İçeride-dışarıda — İçeride de dışarıda da değil

Bu sayfadaBu sayfa bir paragrafta · Bu biçim ne? · Dost ne diyor? …
  1. Bu sayfa bir paragrafta
  2. Bu biçim ne?
  3. Dost ne diyor?
  4. Fizikte ne var?
  5. Schlosshauer 2005 — Dekoherans ve ölçüm problemi
  6. SEP 2024 — Kuantum dolanıklığı ve bilgi
  7. SEP 2024 — İlişkisel kuantum mekaniği
  8. Yan yana bakınca
  9. Elimizde kalan sorular
  10. Neyi yapmadık?

Bu sayfa bir paragrafta

Bu sayfada tek bir soruya bakıyoruz: "nerede?" sorusu cevap vermediği yerde fizikte de bir şey var mı? Dost'tan altı söz topladık: "Ondasın, ama O'nda değilsin", "biz O'nun için bir mekânız", perdenin perdelenenin kendisi olması gibi. En yakın duran satır, dolanık parçanın tek başına tarif edilememesi; ama onu bile "bu kapıya bakmadık" diye bıraktık, çünkü fizikte parçanın yeri vardır, karışık olan durumudur. Süperpozisyon benzetmesi ise "cazip ama bunu yapmadık": bu sayfada bile dördüncü kez geri çevirdik. Ayrıca Dost'ta organın Hak olması, görme ve bilen-bilinen gibi kalabalık temalar başka sayfalara gittiği için burada bakılmadı. Açık kalan şu: yersizliğin iki kullanımı aynı soruya mı cevap veriyor, İçeride-dışarıda ayrı bir biçim mi yoksa Hem-hem, Ayırt edilemezlik ve Bakış'ın bir yüzü mü?

Bu biçim ne?

Bir şeyin nerede olduğunu sorarız. "Dışarıda mı, içeride mi?" Çoğu zaman bu iki cevaptan biri yetiyor. Anahtar çekmecede ya da çantada; ya bu ya o. Dost'un sayfalarında ise sık sık iki cevabın da yetmediği bir yere geliyoruz. Aranan şey ne içeride ne dışarıda; "ondasın ama onda değilsin" deniyor, "bir yerde değil" deniyor, "içerden veya dışardan arama" deniyor.

Bu biçime İçeride-dışarıda (içeride de dışarıda da değil) diyoruz. Okumamızda 174 madde buraya girdi. Maddelerin çoğu aslında başka kapılara açılıyor: Hak ile görmek, aynada kendini görmek, bilenin ve bilinenin birbirine karışması. Onlara ayrı sayfalarda bakıyoruz. Bu sayfada yalnız çıplak soruya bakıyoruz: yer, yön, içeri, dışarı, yakın, uzak. "Nerede?" sorusu cevapsız kalıyor ya da cevabı tersine dönüyor.

Fizik tarafında yalnız şunu soracağız: "nerede?" sorusunun cevap vermediği yer fizikte var mı? Varsa neye benziyor, neye benzemiyor?

Dost ne diyor?

İlk söz, çok kısa ve çok bilindik bir cümle gibi duruyor:

«Ondasın, ama O'nda değilsin!» (c7k97, s. 216)

İki cümle yan yana ve ikisi birden söyleniyor. "Ondasın" diyor, sonra "O'nda değilsin" diyor. Biri ötekini silmiyor. Dikkat edilecek şey: iki cevap sıraya girmiyor, "önce biri sonra öteki" değil; ikisi aynı anda duruyor.

İkinci söz yeri tersine çeviriyor:

«O, bizim için bir yerde değilken, biz O'nun için bir mekânız.» (c6k84, s. 313)

Bakışımız genellikle şöyle: şey bir yerdedir, yer şeyi içine alır. Burada tersi söyleniyor: yer biz oluyoruz. O bir yerde değil, ama biz O'nun zuhur ettiği yeriz. Dikkat edilecek şey: kap ile içindeki yer değiştiriyor. İçinde olan dışarıda kalıyor, dışarıda olan içini taşıyor.

Üçüncü söz kaçan birine soruyor:

«Kimden kaçıyorsun? Başkası mı var ki?» (c7k93, s. 140)

Kaçmak için bir uzaklık gerekir. Uzaklık da iki ayrı şey ister. Söz bu ikiliği soru olarak bırakıyor. Dikkat edilecek şey: uzaklık kuruluyor gibi olurken ortadan kalkıyor; "ayrı" demek için gereken ikinci taraf bulunamıyor.

Dördüncü söz aynı kapıyı yakınlık ve uzaklık üzerinden açıyor:

«Yakınlığın zirvesi perdeyken uzaklığın son noktası da bir perdedir» (c7k94, s. 148)

Normal akılda yakınlık perdeyi inceltir, uzaklık kalınlaştırır. Burada iki uç aynı şeyi yapıyor: ikisi de perde. Dikkat edilecek şey: ölçek bir çizgi gibi uzanmıyor; iki ucu birbirine dönüyor.

