Sebep — Bağ var, sebep-sonuç aracı yok

Bu sayfadaBu sayfa bir paragrafta · Bu biçim ne? · Dost ne diyor? …
  1. Bu sayfa bir paragrafta
  2. Bu biçim ne?
  3. Dost ne diyor?
  4. Fizikte ne var?
  5. Bell 1964 — Yerel gizli düzen ve eşitsizlik
  6. Hensen 2015 — 1,3 kilometre arayla dolaşık spinler
  7. SEP — Bell teoremi (Stanford Felsefe Ansiklopedisi)
  8. Procopio 2015 — İki işlemin sırası bir arada
  9. Rubino 2017 — Belirsiz nedensel sıra
  10. Yan yana bakınca
  11. Elimizde kalan sorular
  12. Neyi yapmadık?

Bu sayfa bir paragrafta

Bu sayfa şunu soruyor: Dost'ta sebep ile sonuç arasındaki bağ sımsıkı duruyor, ama işi yapan o bağın içinde gösterilemiyor; fizikte buna benzer bir biçim var mı? En yakın duran yer, sebebin etkisi ile Bell bağıntıları: iki tarafta da bağ gerçek ve sıkı, ama "şu, bunu yapıyor" denecek bir araç gösterilemiyor. Ayrıldıkları yer büyük, çünkü fizikteki bağ istatistiktir, Dost'taki mesele ise ontolojiktir. Serbest seçim ile zorunluluk ve belirsiz sıra ile "iş devridir" uzaktan selamlaşıyor; karşılıklı talep, yokluk hâlindeki mümkünün bilmesi ve fiilin kime ait olduğu için ise bu kapılara bakmadık. Açık kalan soru şu: "bağ var, iletim yok" ile "sebep vesile, iş başkasının" aynı biçimin iki yüzü mü, yoksa biri istatistik, öteki ontoloji olduğu için ayrı sorular mı?

Bu biçim ne?

Sebep dediğimizde aklımıza hemen bir zincir gelir. Su ısınır, çünkü ateş yanıyordur. Çay demlenir, çünkü su sıcaktır. Her halkanın bir önceki halkaya "sebebiyle" bağlı olduğunu, aradaki işi de bir şeyin yaptığını düşünürüz: ateş ısıtır, su demler, el atar.

Dost'un sayfalarında bu zincir bir yerde bozulur. Bağ yine var, hem de çok sıkı bir bağ: şu olunca bu oluyor. Ama "şu, bunu yapıyor" denmiyor. Sebep bir vesile, bir perde olarak duruyor; işi yapan başka bir yerden bakılınca başkası. Bir yandan da sebep büsbütün yok sayılmıyor: su da var, yıkayıcı da var, el de. Bağ duruyor, bağı taşıyan araç soruluyor.

Bu sayfada Sebep dediğimiz şey, tek tek cümlelerin içeriği değil, bu biçim: iki şey arasında sıkı bir ilişki var, ama ilişkiyi kuran bir "etki" gösterilemiyor. Biz bunun fizikte benzer bir şeye yaklaşıp yaklaşmadığına bakıyoruz. Bakınca bir yer gerçekten yakın duruyor, başka yerler uzaktan el sallıyor, birçok yere de hiç bakmadık. Hepsini dürüstçe yazacağız. Sebebin bir vesile olarak görülmesi yalnız Dost'a özgü bir fikir de olmayabilir; kelâm geleneğindeki bazı görüşlere yakın düştüğünü düşünüyoruz, ama bunu o gelenekten okuyarak sınamadık. Bu sayfa bir okuma özeti değil, bizim okuma çerçevemiz.

Dost ne diyor?

«Bilmelisin ki, Hak bir şeyi bir şey vasıtasıyla yaratmaz, fakat bir şey vesilesiyle yaratır.» (c13k150, s. 139)

Burada iki sözcük birbirinden ayrılıyor. "Vasıta", işi taşıyan araç demek; "vesile", bir şeyin yanında, bir şey vesilesiyle gerçekleşmesi demek. Metin, sebeplerin yaratmanın aracı olmadığını, ancak yanında olduğunu söylüyor.

