Zaman herkes için aynı değil; zaman bir bağıntı

Bu sayfadaBu sayfa bir paragrafta · Bu biçim ne? · Dost ne diyor? …
  1. Bu sayfa bir paragrafta
  2. Bu biçim ne?
  3. Dost ne diyor?
  4. Fizikte ne var?
  5. Hafele-Keating 1972 — Uçan saatler, öngörü
  6. Hafele-Keating 1972 — Uçan saatler, ölçüm
  7. Bailey 1977 — Dairesel halkada müonlar
  8. Chou 2010 — Optik saatler ve görelilik
  9. Einstein 1905 — Hareketli cisimlerin elektrodinamiği
  10. Page-Wootters 1983 — Değişim olmadan evrim
  11. Giovannetti 2015 — Kuantum zaman
  12. Rovelli 2009 — Zamanı unut
  13. Moreva 2014 — Dolaşıklıktan zaman, bir gösteri
  14. Procopio 2015 — İki sıra birlikte
  15. Rubino 2017 — Belirsiz nedensel sıra
  16. SEP 2024 — Modern fizikte olmak ve olmaya başlamak
  17. İkincil literatür ne diyor?
  18. Yan yana bakınca
  19. Elimizde kalan sorular
  20. Neyi yapmadık?

Bu sayfa bir paragrafta

Bu sayfada Dost'un zamana dair sözlerinin biçimine bakıyoruz: zaman hem gerçek hem dışarıda kendi başına yok, hem ortak ölçü hem herkese göre başka. En yakın duran satırı sayfa "uzaktan selamlaşıyor" diye adlandırıyor: "zaman gerçek ama dışarıda kendi başına bir şey değil" sözü ile Page-Wootters çizgisinde zamanın bir saat ile geri kalan arasındaki ilişkiden okunması. En uzakta duran satır "ayrı yollardan yürüyorlar": Dost'ta tek bir şimdi var ve o Hakk'ın, özel görelilikte ise herkesin paylaştığı bir şimdi yok. Sıranın gevşemesi ile her an yeniden yaratma ve dairesel zaman için "bu kapıya bakmadık" diyoruz. İki tarafın aynı soruyu sorup sormadığı açık kalıyor; sayfa hiçbir satırda bir sonuca varmıyor, yalnız soruyor.

Bu biçim ne?

Bu sayfanın konusu zamanla ilgili sözlerin söyleyiş biçimi; "akıl-dışılık biçimi" içeriğin değil söyleyişin kalıbı demek (kısım numaralarının açıklaması giriş sayfasında). Zamanı hepimiz bilir gibi yaşarız. Saat işler, yarın gelir, dün geçer. Ama "zaman nedir?" diye sorulunca elimiz boş kalır. Dost'un sayfalarında zaman hakkında birbirine zor sığan şeyler yan yana durur: zaman gerçektir, ama dışarıda kendi başına bir varlığı yoktur; bir ilahî isimdir, ama her isme ayrı bir gün düşer; akar, ama iş başladığı yere de döner.

Bu sayfada Zaman dediğimiz şey, bu cümlelerin tek tek içeriği değil, biçimi. Zaman hem sağlam hem gölge gibi; hem herkesin ortak ölçüsü hem de herkese göre başka. Bir cümlede "şimdi" tek ve Hakk'a ait, başka bir cümlede bir yolculuk yirmi günlük yolu bir kuşluk vaktine sığdırıyor.

Biz bu biçime fizikte benzer bir şey var mı diye bakıyoruz. Fizikte de zaman, en çok bilindiği sanılan yerde en çok şaşırtan şeylerden biri. Hız ve yükseklikle saat başka işliyor, "aynı an" gözlemciye göre değişiyor, kimi kuramcılar zamanı temel bir şey saymıyor. Sonuç baştan bilinmiyor: uzaktan el sallayanlar var, bakmadığımız kapılar var, bir yerde de iki taraf zıt yöne gidiyor. Hepsini olduğu gibi yazıyoruz.

Bir şey daha baştan söylenmeli: zamanı "nispet" olarak görmek, yani zamanın bir şeyle başka bir şey arasındaki ilişkide ortaya çıktığını düşünmek, Dost'a özgü bir söyleyiş değil; felsefede ve kelâmda da bu tür sözler var. Yani buradaki biçim, tek başına Dost'u ayırt eden bir biçim sayılmamalı.

Dost ne diyor?

