

Dikkat edilecek şey: karşılıklılık burada bir sıra gibi yazılıyor, ama ilk ve ikinci diye ayrılan şeylerin yerleri dönüşümlü. "Kim önce" sorusu cevapsız bırakılıyor.

«İnen Hak ile yükselen halk, onda birleşir. Hak yükselene ‘nereye’ diye sorunca, o da ‘Sana’ der.» (c11k142, s. 349)

Hakk'ın inişi ile halkın yükselişi bir yerde karşılaşıyor. Aynı kısımda Dost bu karşılaşmanın yerini "Rabbin bir yolu olduğu gibi kulun bir yolu vardır" diyerek de anlatıyor.

Dikkat edilecek şey: inme ve çıkma aynı yolun iki ucu gibi. Biri öbürünün tersi, ama ikisi de aynı buluşma noktasında bitiyor.

«Nefs bu doğada yaratılmıştır ve bu nedenle sonunda aslına döner» (c12k143, s. 58-60)

Aynı pasajın devamında Dost "Böylelikle iş başladığı gibi bitmiş, son başlangıcının aynı olmuştur" diyor ve din kelimesini "avdet etmek, sahibine dönmek" diye açıyor. c2k24'te de benzer bir söz var (s. 282): Dost, âlemin küre biçiminde olduğunu, bu yüzden insanın sonundayken başlangıcına özlem duyduğunu söylüyor; yokluktan varlığa çıkışın O'nunla olduğu gibi dönüşün de O'na olduğunu ekliyor.

Dikkat edilecek şey: çıkış ile dönüş burada ayrı iki hareket gibi durmuyor; çıkış, dönüşün başı. Dost bunu dairesel bir şekille ilişkilendiriyor.

«Sevdiğimde, onun duyan kulağı, gören gözü, tutan eli olurum» (c8k114, s. 225-227)

Kurb-i nevâfil hadisi: hadisin kendi sözüyle Hak, kulun kulağı, gözü, eli olur. Bu hadisin şerhlerde mecaz mı hakikat mi diye tartışıldığı bilinir; biz o tartışmaya girmedik. Dost bunun ardından tersini soruyor: farzda ne olur? Cevabı, nafilenin simetriği: farzda Hak kulun iradesiyle irade ediyor, kula "ezelî meşiyete göre hüküm sahibi olmak" imkânı veriliyor.

Dikkat edilecek şey: iki yön yan yana duruyor. Biri hadisin Hakk'ın kulun kulağı, gözü, eli olduğunu söylemesi, öbürü kulun Hakk'ın iradesi içinde bir irade sahibi olması. Dost bunları birbirinin tersi olarak veriyor; biri öbürünü silmiyor.

Bir de yokluk meselesi var. Kısmın özetine göre c10k131'de Dost, "Kuşkusuz ki sen daha önce bir şey değil iken seni yarattık" âyetinden yola çıkıyor ve insanın şerefini varlığında yokluğuna dönmesinde görüyor. Aynı yerde şu söz geçiyor:

«Allah'ı Allah'ın dışındaki şeyler içinde mutlak yokluktan daha iyi bilen yoktur» (c10k131, s. 279-280)

Burada yokluk bir eksiklik olarak değil, bilen ve şereflendirilen bir mertebe olarak anlatılıyor. Bu paragraf kısmın özetine dayanıyor; alıntı yalnız tırnaklı sözdür.

Fizikte ne var?

Anderson 1933 — Pozitronun bulunuşu

Anderson kozmik ışınları incelemek için bir sis odası kullandı; bu, içinden geçen yüklü parçacıkların yolunu görünür kılan bir alet. Odayı güçlü bir manyetik alanın içine koydu ve fotoğraflar çekti. Bazı izlerin elektronunki kadar hafif bir parçacığa ait olduğunu, ama alanda elektronun tersi yönde büküldüğünü gördü: yani parçacık artı yüklüydü. Bu, o güne kadar görülmemiş "artı yüklü elektron"du; bugün pozitron diyoruz. Bulgu, Dirac'ın kuramsal olarak öngördüğü karşı-madde fikriyle uyumluydu. Bu bir deney gözlemidir. Anderson'ın bulgusu yalnız pozitronun varlığıdır; elektronla pozitronun karşılaşınca ışığa dönüşmesi (yok oluş) genel fizik bilgisidir, bu kaynağa yaslanmıyoruz. Işıktan çift doğuşunu aşağıdaki Adam 2021 kartında görüyoruz. [Anderson 1933]