Arapçasına baktık: bu baskıda cümle şöyle geçiyor: لا يخلق شيئا لكن يخلق شيئا عند شيء, yani "bir şey yaratmaz, ancak bir şeyin yanında (o sırada) bir şey yaratır". Türkçedeki "vasıtasıyla yaratmaz" yarısı bu baskıda yazılı değil (baskı ya da çeviri farkı olabilir); "vesilesiyle" ise Arapçadaki "yanında" sözünün karşılığı. Bu söz, kelâmda sebebin yaratmanın aracı değil, yalnız yanında bulunduğu görüşüyle birlikte anılan bir söyleyiştir; biz o bağlamı ayrıca incelemedik.

Dikkat edilecek şey: sebep ortadan kalkmıyor, ama "iş yapan" olma yükünü de taşımıyor. Bu, sebebin yok sayılmasından başka bir şey.

«Öyleyse temizleyen, ne sudur ne de kendisidir. Ölüyü temizleyen gerçekte Allah'tır. Fakat Allah ölüyü yıkayıcı VE su vasıtasıyla temizlemiştir» (c3k32, s. 146)

Yıkama gerçekten su ve yıkayıcı ile oluyor, metin bunu inkâr etmiyor. Ama "temizleyen" kim diye sorulunca su da yıkayıcı da cevap olmuyor. İşi yapan sorusu, aracı olan ikisinin ötesine gidiyor.

Dikkat edilecek şey: iki cümle yan yana ve ikisi de doğru sayılıyor. İş araçlarla yapılıyor, ama yapan araç değil. Fizikte "bağ var ama taşıyıcısı yok" diye sorulabilecek biçim bu.

«Attığında sen atmadın, fakat Allah attı.» (c13k151, s. 298)

Atış gözümüzün önünde oluyor, elin bir hareketi var. Metin, bu fiilin yapanı olarak eli değil, başka bir kaynağı gösteriyor. Fiil gerçek, fiilin sahibi sorulur.

Dikkat edilecek şey: gözle görülen bağ (el ile atış arasındaki) inkâr edilmiyor, yalnız "yapan" sorusu başka yere gidiyor. Fizikle ilişkisini biz bu cümlede görmedik, ama bir gören nedensellik sorusu açısından bakabilir.

«Âlemin güzelliği olmasaydı, el-Kadim'in güzelliği ve iyiliği de bilinmezdi. Hakkın güzelliği olmasaydı, âlemde güzellik ortaya çıkmayacaktı. Öyleyse iş devridir ve felek bununla dönmüştür.» (c13k151, s. 391-392)

İki taraf birbirinin şartı olarak anlatılıyor: biri olmasa öteki bilinmez, öteki olmasa ilki ortaya çıkmaz. "İş devridir" diyor metin, yani zincir bir yerden başlayıp bir yerde bitmiyor, kendi etrafında dönüyor.

Dikkat edilecek şey: "önce şu, sonra bu" sırası burada yok. Hangisinin sebep, hangisinin sonuç olduğu seçilemiyor. Bunu fizikte "sıra belirsiz olabilir mi?" sorusuyla yan yana koyabiliriz, ama biz yakınlığı zayıf bulduk (aşağıda).

«Bu nedenle bilgindeki bilgi, bilinenin suretine göre gerçekleşmiş, bilinen bilginin suretinde ortaya çıkmıştır» (c10k130, s. 261)

Bilgi ile bilinen arasındaki bağ, her iki yönden de kuruluyor. Bilgi, bilinene göre biçim alıyor; bilinen de bilginin biçiminde ortaya çıkıyor. Bu cümle bu sayfanın asıl odağı olan "sebep" sorusuna bir yandan değiyor: sonuç, sebebi de belirliyor.

Dikkat edilecek şey: "ne belirliyor, neyi" sorusu tek yöne bakmıyor. Bu konunun fizikteki karşılığı için ayrı bir sayfa (Bilgi) var, orada bakıldı.