«Zamanın ve doğanın dış varlığı ise yoktur.» (c2k26, s. 380)

Aynı kısımdaki öteki dizeler, zamanın gerçek olduğunu ama vehimlerle, yani zihnin kavrayışıyla bilindiğini söylüyor (bu kısmı biz özetten okuyoruz); bu cümle ise yalnız zamanı değil, doğayı da kapsıyor: ikisinin de dışarıda kendi başına bir varlığı yok. Kısımda şöyle bir gerekçe de geçiyor: zaman kendiliğinden var olan bir şey olsaydı, Hakk'ın hiçbir sınırlamayla sınırlanmaması, yani tenzihi, geçerli olmazdı (tenzih: Hakk'ı yaratılmışa benzeyen her sınırdan arındırmak).

"Gerçek" ile "dışarıda varlığı yok" birlikte duruyor ve biri ötekini iptal etmiyor. Fizikte "zaman temel bir şey midir, yoksa bir ilişkiden mi çıkar?" sorusunu sormaya yetecek kadar belirgin bir biçim bu.

«Sen benim zamanımsın, ben senin zamanınım.» (c1k2, s. 60)

Bir tarafın zamanı öteki. Aynı fikir c14k159'da da geçiyor: Rab'bin zamanı kul, kulun zamanı Rab; çünkü her birinin hükmü ancak ötekiyle birlikte ortaya çıkıyor. Zaman burada ortada tek başına akan bir nehir gibi değil, iki taraf arasındaki bir bağ gibi.

Bu bağ, Rab ile kul arasında, yani ilâh-Rab nispeti düzeyinde söyleniyor; Zât düzeyinde değil ve iki taraf eşit sayılmıyor. Fizikteki benzer yapı (bir saat ile ölçülen sistem) ise iki ayrı türden şey arasında. Yapı benzeyebilir, taraflar benzemiyor.

«Sen bizim yanımızdan ayrılmamıştın ki?» (c13k150, s. 110)

Dost'un anlattığı bir yolculuk: yirmi günlük yol kuşluktan gün batımına kadar aşılıyor, dönüşte ailesi onun hiç ayrılmadığını söylüyor. Yolcuya göre geçen süre ile evde kalanlara göre geçen süre aynı değil.

İki tarafın zamanı farklı, ama anlatıda bu bir ölçü meselesi gibi değil, bir hâl meselesi gibi duruyor. Fizikte "iki gözlemcinin süresi farklı" cümlesi ölçülmüş bir olgu; burada ölçü yok, anlatı var. Bu fark önemli.

«Vakit, iki yokluk arasında var olan bir durumdur» (c9k124, s. 356)

Vakit yalnızca şu an; geçmiş de gelecek de yokluk tarafında. Başka kısımlarda (c3k38) şimdi'nin Hakk'a ait olduğu, kulun bu iki yokluk arasında sıkışmış bir "şimdi"den ibaret olduğu söyleniyor. (Tasavvufta "vakit" ayrıca sâlikin içinde bulunduğu hâl demek de olabilir; biz burada kısmın kendi cümlesindeki anlamına baktık.)

Burada tek bir şimdi var ve o ayrıcalıklı. Bu, fizikteki "herkesin ortak bir şimdisi yok" cümlesine ters yönde duruyor gibi geliyor; ama iki tarafın "şimdi" derken aynı şeyi kastedip kastetmediğini bilmiyoruz.

«iş başladığı gibi bitmiş, son başlangıcının aynı olmuştur.» (c12k143, s. 59-60)

Burada zaman çizgi gibi uzanıp gitmiyor; son, başlangıca dönüyor. c14k167'de de "iş dairevidir, uç yoktur" deniyor. Bir anlatım yardımı olarak: yolculuğa çıkan biri, vardığında çıktığı yere varmış olsa bile yol boşa gitmemiş olur, çünkü dönen artık aynı kişi değildir.

Dönüş burada bir zaman modeli değil, bir hâl ve mertebe dairesi. Fizikte buna karşılık aramadık; aşağıda bunu da yazdık.

«Hak kulundan hızlıdır ve kul günahlara ulaşmazdan Hak intikama ulaşır.» (c12k146, s. 249)

Burada sıra tersine dönüyor: sonuç, sebebe ulaşılmadan önce hazır. Aynı yönde c11k134'te de, gelecek olanın bir emir olarak "inmekte" olduğu, keşif ehlinin ileriyi bu yoldan gördüğü anlatılıyor.

