İlişki önce: şey, ilişkisinden bağımsız tanımlanamaz

Bu sayfadaBu sayfa bir paragrafta · Bu biçim ne? · Dost ne diyor? …
  1. Bu sayfa bir paragrafta
  2. Bu biçim ne?
  3. Dost ne diyor?
  4. Fizikte ne var?
  5. Rovelli 1996 — İlişkisel kuantum mekaniği
  6. SEP — İlişkisel kuantum mekaniği maddesi
  7. Page ve Wootters 1983 — Değişimsiz değişim
  8. Moreva 2014 — Zamanı dolaşıklıktan çıkaran deney
  9. Giovannetti 2015 — Kuantum zaman
  10. SEP — Kochen-Specker teoremi
  11. Kirchmair 2009 — Bağlamsallık deneyi
  12. Yan yana bakınca
  13. Elimizde kalan sorular
  14. Neyi yapmadık?

Bu sayfa bir paragrafta

Burada şunu soruyoruz: Dost'un metninde efendi kul olmadan, yaratan yaratılan olmadan, zaman da iki şeyin birbirine göre durması olmadan söylenemiyorsa, fizikte "bir özellik kime göre vardır?" diye soran yerlerle bu aynı soru olabilir mi? Üç yakınlığa baktık (ilişkisel yorum, zamanı saatle ilişkiden çıkaran öneri, bağlamsallık) ve üçü de sayfada "uzaktan selamlaşıyor" diye duruyor; "yakın duruyor" diyebildiğimiz bir satır çıkmadı. En çok ayrıldıkları yer ilişkinin yönü: Dost bazen karşılıklılığı, bazen tek yönlülüğü söylüyor ("Allah eşya ile beraberdir, eşya O'nunla beraber değildir"), ilişkisel yorumun özetlerinde ise böyle bir yön ayrımı göremedik. Rollerin yer değiştirmesi gibi kapılara bakmadık, bilgi ile bilinen ve ayna ile görme ise başka sayfalarda. Açık kalan, Dost'un "ilişki önce" dediği yerle fizikteki "özellik ilişkide" dediği yerin aynı soruyu mu sorduğu, yoksa yalnız "ilişki" sözcüğünün mü ortak olduğu. Bunu Arapça aslıyla karşılaştırmadan, sitedeki Türkçe okuma özetleri üzerinden soruyoruz.

Bu biçim ne?

Bir şeyi anlatmak istesek, çoğu zaman önce onu tek başına düşünürüz: bir taş, bir insan, bir saat. Sonra başkasıyla ilişkisine geçeriz. Önce şey vardır, ilişki sonradan gelir. Gündelik hayatta bu bize doğal geliyor.

Dost'un metninde bazı yerlerde bu sıra tersine dönüyor. Efendi, kul olmadan efendi olamıyor. Yaratan, yaratılan olmadan yaratan sayılamıyor. Zaman, iki şeyin birbirine göre durmasından doğuyor. Yani bu yerlerde taraflar önce var, ilişki sonra kurulmuyor; ad ya da nispet karşısındakiyle birlikte anlam buluyor. Metin bunu her yerde simetrik söylemiyor, aşağıda görülecek. Biz bu biçime "İlişki" diyoruz. Okuma özetlerinde buna benzer 289 yer ayıkladık.

Bir anlatım yardımı olarak: iki kişinin tuttuğu bir ipi düşünün. İp, iki ucu tutulduğu sürece gerili bir ip. Birini bıraktığınızda yalnız o taraf değil, ipin kendisi de başka bir şeye dönüşüyor. Fizikte bu soruya yakın bir yerde, bir özelliğin kime ve neye göre var olduğunu soran yorumlar ve zamanı ilişkiden çıkaran bir öneri var. Aynı şeyi söylediklerini iddia etmiyoruz; yalnız yan yana koyup bakıyoruz.

Dost ne diyor?

Alıntıların hepsi sitedeki Türkçe okuma özetlerinden, harfi harfine alındı. Kısım numarası (c6k80) cilt ve kısmı gösterir.