«Âlem mecburdur ve özellikle asıl da mecburdur. Nerede kaldı özgürlük?» (c5k64, s. 308-309)

Metin zorunluluğu açıkça söylüyor ve hemen ardından özgürlüğün yerini soruyor. Seçme gücü, sebep-sonuç zincirine bağlanıyor; ama zincir, özgürlük sorusunu ortadan kaldırmıyor.

Dikkat edilecek şey: bu soruyu cevaplanmış bir soru olarak okumuyoruz; metin soruyu sorarak bırakıyor. Fizikte serbest seçim fikrine yalnız bir varsayım olarak değiniliyor; yakınlık zayıf.

Fizikte ne var?

Bell 1964 — Yerel gizli düzen ve eşitsizlik

Einstein, Podolsky ve Rosen 1935'te şunu sormuştu: kuantum kuramı eksik olabilir mi, yani ölçümden önce de bir şeylerin belirli olduğu bir derinlik var mı? Bell bu soruyu sınanabilir hâle getirdi. Birbirine bağlı iki parçacığı uzak yerlerde ölçtüğümüzü düşünün. Her parçacığın sonucunu önceden belirleyen ve uzaktan etkilenmeyen "yerel" bir gizli düzen varsa, iki ölçüm sonucunun ilişkisi belli bir sınırı aşamaz. Bell bu sınırı bir eşitsizlikle yazdı. Kuantum kuramının öngörüleri bazı ölçüm ayarlarında bu sınırı aşıyor; yani sonuçları yerel ve önceden belirli değerlerle açıklayan bir kuram kurulamıyor. Bu kuramsal bir sonuçtur; deneyler sonradan yapıldı ve kuantum öngörüsünü tutturdu. Yorum tarafı açık: sonucun neyi bıraktığı (yerelliği mi, önceden belirliliği mi) hâlâ tartışılıyor. [Bell 1964]

Hensen 2015 — 1,3 kilometre arayla dolaşık spinler

Bell'in sınırı, ilk deneylerde hep bir açıkla birlikte denendi; bu açıklar, sonucu yine sıradan bir açıklamayla kurtarmaya imkân veriyordu. Delft'teki bir ekip, elmas içindeki iki kusurun elektron spinlerini 1,3 kilometre arayla birbirine dolaştırdı (dolanık: iki parçacığın artık ayrı ayrı değil, birlikte tarif edilen bir hâlde olması). Ve ölçtü. Önceki deneylerde bulunan açıkların ikisi birlikte kapatılmıştı. Sonuç, Bell sınırının aşılması: sıradan, yerel bir hesapla verilemeyecek bağıntılar. Bu çok sağlam bir deney sonucudur; aynı yıl fotonlarla yapılan iki deney de benzer yönde sonuç verdi [Giustina 2015; Shalm 2015]. Nasıl yorumlanacağı, yani uzaktan etki mi yoksa gerçekliğe dair bir vazgeçiş mi sorusu, açık tartışmadır. Deney yalnız "yerel gizli değişkenler olmaz" diyor; uzaktan haberleşme olduğunu söylemiyor. [Hensen 2015]

SEP — Bell teoremi (Stanford Felsefe Ansiklopedisi)

Bell teoremi tek bir sonuç değil, bir sonuç ailesidir. Hepsi şöyle ilerler: "yerel nedensellik" fikrinden (bir şeyi ancak yakınındaki etkiler etkiler) ve birkaç yan varsayımdan, uzakta yapılan ölçümlerin sonuçları arasındaki ilişkiler için bir sınır çıkarılır. Bu sınırlara Bell eşitsizlikleri denir. Kuantum kuramı bazı durumlarda bu sınırı aşan ilişkiler öngörür, deneyler de aşıldığını gösterir. Bu madde deney değil, kuram ve felsefe özetidir. Hangi varsayımın bırakılacağı tartışmalıdır: yerellik mi, ölçüm özgürlüğü mü, başka bir şey mi. Ölçüm özgürlüğü, deneyi yapanın ölçüm ayarını gerçekten serbestçe seçebildiği varsayımıdır. [SEP: Bell's Theorem]