Öncelik-sonralık sıralaması bu cümlelerde gevşiyor. Ama bu cümleler kader ve ilâhî ilim bağlamında söyleniyor; bir deney sırası değil, varlıkla ilgili bir sıra. Bu bağlamı ayrıca okumadık, o yüzden fizikteki sıra deneyleriyle yan yana koymaktan kaçındık (aşağıda).

Fizikte ne var?

Hafele-Keating 1972 — Uçan saatler, öngörü

Hafele ve Keating, görelilik kuramının bir şeyi söylediğini hesapladı: hızla hareket eden saat geri kalır, yüksekte duran saat ise (yerçekimi daha zayıf olduğu için) ileri gider. Soru, bunun gündelik ölçekte, gerçek saatlerle görülüp görülemeyeceğiydi. Plan şuydu: dört sezyum atom saatini ticari uçaklarla dünyanın çevresinde, bir kez doğuya, bir kez batıya taşımak. Bu makale yalnızca öngörüdür: doğuya giden saatler yerdekilere göre biraz geri kalmalı, batıya gidenler ileri gitmeli. Farklar nanosaniye ölçeğinde, yani saniyenin milyarda biri kadar. Gözlenen sonuçlar eşlik eden ayrı bir makalede. Bu öngörü bir kuram sonucudur, ama sınanabilir kılınmış olması önemlidir. [Hafele 1972]

Hafele-Keating 1972 — Uçan saatler, ölçüm

Aynı ekibin ikinci makalesi, uçuşların gerçekten ne gösterdiğini yazıyor. Doğuya uçan saatler yaklaşık 59 nanosaniye geri kaldı, batıya uçanlar yaklaşık 273 nanosaniye ileri gitti. Her iki sayının yanında ölçüm payı var, ama yön ve büyüklük görelilik kuramının öngörüsüyle iyi uyuştu. Burada ölçüm deneydir; farkın ne kadarının hıza, ne kadarının yüksekliğe bağlı olduğu ise kuramsal hesaptır. İnsanı durduran şey, zamanın herkes için tek bir akış olmadığının, elle tutulur saatlerle gösterilmiş olması. Bu bir yorum değil, ölçülmüş bir olgu. [Hafele 1972]

Bailey 1977 — Dairesel halkada müonlar

Müon, çok kısa ömürlü bir parçacık; bozunana kadar geçen süre onu bir saat yapıyor. CERN'de araştırmacılar müonları dairesel bir halkada ışık hızına çok yakın hızla dolaştırdı ve ne kadar yaşadıklarını ölçtü. Hareketli müonlar durağan müonlardan belirgin biçimde uzun yaşadı ve bu uzama görelilik öngörüsüne çok yakın çıktı. Pozitif ve negatif yüklü müonlar için ayrı ayrı yapıldı. Bu bir deney sonucudur; zamanın ne olduğu sorusu ise ayrı bir yorum konusu. Sayısal ayrıntılara girmedik. [Bailey 1977]

Chou 2010 — Optik saatler ve görelilik

Eskiden görelilik etkilerini görmek için ışık hızına yakın hızlar ya da uydular gerekiyordu. Chou ve arkadaşları aşırı duyarlı optik atom saatleri kullandı ve gündelik ölçekte de etkinin ölçülebildiğini gösterdi: çok küçük hızlarla hareket eden saat biraz yavaş işliyor, çok küçük bir yükseklik farkıyla yukarı konan saat farklı hızda ilerliyor. Bu bir deney ve görelilikle uyumlu. İnsanı durduran şey, "zaman herkes için aynı akar" sezgisinin çok küçük bir yükseklik farkında bile ölçülebilir biçimde bozulması. [Chou 2010]

Einstein 1905 — Hareketli cisimlerin elektrodinamiği

Işığın hızı herkes için aynı bulunuyorsa, hareket eden iki gözlemcinin "aynı anda" dediği şey nasıl bir araya gelir? Einstein iki ilkeden yola çıktı: fizik yasaları düzgün hareket eden herkese aynı görünür, ışığın boşluktaki hızı kaynağın hareketine bağlı değildir. Buradan eşzamanlılığın mutlak olmadığını çıkardı: "aynı an", bakana göre değişiyor. Bu bir kuramdır ve sonraki yüzyılda çok sayıda deneyle sınanmıştır. Durduran yan, "şimdi"nin herkes için tek olmaması. Bunun zamanın doğası hakkında ne söylediği ise yorum sorusudur. Makalenin elektrodinamik ayrıntılarına girmedik. [Einstein 1905]