«O olmasaydı, biz olmazdık / Biz olmasaydık, O olmazdı» (c6k80, s. 223-224)

Dörtlük karşılıklı bir bağımlılık söylüyor: Hak olmasa âlem olmaz, âlem olmasa da Hakkın "ilk" ya da "Rab" olması bir yere oturmaz. Bu karşılıklılık ilâh ve Rab adlarının nispeti düzeyinde söyleniyor; Zât'ın âleme bağlı olduğu söylenmiyor, Vâcib ile mümkün arasındaki asimetri duruyor. Metin başka bir yerde bunu daha açık söylüyor: âlem olmadan Hak için "ilk olmak" kendisine nispet edilemeyecek bir şeydir (c6k82). Dikkat edilecek şey: bağımlılık tek yönlü kurulmuyor, iki yönde de yazılıyor.

«Mümkünler var olmada Allah'a bağlı oldukları gibi O da kendisini bilmede mümkünler hakkındaki bilgiye dayanmıştır.» (c15k169)

Burada bağımlılığın iki ayrı alanı var. Mümkünler var olmak bakımından Allah'a bağlı. Allah ise, bu cümleye göre, kendisini bilmeyi mümkünler hakkındaki bilgiye dayandırıyor. Dikkat edilecek şey: iki yönün aynı cümlede, iki ayrı iş için kurulması. Metin tek bir "karşılıklı bağımlılık" çuvalına doldurmuyor.

«Kullar/kölelik olmasaydı, efendilik olmazdı.» (c14k165)

Okuma özeti bunu bir isim meselesi olarak veriyor: "Yaratan" olmak, yaratılana bağlı. Aynı yerde "Bir şey, kendisine izafe edilemez" cümlesi de geçiyor; yani bir ad, ancak bir başkasına göre ad olabiliyor. Dikkat edilecek şey: efendilik bir özellikten çok bir ilişki olarak anlatılıyor.

«Allah, eşya ile beraberdir. Eşya ise, O'nunla beraber değildir.» (c6k82, s. 259)

Buraya kadar hep karşılıklılık vardı; burada ilişki tek yöne dönüyor. Beraberlik bir taraftan var, öbür taraftan olumsuzlanıyor. Metin hemen ardından beraberliğin bilgiye bağlı olduğunu ekliyor. Dikkat edilecek şey: "ilişki iki taraflıdır" demekle yetinmeyen bir metin bu. İlişkinin içinde bile yön ayrılıyor. Benzer bir ayrım şu cümlede de var: «Hak karşısında halkın durumu ile halk karşısında Hakkın durumu aynı değildir.» (c13k151, s. 292)

«Nokta kaybolsaydı, çevre kaybolur, çevre kaybolsaydı nokta kaybolmazdı.» (c9k123, s. 130)

Nokta ile çevre arasında bir bağ var ama bu bağ simetrik değil: çevre noktaya bağlı, nokta çevreye aynı biçimde bağlı değil. Başka bir yerde bu, "çevre bilgi bakımından noktayı korurken, nokta varlık bakımından çevreyi korur" diye iki yöne ayrılarak da söyleniyor (c13k150). Dikkat edilecek şey: ilişkinin yönü ve türü, ilişkinin kendisi kadar önemli.

«babanın zamanı oğul iken oğlun zamanı babadır.» (c14k159)

Okuma özetine göre zaman, "ne zaman?" sorusuyla ortaya çıkan bir nispet, dışta varlığı olmayan bir ilişki. Baba ile oğul örneği bunu somutlaştırıyor: her birinin zamanı öbürüyle birlikte tanımlanıyor. Dikkat edilecek şey: zaman burada kendi başına akan bir şey olarak değil, iki şeyin birbirine göre durması olarak geçiyor.

Fizikte ne var?

Rovelli 1996 — İlişkisel kuantum mekaniği

Rovelli şunu soruyor: kuantum kuramı bir sistemin "kendi başına" hâlini mi anlatıyor, yoksa bir sistemin başka bir sistemle ilişkisini mi? Önerisi, bir şeyin özelliklerinin mutlak olarak değil, onu gözleyen ya da onunla etkileşen başka bir sisteme göre var olduğu. Aynı olay için iki farklı gözlemci, ikisi de kurala uygun biçimde, farklı şeyler söyleyebilir. Rovelli kuantum kuramının sıra dışı görünen yanlarının bu "bakışa göre olma" fikrinden doğal biçimde çıktığını savunuyor. Bu bir deney değil, kuramın yorumuna dair bir öneri. Diğer yorumlar kadar tartışmalı ve deneyle birinden ötekine karar verilmiş değil. Yaklaşımın hem çekici hem rahatsız edici yanı, "dünya şöyledir" cümlesinin yerine "şuna göre şöyledir" cümlesini koyması. [Rovelli 1996]