Procopio 2015 — İki işlemin sırası bir arada

Bir işlemde A sonra B yapmakla B sonra A yapmak çoğu zaman ayrı sonuç verir. Kuantum kuramı bu iki sıranın bir arada bulunmasına izin veriyor mu? Bu deneyde bir fotonun hangi kapıdan önce geçeceği, ikinci bir fotonun durumuna bağlanarak "iki sıra birlikte" hâline getiriliyor. Böylece iki işlemin sıra değiştirince aynı sonucu verip vermediği, her işlemi tek tek defalarca uygulamaya göre daha az denemeyle anlaşılabiliyor. Bu deney sonucudur. Yazarlar bunu "nedensel sıraların süperpozisyonu" (bir şeyin iki olasılığının ölçmeden önce birlikte hesaba girdiği hâl) gibi okuyabileceğimizi söylüyor, ama bu okuma bir yorumdur. [Procopio 2015]

Rubino 2017 — Belirsiz nedensel sıra

Günlük hayatta olaylar bir sıra izler: önce A, sonra B. Bu çalışmada araştırmacılar, bir ışık parçacığı üzerinde iki işlemin sırasının başka bir kuantum parçacığa bağlı olduğu bir süreç, yani bir "kuantum anahtarı" kurup ölçtüler. Sonuçları, işlemlerin "önce şu, sonra bu" diye bir sıraya yerleştirilemeyeceğini gösteren bir ölçüte uyuyor; yani nedensel sıranın önceden belirli olmadığına işaret ediyor. Bu bir deney sonucudur, ama sonucun hangi varsayımlara dayandığı ve günlük zamanın nasıl işlediğine nasıl bağlanacağı yorum konusudur. Bunu evrende gerçek zamanın akışının değiştiği diye okumak yanlış olur; bu, laboratuvarda kurulmuş, kontrollü bir süreçtir. [Rubino 2017]

Yan yana bakınca

Sebebin etkisi ve Bell bağıntıları: yakın duruyor. Bir bakışta ortak olan şu: iki yerde de bağ gerçek ve sıkı, ama "şu, bunu yapıyor" denecek bir araç gösterilemiyor. Dost'ta su ve yıkayıcı iş görüyor, fakat temizleyen onlar değil. Fizikte uzak iki ölçümün sonucu uyumlu çıkıyor, fakat bu uyumla mesaj gönderilemiyor. [Hensen 2015; SEP: Quantum Entanglement and Information]

Ayrıldıkları yer büyük. Fizikteki bağ istatistiktir: çok ölçümün sonucunda ortaya çıkar ve yerel gizli bir düzenle açıklanamayacağı gösterilmiştir [Bell 1964; SEP: Bell's Theorem]. Dost'ta ise mesele ontolojiktir: iş kimindir, sebep kim? Biri "bu bağıntıyı kim taşıyor" sorusuna araç olmadığını söyleyip duruyor; öteki "iş Allah'ındır" diyor. Bu iki "yok"un aynı şey olduğunu söylemiyoruz.

Bir gören nereden fark edebilir? Belki şuradan: iki tarafta da, nedensellik fikrinden değil, "sebebi ve aracı birlikte gösteremeyiz" tecrübesinden başlanıyor. Biz bunu yalnız bir ihtimal olarak bırakıyoruz.

Elimizde kalan soru: Bell'deki "bağ var, iletim yok" cümlesi ile Dost'taki "sebep vesile, iş başkasının" cümlesi aynı biçimin iki yüzü mü, yoksa fizikte bağ istatistik, Dost'ta ontoloji olduğu için ayrı sorular mı?