Page-Wootters 1983 — Değişim olmadan evrim

Fizik denklemleri zamanı hep bir parametre olarak alır. Peki evren kapalı bir bütünse, onun dışında saati kim tutuyor? Page ve Wootters bir öneri getirdi: evrenin bütünü durağan olabilir; değişim, sistemin bir parçasının (bir iç saatin) geri kalanla karşılaştırılmasından doğar. Yani "zaman geçiyor" izlenimi, saatin gösterdiği ile geri kalanın ilişkisinden okunuyor. Bu bir kuram önerisi, deney değil. Durduran yan, bütünde değişimin görünmemesi, değişimin ancak parçalar arası ilişkiden çıkması. Gerçekte böyle olup olmadığı tartışmalı. Bir anlatım yardımı olarak: kapalı bir odadaki saatler ve takvim, odanın dışından bakıldığında durağan bir resim, içinden bakıldığında akan bir hayat gibi. [Page 1983]

Giovannetti 2015 — Kuantum zaman

Page-Wootters önerisi eleştirilmişti: örneğin ardışık ölçümlerin bilinen sonuçlarını doğru verebiliyor mu? Bu makale önerinin tutarlı bir biçimini kuruyor ve farklı zamanlarda yapılan ardışık ölçümlerin bilinen olasılıklarının bu kuramdan çıkabildiğini gösteriyor. Bu bir kuramsal çalışma, deney değil. Matematiksel olarak ikna edici bir model sunuyor ama zamanın gerçekte böyle doğduğunu iddia etmiyor. İnsanı durduran, hiç akmayan bir hâlden akış izleniminin çıkabilmesi. [Giovannetti 2015]

Rovelli 2009 — Zamanı unut

Fizik denklemleri çoğunlukla bir t zamanını başa koyar. Rovelli, kuantum ve kütleçekimini birleştirme çabasında, temel denklemlerin zaman akışı olmadan da kurulabileceğini savunuyor: şeyler arasında ölçülebilir ilişkiler var, "zaman" bunlardan türeyen bir yaklaşım gibi ortaya çıkıyor. Bu bir kuram ve felsefe önerisi; deneyle sınanmış bir sonuç değil. Durduran yan, günlük deneyimin en değişmez saydığı şeyin temel düzeyde gerekmeyebilmesi. Görüş hâlâ tartışmalı. [Rovelli 2009]

Moreva 2014 — Dolaşıklıktan zaman, bir gösteri

Bu makale Page-Wootters fikrinin küçük bir sahnesini laboratuvarda gösteriyor. İki foton dolaşık hâlde hazırlanıyor; biri saat gibi kullanılıyor, öbürü onunla ölçülüyor. Saat fotonuna bakarak öbür fotonu okuyan, yani sistemin içinden bakan biri, öbür fotonun zamanla değiştiğini görüyor. İkisinin birlikte durumuna sistemin dışından bakan biri ise hiçbir değişim görmüyor: hâl duruyor. Başlığın kendisi de bunu söylüyor: "an experimental illustration", yani gösteri. Fikri canlandırıyor; evrenin gerçekten böyle işlediğini göstermiyor. [Moreva 2014]

Procopio 2015 — İki sıra birlikte

Bir işlemde A sonra B yapmakla B sonra A yapmak çoğu zaman ayrı sonuç verir. Bu deneyde bir fotonun hangi kapıdan önce geçeceği, ikinci bir fotonun durumuna bağlanarak "iki sıra birlikte" hâline getiriliyor. Bu düzenle, iki işlemin sıra değiştirince aynı sonucu verip vermediği daha az denemeyle anlaşılabiliyor; kuramsal bir avantaj laboratuvarda gösteriliyor. Bu deney sonucu. Yazarlar bunun "nedensel sıraların süperpozisyonu" diye okunabileceğini söylüyor, ama bu okuma yorumdur. İnsanı durduran, olayların sırasının bir kuantum olasılığı gibi davranabilmesi. [Procopio 2015]

Rubino 2017 — Belirsiz nedensel sıra

Günlük hayatta olaylar bir sıra izler: önce A, sonra B. Bu çalışmada araştırmacılar, bir ışık parçacığı üzerinde iki işlemin sırasının başka bir kuantum parçacığa bağlı olduğu bir süreç, kısaca "kuantum anahtarı" kurup ölçtüler. Sonuçlar, işlemlerin "önce şu, sonra bu" diye bir sıraya konamayacağını gösteren bir ölçüte uyuyor. Bu bir deney sonucu ama hangi varsayımlara dayandığı ve gündelik zamanla nasıl bağlanacağı yorum konusu. Bunu "evrende gerçek zaman akışı değişti" diye okumak yanlış olur; bu, laboratuvarda kurulmuş kontrollü bir süreç. [Rubino 2017]