SEP — İlişkisel kuantum mekaniği maddesi

Bu bir deney değil; Stanford Felsefe Ansiklopedisi'nde, Rovelli'nin önerisinin bugünkü hâlini anlatan bir madde. Yorum 1996'da ortaya atıldı ve son yıllarda ilgi gördü. Çıkış noktası şu: kuantum kuramındaki karışıklık yeni bir denklem, yeni bir olgu ya da erişilmez bir gerçeklik eklenerek çözülmüyor; kuramın bize düşünce çerçevemizi köklü biçimde yenilemeyi önerdiği söyleniyor. Maddeye göre geleneksel anlatımdaki "gözlemci" rolünü yalnızca büyük, klasik cisimler değil, her fiziksel sistem oynayabilir. Böylece bir özelliğin değeri tek başına değil, hangi sisteme göre olduğuyla birlikte konuşuluyor. Bu bir yorum önerisi. Deneyle ayırt edilemiyor, fizikçiler arasında kabul görmüş de değil. Madde bunun doğru olduğunu değil, ne dediğini anlatıyor. [SEP: Relational Quantum Mechanics]

Page ve Wootters 1983 — Değişimsiz değişim

Fizik denklemleri zamanı hep bir "parametre" olarak alır. Peki evrenin tamamı kapalı bir sistemse, evrenin dışında kimin saati var? Page ve Wootters şunu önerdi: evren durağan olabilir ve değişim, sistemin bir parçasının bir iç saatle karşılaştırılmasından doğar. Yani "zaman geçiyor" izlenimi, saatin gösterdiği ile geri kalanın ilişkisinden okunur. Bu bir kuram önerisi, deney değil. Durduran yanı şu: evrenin bütününe bakınca değişim görünmüyor, değişim yalnızca parçalar arasındaki ilişkiden çıkıyor. Bunun gerçekte böyle olup olmadığı yorum ve tartışma konusu. [Page 1983]

Moreva 2014 — Zamanı dolaşıklıktan çıkaran deney

Evrene dışarıdan bakan biri için zaman akıyor mu? Page ve Wootters'ın önerisine göre evrenin toplam hâli donmuş olabilir. Zaman, saat gibi kullanılan bir parçanın öbür parçalarla dolaşıklığından doğar. Bu makale fikrin küçük bir sahnesini laboratuvarda gösteriyor. İki foton dolaşık hâlde hazırlanıyor; biri saat gibi kullanılıyor, öbürü onunla ölçülüyor. Saat fotonuna bağlanan içeriden bir gözlemci, öbür fotonun zamanla değiştiğini görüyor. Dışarıdan yalnız ikisinin birlikte durumuna bakan gözlemci ise hiçbir değişim görmüyor: hâl duruyor. Bu bir gösteri deneyi. Fikri küçük bir düzende canlandırıyor ama evrenin gerçekten böyle işlediğini göstermiyor. [Moreva 2014]

Giovannetti 2015 — Kuantum zaman

Kuantum kuramında zaman ölçülen şeylerden biri değil, dışarıdan verilen bir parametre. Page ve Wootters zamanın saatle ilişkiden doğabileceğini önermişti, ama öneri eleştirilmişti: örneğin ardışık ölçümlerin olağan sonuçlarını doğru verebiliyor muydu? Bu makale önerinin tutarlı bir biçimini kuruyor ve eleştirileri karşılamaya çalışıyor. Özellikle farklı zamanlarda yapılan ardışık ölçümlerin bilinen olasılıklarının bu kuramdan elde edilebildiğini gösteriyor. Bu kuramsal bir çalışma, deney değil. Zamanın gerçekte bu şekilde doğduğunu iddia etmiyor. İnsanı durduran, hiç akmayan bir hâlden akış izleniminin çıkabilmesi. [Giovannetti 2015]