Serbest seçim ve zorunluluk: uzaktan selamlaşıyor. Dost, zorunluluğu ve seçimi aynı cümlede tutuyor (c5k64). Bell testlerinde ise deneyi yapanın ölçüm ayarını serbestçe seçebildiği bir varsayım olarak geçiyor [SEP: Bell's Theorem]. Ortak olan yalnız "seçme" sözcüğü ve onun sınanması. Ayrıldıkları yer: serbest irade fizik sorusu değil, fizikteki "seçim" bir ölçüm ayarının seçimi. Bir gören yine de buradan başka bir soru çıkarabilir, biz görmedik. Açık soru: Bell testinde varsayılan "özgürlük" ile Dost'un "mecbur ama seçen" cümlesi aynı kapıya mı çıkıyor? Büyük ihtimalle hayır, ama sormaktan vazgeçmiyoruz.

Belirsiz sıra ve "iş devridir": uzaktan selamlaşıyor. Dost'ta iki şey birbirinin şartı ve hangisinin önce geldiği söylenmiyor (c13k151). Fizikte iki işlemin sırası belirsiz bir hâle sokulabiliyor [Procopio 2015; Rubino 2017]. Bir bakışta ortak olan: "önce şu, sonra bu" sırası bozuluyor. Ayrıldıkları yer: Dost'ta bu bütün âlemi kapsayan bir ontolojik bağ, fizikte laboratuvarda kurulmuş kontrollü bir süreç. Zaman biçimi Zaman sayfasında ayrıca ele alındı ve oradaki ek özgüllük bu sayfada yeniden çıkmadı. Açık soru: sıra belirsizliği, devir fikriyle aynı cümleye sığar mı, yoksa yalnız "sıra yok" sözcüğü mü ortak?

Karşılıklı talep ve devir: bu kapıya bakmadık. Dost'ta isimler mümkünleri, mümkünler isimleri talep ediyor (örneğin c15k186). Bunun için fizikte bir yer aramadık. Bir gören belki bir yer bulur; biz bulmadık.

Var olmadan önce bilen, işiten mümkün: bu kapıya bakmadık. "Yokluk hâlindeki mümkün duyma özelliğine sahiptir" (c12k146) gibi cümleler ontolojiktir; fizikte bir karşılığını aramadık.

Fiilin Allah'a ait olması, kulun mahal oluşu: bu kapıya bakmadık. "Fiil kimindir" sorusu fizikte sorulan bir soru değil; Hem-hem sayfasındaki ilgili satıra da bakılabilir.

Bilgi bilinene tâbidir: Bilgi sayfasına havale ettik. "Bilgi bilinene tabidir" (c15k168) ve c10k130'daki karşılıklı belirleme cümlesi bu sayfanın ana konusu değil. Bilgi sayfasında ayrıca ele alındı; orada uzaktan selamlaşma düzeyinde bir yakınlık bulunmuştu.

Elimizde kalan sorular

Neyi yapmadık?

Dost'un sözlerini Arapça aslıyla karşılaştırmadık; okuduğumuz şey sitenin Türkçe kısım özeti ve çeviri. Tema birleştirmesi (hangi cümle hangi gruba girer) bir okuyucunun işidir ve başka türlü yapılabilir. Fizik kaynaklarının künyesi Crossref, arXiv ve Stanford Felsefe Ansiklopedisi'ne karşı doğrulandı.

Bu sayfadaki her yakınlık bir soru olarak kalıyor; "bu kapıya bakmadık" dediğimiz yerler de bir sonuçtur. Dost'u anlamıyoruz, anlamaya çalışmaktan vazgeçmiyoruz.

Çeviri sınaması. Bu biçimdeki zorluk-3 maddelerden tırnaklı alıntı taşıyan 143 tanesi, Fütûhât çevirisinin (Ekrem Demirli) metnine karşı sınandı: 119 tanesi çeviride bulundu, 14 tanesi kısmen, 10 tanesi bulunamadı. “Bulunamadı” bir yanlışı değil, OCR bozulmasını ya da özetin kendi sözünü de gösterebilir; tek tek bakılacaktır. Arapça aslıyla karşılaştırma yapılmadı.