Adam 2021 — Işıktan madde doğuyor

Bu bir çarpıştırıcı deneyi. Ağır iyonlar neredeyse ışık hızında yan yana geçerken çevrelerinde çok şiddetli elektromanyetik alanlar oluşuyor ve bu alanlar ışık parçacıkları, yani foton topluluğu gibi davranabiliyor. Makalenin başlığına göre, çarpışan ışıktan doğan elektron-pozitron çiftlerinin momentum ve açı dağılımları ölçülmüş; ışık kutuplanmış olduğu için çiftlerin dağılımı da buna göre ayrışıyor. Ayrıntılı sayıları yazmıyoruz. Işıktan madde elde edilmesi kuramda uzun zamandır öngörülür; bu ölçüm bunu kutuplanma gibi ince ayrıntılarla da sınıyor. Yani ışıktan elektron-pozitron çifti doğması laboratuvarda ölçülmüş bir olgu. [Adam 2021]

Micadei 2019 — Isı ters yöne akabiliyor

Isı kendiliğinden sıcaktan soğuğa akar; termodinamiğin yerleşik kuralı bu. Ama bu kural, iki sistemin başlangıçta birbiriyle ilişkisiz olduğunu varsayar. Micadei ve arkadaşları nükleer manyetik rezonansla iki spini ilişkili, yani dolanık bir hâlde hazırladılar ve ısının soğuktan sıcağa aktığını gözlemlediler. Akışın yönünü, ilişkiler ile entropi arasındaki bir takas belirliyordu. Bu bir deneydir. İnsanı durduran yan, termodinamiğin ikinci yasasını çiğnemeden, ilişkilerin yönü değiştirebilmesi; yasa daha geniş bir bilgi bakışıyla yeniden okunuyor. Bu, günlük hayattaki buzdolabı gibi bir şey değil; iki küçük spinlik bir sahne. [Micadei 2019]

Minev 2019 — Kuantum sıçraması yarıda yakalanıp geri çevriliyor

Kuantum kuramına göre bir atom bir enerji düzeyinden ötekine "sıçrar"; bu sıçramaların ani ve rastgele olduğu söylenir. Yale'de bir ekip, yapay bir atom, yani süperiletken bir devre kullanarak sıçramayı ortasında yakalamayı denedi. Atomun üçüncü, ayrıca izlenebilen bir hâlini dikkatle gözleyerek sıçramanın başlayacağına dair bir işaret buldular. Gözlem: sıçrama anlık değil; başlayınca tutarlı ve düzgün bir geçiş olarak ilerliyor, hatta yarıda yakalanıp tersine çevrilebiliyor. Sıçramanın tam başlama zamanı yine rastgele, ama başladıktan sonra seyri öngörülebilir. Bu bir deney sonucudur ve "anlık sıçrama" tasvirine ince bir düzeltme getirir. Bunun ne anlama geldiği tartışmalı. [Minev 2019]

Proietti 2019 — Gözlemciye göre olgular

Soru şuydu: iki gözlemci aynı olay için farklı, ama her biri kendi içinde doğru sonuçlar bulabilir mi? Bu, "Wigner'in arkadaşı" denen düşünce deneyinden doğan bir soru. Proietti ve arkadaşları fotonlarla kurdukları bir düzenekte bu düşünce deneyinin bir uyarlamasını uyguladılar; "gözlemci" rolünü kuantum bellekli sistemler üstlendi. Sonra sonuçları, gözlemciden bağımsız tek bir nesnel gerçekliğin ve bazı makul varsayımların birlikte doğru olduğu durumda beklenen sınırla karşılaştırdılar. Makalenin kendi ifadesine göre ölçümler bu sınırı aştı; yani o varsayımlarla gözlemciden bağımsız tek bir nesnel gerçeklik birlikte tutamıyor; varsayımlardan birinin bırakılması gerekiyor. Yazarlar bunu kuantum alanında herkesin kabul edeceği tek bir nesnel hikâye olmayabileceği biçiminde ifade ediyor. Sonuç bu varsayımlara bağlı ve nasıl yorumlanacağı tartışmalı; özellikle "gözlemci"nin burada ne olduğu açık bir soru. [Proietti 2019]

Jacques 2007 — Gecikmiş seçim

Bir foton iki yoldan giren bir düzenekte hem dalga gibi (iki yoldan birlikte, girişim) hem de parçacık gibi (hangi yoldan geçtiği belli) görünebilir; hangisini göreceğimiz düzenek seçimine bağlıdır. John Wheeler "seçim, foton düzeneğe girdikten sonra yapılırsa ne olur?" diye sormuştu. Jacques ve arkadaşları bunu tek fotonlarla uyguladı: açık ya da kapalı düzen seçimi rastgele sayı üreteciyle yapıldı ve fotonun girişinden ışık hızıyla haberleşilemeyecek kadar ayrık bir anda gerçekleşti. Sonuç kuantum kuramının öngörüsüyle uyuştu: geç seçim bile sonucu belirliyordu. İnsanı durduran yan, fotonun "ne olduğuna" girişten önce karar vermemiş görünmesi. Bunun anlamı yorumdan yoruma değişir ve kimse "geçmişi değiştirdik" demek zorunda değil. [Jacques 2007]