SEP — Kochen-Specker teoremi

Kochen-Specker teoremi, kuantum mekaniğine dair belirli bir tür "gizli değişken" yorumunun imkânsız olduğunu gösteriyor. Gizli değişken fikri şu: ölçüm yapılmadan önce de her ölçülebilir niceliğin belirli bir değeri vardır, ölçüm yalnızca onu ortaya çıkarır. Teorem, üç ya da daha fazla boyutlu sistemlerde bütün niceliklere aynı anda ve ölçüm biçiminden bağımsız olarak değer vermeye çalışırsanız, kuantum kuramının kurallarıyla çelişkiye düştüğünüzü gösteriyor. Bu matematiksel bir sonuç, deney değil, ama bazı yönleri sonradan deneylerle de sınandı. Önemli bir ayrıntı: teorem "bağlam" kavramını öne çıkarıyor; bir niceliğin değeri, onunla birlikte hangi öbür ölçümlerin yapıldığına bağlı olabiliyor. Durduran şey, "ölçüm yalnızca var olanı okur" sezgisinin bu biçimiyle korunamaması. [SEP: The Kochen-Specker Theorem]

Kirchmair 2009 — Bağlamsallık deneyi

Soru şu: ölçülen özelliklerin ölçümden önce belirli değerleri olduğunu varsayarsak kuantum öngörüleriyle çelişir miyiz? Kuantum bağlamsallığı, bir özelliğin ölçüm sonucunun, yanında hangi başka ölçümün yapıldığına göre değişebilmesi. Yani sonuç özelliğin tek başına bir malı değil. Kirchmair ve arkadaşları tuzağa hapsedilmiş iyonlarla bu fikri sınayan bir eşitsizliği ölçtü. "Durumdan bağımsız" olması önemli: eşitsizliğin ihlali sistemin hazırlandığı özel bir hâle değil, hangi hâlde hazırlanırsa hazırlansın ortaya çıkıyor. Sonuç, önceden belirli ve bağlamdan bağımsız değerler varsayan resmin deneyle uyuşmadığını gösterdi. Bu bir deney bulgusu; yerine neyin konacağı ise yorum işi. Deney, Bell testindeki gibi uzak parçacıkları değil, tek bir sistemin birden çok ölçümünü kullanıyor. [Kirchmair 2009]

Yan yana bakınca

Karşılıklı talep ile ilişkisel yorum: uzaktan selamlaşıyor.

Bir bakışta ortak olan şu: iki tarafta da bir şeyin "ne olduğu" tek başına söylenmiyor, bir başkasına göre söyleniyor. Dost'ta Rab ile kul, efendi ile köle adları birbirine bakınca anlam buluyor [Rovelli 1996; SEP: Relational Quantum Mechanics]. İlişkisel yorumda bir özelliğin değeri, o sistemin hangi sisteme göre ele alındığıyla birlikte konuşuluyor.

Ayrıldıkları yer geniş. Dost'ta taraflar Hak ile âlem ve ilişki bir varlık meselesi. Fizikte taraflar iki fiziksel sistem ve ilişki bir tanımlama çerçevesi. Ayrıca Dost'ta ilişkinin yönü tersine dönebiliyor, hatta tek yönlü olabiliyor ("Allah eşya ile beraberdir, eşya O'nunla beraber değildir"). İlişkisel yorumun özetlerinde böyle bir yön ayrımı gördüğümüzü söyleyemeyiz. Öte yandan o yorumda da ilişkiden önce ilişkideki sistemler (relata) duruyor; bu yüzden "ilişkiden önce tanımlanamaz" demiyoruz.

Bir gören nereden fark edebilir? Belki "bir özellik kime göre vardır?" sorusunun iki tarafta da öncelikli olmasından. Biz yalnızca bu sorunun biçimine baktık. Cevapların birbirine uyup uymadığını bilmiyoruz.

Açık soru: Dost'un "ilişki önce" dediği yer ile ilişkisel yorumun "özellik ilişkide" dediği yer aynı soruyu mu soruyor, yoksa yalnız "ilişki" sözcüğü mü ortak? Bu yakınlık yorum düzeyinde; bir deney bunu ayırt edemiyor.

Zaman ve nispet ile Page–Wootters: uzaktan selamlaşıyor.

Ortak olan şu: iki tarafta da zaman kendi başına akan bir şey olarak değil, bir ilişkiden doğan bir şey olarak anlatılıyor. Dost "zaman bir nispettir, dışta varlığı yoktur" diyor ve baba ile oğulun zamanını birbirine bağlıyor. Page ile Wootters ise değişimi bir iç saat ile geri kalanın ilişkisinden okuyor [Page 1983; Moreva 2014; Giovannetti 2015].

Ayrıldıkları yer: Dost'ta zaman bir isimle, ilahî bir "gün" ile bağlı; fizik önerisinde ise dolaşıklık, durağan bir toplam hâl ve ölçüm olasılıkları var. İki tarafın "ilişki" dediği şey çok farklı alanlardan. Ayrıca bu bölümdeki zaman yakınlığı başka bir sayfada ayrıca ele alınıyor; burada yeni bir özgüllük eklemiyor.

