Alegoride akılcı yedinci gökte durdurulur, taklitçi Sidre'nin ötesine geçer; metin bu durağı aklın kendi meydanının dışına çıkamayacağı sınır olarak tarif eder ve taklitçiye yalnız nebevi ikazla gelen 'özel yön' bilgisinin verildiğini söyler. (özet)
İşaret: aklın kendi meydanının dışına çıkamayacağı
Akılcının zevk yoluyla ulaşamadığı, nebevi ikazla gelen özel yön bilgisi.
c8k108-02 · s. 33-36
Sır diye adlandırıyor
Kıyamette imansız âlimin bilgisinin cahil mümine giydirilmesi öğretisini Dost bir 'sır' olarak sunar; bunu duyan bir filozofun önce imkânsız saydığını, sonra Allah'ın ona gösterdiğini ve 'Daha büyük bir üzüntü görmedim' dediğini anlatır. (özet)
Dost, İbrahim ve Hızır'ın zâhirde edepsizlik gibi görünen izafelerini keşifle doğrudan görmeye dayandırır ve 'Bu mezhep, hikmet bahsine dâhildir' der. (özet)
İşaret: Bu mezhep, hikmet bahsine dâhildir
Edebin terkinin kuraldan değil keşifle doğrudan görmeden hareket etmesi.
c8k109-02 · s. 49-51
Tarif edilemez diyorMarifet ilmine özgü
Her ne ki konuşur, var eder. Var ettiğinde ise şirk koşar
İşaret: tevhidin en derin hâli içten ve dıştan susmak
Tevhidin keşif ve iman nuruyla doğrudan öğrenilmesi, ispat yoluyla olmaması ve en derin hâlinin susmak olması.
c8k109-03 · s. 60-61
Marifet ilmine özgü
Bütün hâller vehbi, makamlar ise peygamberlerin hak edişidir
İşaret: Bütün hâller vehbi
Bilgiyi keşiften alanların ölüm anındaki tecellisi ve hâllerin vehbî oluşu.
amelden, takvadan ve sülükten meydana gelen her bilgi mârifettir, çünkü böyle bir bilgi kuşkunun giremeyeceği keşiften doğar; teorik araştırmadan gerçekleşen bilgi ise öyle değildir, kuşkuya ve hayrete açıktır
İşaret: her bilgi mârifettir, çünkü böyle bir bilgi kuşkunun giremeyeceği keşiften doğar
Mârifetin keşiften doğan kuşkusuz bilgi olarak, teorik araştırmadan gelen bilgiden ayrılması.
c8k110-02 · s. 68-69
Marifet ilmine özgü
Rabbini taklit et... Onu söyleyen Allah'tan bilgisini öğrenmeye çalış. Bu durumda ârif olursun
İşaret: Onu söyleyen Allah'tan bilgisini öğrenmeye çalış
Dost, ruhani sevginin doğal suretle birleşince doğurduğu ittihadı anlatır: bunu Hulûlîlerin işaret ettiği ama keyfiyetini bilmedikleri bir hakikat olarak anar. (özet)
İşaret: keyfiyetini bilmedikleri
Sevenin ve sevilenin zâtlarının birbirine geçmesi.
c8k113-02 · s. 152-153
Tarif edilemez diyorEhline mahsus
Sevginin özelliği şaşırmak ve hayrettir. Hayret ise aklı dışlar, çünkü akıl seni bir araya toplarken hayret dağıtır
Dost, her hâlin kendi meydanı olduğunu söyler ve sırlar meydanını çokluğun tek hakikatin isimleriyle zuhurunu görmek olarak tarif eder. (özet)
İşaret: sırlar meydanı
Muhabbet meydanlarından sırlar meydanı.
c8k114-03 · s. 270-272
Açıklamamayı seçiyorSır diye adlandırıyor
Dost, Fas'ta (H.594) Allah'ın kendisine verdiği bir sırrı, açıklanmayacağını bilmeden ifşa ettiğini, bunun üzerine sevgiliden azar işitip sustuğunu, sonunda o sırrın on sekiz kişinin gönlünden çekilip alındığını anlatır. (özet)
İşaret: bir sırrı ... ifşa ettiğini, ... azar işitip sustuğunu
Verilen bir sırrın açıklanması ve sonrasında susulması.
c8k114-04 · s. 280
Açıklamamayı seçiyorSır diye adlandırıyor
Burada bir takım sırlar vardır. Âşıkların hikâyeleri çoktur
İşaret: Burada bir takım sırlar vardır
Âşığın üç lakabı bahsinin sonunda sırların bulunduğuna işaret ve konunun orada bırakılması.
Hayal, iki zıddı bir araya getirir ve hakikatler onda bulundukları halde ortaya çıkar... Gördüğün veya idrak ettiğin bütün işlerde Hak, 'odur ve o değildir'
İşaret: Hak, 'odur ve o değildir'
Hayalin iki zıddı birleştirmesi; Ebu Said Harraz'ın 'iki zıddı birleştirmesiyle bildim' cevabı.