Schlosshauer 2005 — Dekoherans ve ölçüm problemi

Kuantum kuramına göre bir sistem, ölçülmeden önce birkaç olasılığın birlikte hesaba girdiği bir hâlde olabilir; buna süperpozisyon deniyor. Ama ölçünce hep tek bir sonuç görürüz; bu uyuşmazlığa ölçüm problemi diyoruz. Schlosshauer'in makalesi, dekoherans denen olguyu ve onun bu probleme ne kadar yardım ettiğini anlatan bir değerlendirme yazısı. Dekoherans şu: küçük bir sistem çevresiyle (hava, ışık, ısı) kaçınılmaz olarak etkileşir ve bu yüzden olasılıkların birlikte oluşunun izleri, yani girişim, çok hızlı silinir. Bu iyi anlaşılmış bir olgudur. Makale ayrıca bunun tek bir sonucun neden ortaya çıktığını açıklayıp açıklamadığını sorar ve ana yorum yaklaşımlarını tek tek bu çerçevede inceler. Vardığı nokta: dekoherans sonuçların neden klasik göründüğünü açıklıyor, ama "neden yalnız biri?" sorusunu kendi başına kapatmıyor. Bu kısım yoruma bağlı. [Schlosshauer 2005]

İkincil literatür ne diyor?

SEP maddesinin aktardığına göre İbn Arabî, İnşâ'u'd-devâir'de insanın iki kusursuz nisbeti olduğunu söylüyor: biriyle ilâhî mertebeye, biriyle kevnî mertebeye girer; bu yüzden Hakk ile âlem arasında bir berzah gibidir, ikisini birleştirir ve kuşatır. Aynı yerde ilâhî olanın kemâli ezelde, âlemin kemâli hudûsta, insanın kemâli ise ikisinde de sınırsız diye anlatılıyor; Sadreddin Konevî'den aktarılan bir cümleye göre insan bu aracılığı yapmasaydı, aradaki uygunluk ve ilişki eksikliği yüzünden âlem ilâhî feyzi alamazdı. Rab–kul ilişkisine gelince madde yalnız şunu aktarıyor: kulun Allah karşısındaki hakkı (sorumluluğu) tevhidi kabul etmektir, buna karşılık kulun Allah karşısındaki hakkı sonsuz saadettir. Bu paragraf Dost'un sözü değil, ikincil literatürün anlatımıdır. [SEP: Ibn 'Arabi]

Yan yana bakınca

Kulun zannı ve Hakk'ın o zanna göre bulunması: uzaktan selamlaşıyor.

Ortak olan: iki tarafta da "ölçen" ile "ölçülen" arasında tek yönlü olmayan bir bağ var. Dost'ta hadis, Hakk'ın kulun zannına göre bulunduğunu söylüyor; fizikte, kimi deneylerde, ölçümün nasıl yapıldığı sonucu belirliyor [Jacques 2007; Proietti 2019]. Ayrıldıkları yer: fiziktekinin bir düzenek seçimi olduğunu, bir inanç ya da düşünce olmadığını açıkça söylemek gerekiyor. Kuantum deneylerinde sonucu etkileyen şey düzeneğin kendisi, yani maddesel bir seçim; kimsenin kanaati değil. "Düşünceler dalgadır" ya da "niyet gerçekliği değiştirir" gibi bir iddia hiçbir kaynakta ölçülmüş değil; biz de bunu yazmıyoruz ve bu sayfadan öyle bir sonuç çıkmamalı. Bir gören nereden fark edebilir: "ölçülen, ölçenden bağımsız bir şey değildir" cümlesinin iki dilde de kendine yer bulmasına. Açık soru: Dost'taki "zan", fizikteki "düzenek seçimi"nin uzak bir akrabası olabilir mi, yoksa yalnızca aynı sözcüğe ("gözlemci") yaslanan iki ayrı mesele mi?

"O olmasaydı biz olmazdık, biz olmasaydık O olmazdı": uzaktan selamlaşıyor.

Ortak olan: iki yönlü dönüşüm. Anderson'ın pozitronu karşı-madde fikrini laboratuvara getirdi; Adam'da ışıktan elektron-pozitron çifti doğuyor [Anderson 1933; Adam 2021]. Elektron-pozitron çiftinin ışığa dönmesi ise genel fizik bilgisi. Ayrıldıkları yer: Dost'ta "olmak" bir bağımlılık ilişkisi; fizikte bir enerji biçiminden ötekine geçiş. Fizikteki dönüşümde iki taraf da "var" kalıyor; Dost'taki bağımlılıkta biri olmadan öteki de "olmaz". Bir gören iki yönlü kuralın iki yerde de aynı biçimde sıralandığını fark edebilir. Açık soru: "dönüşüm" ile "birbirine bağımlılık" aynı şey mi, yoksa yalnızca ikisi de "iki yönlü" kelimesiyle anılabilen ayrı kapılar mı?