Beşinci söz bir namaz hikâyesinden. Namaz kılan bir deli, yaklaşmaya niyet edemediğini söylüyor:

«Benimle beraber olan ve kendisini müşahede ettiğim ve benden gizlenmeyen birine yaklaşmaya nasıl niyet edebilirim ki?» (c2k23, s. 265-266)

Yaklaşmak için önce uzak olmak gerekir. Zaten yanındaki birine yaklaşmak anlamsız kalıyor. Dikkat edilecek şey: "yol" ve "varış" kavramları kendi sorunlarını kendileri çıkarıyor; yol var gibi yürünüyor ama gidilecek yer zaten orada.

Altıncı söz perdenin yerini söylüyor:

«Allah Teala sana senden başka perde yaratmadı!» (c12k145, s. 142-143)

Perde genellikle iki şeyin arasında durur. Burada perde, perdelenenin kendisi. Dikkat edilecek şey: araya giren şey ayrı bir şey değil. "Ara" denen yer, taraflardan birinin kendisi.

Gördüğümüz kadarıyla bu altı sözün ortak biçimi şu: "Nerede?" sorusu cevaplanıyor ama cevap bir yer göstermiyor. Fizikte buna benzeyen bir şey var mı diye sormaya yetecek kadar belirgin, ama sorunun ne kadar ağır bir soru olduğunu da biliyoruz.

Fizikte ne var?

Schlosshauer 2005 — Dekoherans ve ölçüm problemi

Kuantum kuramına göre bir sistem, ölçülmeden önce birkaç olasılığın birlikte hesaba girdiği bir hâlde olabilir. Buna süperpozisyon diyoruz. Ölçünce ise her zaman tek bir sonuç görüyoruz ve bu iki durum arasındaki uyuşmazlığa ölçüm problemi deniyor. Schlosshauer'in makalesi, dekoherans denen olgunun bu probleme ne kadar yardım ettiğini anlatan bir değerlendirme yazısı. Dekoherans şu: küçük bir sistem çevresiyle (hava, ışık, ısı) kaçınılmaz olarak etkileşir ve olasılıkların birlikte oluşunun izleri, yani girişim, çok hızlı silinir. Bu kısım deney ve hesap konusu olarak iyi anlaşılmış. Makale ayrıca bunun "neden tek sonuç" sorusunu kapatıp kapatmadığını soruyor ve ana yorum yaklaşımlarını (Kopenhag, çok dünyalar, gizli değişkenler ve diğerleri) bu çerçevede tek tek inceliyor. Vardığı nokta şu: dekoherans sonuçların neden klasik göründüğünü açıklıyor ama "neden yalnız biri" sorusunu kendi başına kapatmıyor; o kısım yoruma bağlı. [Schlosshauer 2005]

SEP 2024 — Kuantum dolanıklığı ve bilgi

Bu bir ansiklopedi maddesi, deney raporu değil. İki kuantum sistemi öyle ilişkili olabilir ki onları ayrı ayrı tarif edemeyiz, ancak bir bütün olarak tarif edebiliriz. Buna dolanıklık deniyor. Madde dolanıklığın klasik dünyada karşılığı olmayan ilişkiler doğurduğunu, bu ilişkilerin ölçülebildiğini, dönüştürülebildiğini ve bir tür kaynak gibi kullanılabildiğini anlatıyor. Dolanık çiftler klasik sistemlerle yapılamayan hesaplama ve şifreleme işlerinde kullanılıyor. Madde deney sonuçlarını, kuramı ve yorumları ayırarak sunuyor. Durduran yan şu: uzakta olan iki şey arasında ortak bir bütünlük var ve bunun nasıl okunacağı konusunda kesin bir uzlaşı yok. [SEP: Quantum Entanglement and Information]

SEP 2024 — İlişkisel kuantum mekaniği

Bu da bir ansiklopedi maddesi ve bir deneyi değil, bir yorumu tanıtıyor. Yorum 1996'da ortaya atıldı ve son yıllarda ilgi gördü. Çıkış noktası şu: kuantum kuramındaki karışıklık yeni bir denklem, yeni bir olgu ya da erişilmez bir gerçeklik eklenerek çözülmez; kuram bize düşünce çerçevemizi köklü biçimde yenilemeyi öneriyor, deniyor. Maddeye göre geleneksel anlatımdaki "gözlemci" rolünü yalnızca büyük, klasik cisimler değil, her fiziksel sistem oynayabilir. Böylece bir özelliğin değeri tek başına değil, hangi sisteme göre olduğuyla birlikte konuşulur. Bunu açıkça işaretlemek gerekir: bu bir yorum önerisi, deneyle ayırt edilemiyor ve fizikçiler arasında kabul edilmiş değil. Madde bunun doğru olduğunu değil, ne dediğini anlatıyor. [SEP: Relational Quantum Mechanics]

Yan yana bakınca

Dolanık parçanın yeri ile "nerede?" sorusu: bu kapıya bakmadık.