Bir gören nereden fark edebilir? Muhtemelen "dışarıdan bakınca değişmeyen, içeriden bakınca akan" cümlesindeki içeri–dışarı ayrımından. Biz bunu zorla bir eşleşmeye bağlamak istemedik; bir gören belki daha net söyler.

Açık soru: Zamanın bir nispet olduğu söylenen yer ile saatle ilişkiden doğduğu söylenen yer, aynı gerilime mi işaret ediyor, yoksa yalnız ikisi de "zaman akmıyor, ilişki var" dediği için mi yan yana düşüyor?

Alıcının kabulü ile bağlamsallık: uzaktan selamlaşıyor.

Ortak olan şu: Dost'un bazı yerlerinde bir tecellî, alıcının kabulüne, inancına ve sûretine göre farklı görünüyor. Kuantum bağlamsallığında ise bir ölçümün sonucu, yanında hangi ölçümlerin yapıldığına göre değişebiliyor [SEP: The Kochen-Specker Theorem; Kirchmair 2009]. İki yerde de "sonuç, tek başına özelliğin malı değil" duygusu var.

Ayrıldıkları yer burada açık: fizikte bağlam bir ölçüm düzeneğinin parçası; Dost'ta alıcının hâli, kabiliyeti, inancı. Alıcının "ne olduğu" bağlamsallıkta konu bile değil.

Bir gören nereden fark edebilir? Belki "aynı şeyi, yanındaki şeye göre farklı bulmak" biçiminden. Biz bunu yakın bulmadık, yalnız uzaktan bir selam olarak not ettik.

Açık soru: Bağlamın bir düzenek olduğu yerle, bağlamın bir alıcının hâli olduğu yerin arasında bir köprü kurmak mümkün mü, yoksa bu köprü yalnız sözde mi kalıyor?

Yönün ve rollerin tersine dönmesi: bu kapıya bakmadık.

Dost'ta Hak–kul, yöneten–yönetilen, veren–alan çiftlerinde rolün yer değiştirdiği yerler çok (16 yer). Fizikte "roller yer değiştirir" biçiminde bir ilke bulamadık. Aramadığımız için bulamadık da diyemeyiz; bu kapıya bakmadık.

Bilgi ile bilinen: bu biçim başka bir sayfada.

Dost'un bilgi ile bilinen arasındaki ilişkiyi anlattığı yerler (yirmi yedi madde) Bilgi biçimi altında ayrıca işlendi. Burada tekrar etmiyoruz.

Ayna, görme, suret: bu biçim başka bir sayfada.

Aynada görünenin aynaya ve bakana bağlı olması Bakış biçimi altında işlendi.

Harf, nefes, mahreç, sayı; daire ve nokta: bu kapıya bakmadık.

Bu temalar fizik kategorisi olarak karşılık aranacak yerler değil; biz de aramadık.

Elimizde kalan sorular

Neyi yapmadık?

Dost'un sözünü Arapça aslıyla karşılaştırmadık. Okuduğumuz şey, sitedeki Türkçe okuma özetleri ve bu özetlerden alınan doğrudan alıntılar. Çeviri ve özet katmanında kaymış olabilecek bir ayrıntıyı biz göremiyoruz.

İki tarafın özdeş olduğunu ya da Dost'un fiziği önceden haber verdiğini söyleyen bir sonuç çıkarmadık. Bir yorumu, bir kuram önerisini ve bir deneyi aynı rafa koymadık; hangisi hangisi, her kaynakta ayrı yazıldı. Yan yana koyduğumuz her şey bir soru olarak kalıyor. Dost'u anlamıyoruz, anlamaya çalışmaktan da vazgeçmiyoruz.

Çeviri sınaması. Bu biçimdeki zorluk-3 maddelerden tırnaklı alıntı taşıyan 272 tanesi, Fütûhât çevirisinin (Ekrem Demirli) metnine karşı sınandı: 240 tanesi çeviride bulundu, 18 tanesi kısmen, 14 tanesi bulunamadı. “Bulunamadı” bir yanlışı değil, OCR bozulmasını ya da özetin kendi sözünü de gösterebilir; tek tek bakılacaktır. Arapça aslıyla karşılaştırma yapılmadı.