Sıçrama yarıda yakalanıp geri çevriliyor: bu kapıya bakmadık.

Tek ortak cümle şu: bir geçiş başladıktan sonra tersine dönebiliyor [Minev 2019]. Dost'ta çıkış dönüşün başı; fizikte sıçrama yarıda geri çevrilebiliyor. Ayrıldıkları yer: Minev'de bir atomun iki enerji düzeyi arasında, çok kısa bir süre içinde olan bir şey; Dost'ta bir varlığın başlangıçtan sona, oradan başlangıca dönüşü, bir mertebe ve hâl dairesi. Ölçekleri, nesneleri, anlamları ayrı; yapı ortak olmadığı için bir eşleme aramadık. Açık soru: "başlayan şey geri dönebilir" ortaklığı bu kadar genel bir cümle olarak bir şey söylüyor mu?

Hakk'ın kulağı, gözü, eli olmak; kulun iradesi içinde irade sahibi olmak: bu kapıya bakmadık.

Dost'ta aynı ilişki hadisin sözüyle iki ters yönde tarif ediliyor. Micadei'de ısı, ilişkili iki spinde normalde olmayan yönde akıyor [Micadei 2019]. Ama yapı ortak değil: Micadei'deki ters akış iki sistem arasındaki ilişkiler sayesinde oluyor ve ikinci yasayı bozmuyor; Dost'taki iki tarif ise iki ayrı ilişki biçimi. Burada fizikte bir karşılık bulamadık ve aramadık.

Yok-var-yok: ayrı yollardan yürüyorlar.

Ortak olan: iki tarafta da "var olmak" ile "yok olmak" arasında bir geçiş anlatılıyor. Fizikte ışıktan çift doğuyor [Adam 2021]. Dost'ta, kısmın özetine göre, insan yokluktan varlığa gelen ve şerefi yokluğuna dönmesinde görülen biri (c10k131). Ayrıldıkları yer: fizikte "yok olmak" enerjinin başka bir biçime geçmesi, hiçbir şey kaybolmuyor; Dost'ta yokluk, bir enerji olarak değil, bilen ve şereflendirilen bir mertebe olarak anlatılıyor, tenzih de yokluk niteliği sayılıyor. Zıt yönlerde duruyorlar: biri korunmayı, öteki yokluğa dönüşü merkeze koyuyor. Bir gören "yok olma" sözcüğünün iki dilde farklı anlamda kullanıldığını fark edebilir. Açık soru: Dost'un yokluğu ile fiziğin boşluğu (enerjisiz hâli) aynı sözcükle anılabilir mi?

Söyleyen dinleyen, dinleyen söyleyen: bu kapıya bakmadık.

c14k163'teki rol değişimi, c11k142'deki iniş ile çıkışın buluşması ve c14k159'daki Rab ile kulun zamanı birbirinin zamanı yapması için fizikte bir karşılık aramadık. Zamanın bu yönü Zaman sayfasında ele alınıyor; rol değişimi için ise bulduğumuz kaynaklardan hiçbiri yeterince sağlam bir karşılık sunmadı.

Dâire, son başa döner: bu kapıya bakmadık.

Dost'ta "çizgi olsaydı başladığı yere dönmezdi" (c11k140) diye bir söz var ve bu "dairesellik" bir hâl ve mertebe dairesi. Fizikte döngüsel kozmolojiler var ama bunlar spekülatif ve Dost'taki daire fiziksel bir döngü değil. İkisini eşleştirmek zorlama olurdu; yapmadık.

Elimizde kalan sorular

Neyi yapmadık?

Dost'un cümlelerini Arapça aslıyla karşılaştırmadık. Okuduğumuz şey sitenin Türkçe kısım özeti ve alıntılar çeviri sayfa numaralarıyla veriliyor. Bu bir okuma özeti değil, bizim okuma çerçevemiz; Dost'u anlamıyoruz, anlamaya çalışıyoruz.

Bir şeyin ötekiyle özdeş olduğunu ya da birinin ötekini onayladığını söylemiyoruz. Hiçbir satırda Dost fiziği açıklıyor, fizik de Dost'u onaylıyor değil. "Zan" hadisinin fizikteki gözlemci meselesiyle uzaktan bir selamı olabilir, ama düşüncenin ya da niyetin fiziksel bir etki yaptığı iddiası hiçbir kaynakta ölçülmüş değil; biz de bunu yazmıyoruz. Fizik tarafı kaynaklıdır ama biz fizikçi değiliz.