İki dolanık sistemden birine tek başına bakıp onu tarif etmeye çalıştığımızda tarif eksik kalıyor; tarif ancak bütün için yapılabiliyor [SEP: Quantum Entanglement and Information]. İlk bakışta bu, "içeride de değil dışarıda da değil" sözüne yaklaşıyor gibi geliyor. Ama fizikte parçanın yeri vardır; karışık olan yeri değil, durumudur. Dost'ta ise sorun yerin kendisine dair: mekân işlemiyor. İkisi farklı şeyleri söylüyor olabilir, bu yüzden bir yakınlık kaydetmedik. Açık soru: yersizliğin bu iki kullanımı aynı soruya mı cevap veriyor, yoksa yalnız yer kavramının sarsıldığı noktada mı buluşuyor?

İlişkisel yorum bu selamlaşmaya bir not düşüyor. "Bir özelliğin değeri hangi sisteme göre olduğuyla konuşulur" cümlesi, "nerede" sorusunun bir bakış noktası istediğini hatırlatıyor [SEP: Relational Quantum Mechanics]. Dost'ta "biz O'nun için bir mekânız" sözünde de yer, bakış noktasına bağlı görünüyor. Bunu bir yakınlık olarak koymuyoruz; yorumun kendisi kabul görmüş değil ve Dost'ta bakış noktası bir fizik terimi değil. Açık soru olarak bırakıyoruz: yerin bakış noktasına bağlanması iki tarafta da aynı hamle mi?

Süperpozisyon ve "ne A ne B" meselesine gelince, burası cazip ama bunu yapmadık. "Ne içeride ne dışarıda" cümlesi, bir şeyin iki olasılığın birlikte hesaba girdiği hâle benzetmeye çağırıyor [Schlosshauer 2005]. Bu benzetmeyi daha önce berzah, akıl ve hem-hem sayfalarında da reddettik; burada dördüncü kez kaydediyoruz. Neden: süperpozisyonda iki seçenek de gerçek olasılıklar olarak hesaba katılıyor ve ölçünce biri çıkıyor. Dost'un cümlesinde ise "ne biri ne öteki" deniyor ve ölçüm diye bir an yok. Yalnız sözcük benzerliği kalıyor ve onunla yetinmiyoruz. Bir gören yine de bir şey fark ederse bize söylesin. Açık soru: bu benzetme neden bu kadar sık geri geliyor?

Kalp ile Hak–halk ilişkisi gibi daha kalabalık temalar için bu kapıya bakmadık. Bunlar ontolojik; yani "ne var?" sorusuyla ilgili, "nerede?" sorusuyla değil, ve fizik bu soruyu bu biçimde sormuyor. Organın Hak olması Ayırt edilemezlik sayfasına, görme ve ayna Bakış sayfasına, bilen ve bilinen Bilgi sayfasına gidiyor; orada baktık. Konuşan, okuyan, zikreden ve yolculuk eden temalar için de fizikte bir kategori aramadık; bu kapıya bakmadık.

Elimizde kalan sorular

Neyi yapmadık?

Dost'un sözlerini Arapça aslıyla karşılaştırmadık; elimizde sitemizdeki Türkçe kısım özetleri var. Alıntılar kısım özetinden harfi harfine alındı. Madde gruplarını çıkarırken okuyucu ajanlar da çalıştı; bu, tema ayrımlarının bizim okumamız olduğu anlamına geliyor.

Fizik tarafında kaynaklar kısa özetlerden ve ansiklopedi maddelerinden ibaret; derin bir fizik tartışması yapmadık. Bu biçimde Dost'un çoğunluğunun fizikle eşleşmemesi de bir sonuç. Bu bir okuma özeti değil, bizim okuma çerçevemiz; Dost'u anlamıyoruz, anlamaya çalışmaktan vazgeçmiyoruz.

Çeviri sınaması. Bu biçimdeki zorluk-3 maddelerden tırnaklı alıntı taşıyan 168 tanesi, Fütûhât çevirisinin (Ekrem Demirli) metnine karşı sınandı: 139 tanesi çeviride bulundu, 14 tanesi kısmen, 15 tanesi bulunamadı. “Bulunamadı” bir yanlışı değil, OCR bozulmasını ya da özetin kendi sözünü de gösterebilir; tek tek bakılacaktır. Arapça aslıyla karşılaştırma yapılmadı.