SEP 2024 — Modern fizikte olmak ve olmaya başlamak

Stanford Felsefe Ansiklopedisi maddesi şu soruları ele alıyor: zaman gerçek mi, akıyor mu, geçmiş ve gelecek şimdi kadar var mı? Bu sorular iki bin yılı aşkın süredir tartışılıyor. Madde, modern fiziğin bu eski soruları keskinleştiren araçlar verdiğini söylüyor. Görelilikte "aynı an" bakana göre değişebildiği için herkesin ortak bir "şimdi"si yok gibi görünüyor; bundan ne çıkacağı tartışmalı. Kesin olan, görelilik denklemleri ve zaman uzamasının ölçümleri. Tartışmalı olan, bunların zamanın akıp akmadığına dair ne söylediği. Madde bu iki alanı bilinçli olarak ayırıyor. [SEP: Being and Becoming in Modern Physics]

İkincil literatür ne diyor?

SEP maddesine göre İbn Arabî'de Allah'ın sözleri, insan sözleri gibi çabuk dağılır, bu yüzden “her nefeste” (ma'a'l-enfâs) yenilenir. Maddenin aktardığı sonuç şu: Allah'tan başka her şey her an yeniden yaratılır (tecdîd-i halk) ve hiçbir şey tek bir hâl üzere kalmaz, sürekli bir biçimden diğerine geçer. Madde bu anlayışı “tecellîde tekrar yoktur” ilkesiyle bağlantılı veriyor. Bu paragraf Dost'un sözü değil, ikincil literatürün anlatımıdır. [SEP: Ibn 'Arabi]

Yan yana bakınca

Zaman gerçek ama dışarıda kendi başına bir şey değil: uzaktan selamlaşıyor.

Ortak olan: iki tarafta da zaman, en sağlam sandığımız yerde temel olmaktan çıkıyor. Dost'ta "gerçektir ama dış varlığı yoktur"; Page-Wootters çizgisinde zaman bir saat ile geri kalan arasındaki ilişkiden okunuyor [Page 1983; Giovannetti 2015; Rovelli 2009; Moreva 2014]. Ayrıldıkları yer: Dost'un cümlesi varlık ve tenzih konuşuyor (zaman temel olsaydı Hakk sınırlanırdı); fizikteki bir model, kimi yazarların önerisi, laboratuvardaki bir gösteri. Moreva kendini "illustration" diye adlandırıyor ve kuram tartışmalı. Ayrıca "zaman nispettir" demek eski bir felsefi çizgi; Page–Wootters ve Rovelli ile aynı çizgi olduğunu da söyleyemiyoruz. Bir gören nereden fark edebilir: Dost'un "gerçek ama dışarıda yok" demesindeki ikili duruşa, fizikteki "içeriden akıyor, dışarıdan duruyor" ikilisine bakınca. Açık soru: "zaman gerçek ama dışarıda yok" ile "zaman temel değil, ilişkiden çıkar" aynı soruya verilmiş iki cevap olabilir mi, yoksa farklı sorulara mı cevap?

Zaman iki taraf arasında bir bağ: uzaktan selamlaşıyor.

Ortak olan: "Sen benim zamanımsın, ben senin zamanınım" ile bir saatin ve ölçülen sistemin karşılıklı bağı, ikisi de zamanı tek bir taraftan değil, iki taraf arasından anlatıyor. Ayrıldıkları yer: Dost'ta bağ iki varlık arasında; fizikte ölçü aleti ile sistem arasında. Taraflar başka türden. Bir gören nereden fark edebilir: "hüküm ancak ötekiyle birlikte ortaya çıkar" cümlesinin yapısına. Açık soru: bu benzerlik gerçek bir yapı mı, yoksa iki taraflı her ilişkiye uyan genel bir kalıp mı? Bunu ayıramadık.

Süre herkes için aynı değil: cazip ama bunu yapmadık.

Ortak olan: Dost'ta yirmi günlük yol bir kuşluk vaktine sığıyor, Kadir gecesi uzun bir süreye denk geliyor; fizikte hızlı ya da yüksekteki saatin süresi başka [Hafele 1972; Bailey 1977; Chou 2010]. Ayrıldıkları yer: fizikte bu nicel ve yasalı; herkes aynı formülle hesaplayabilir ve ölçmüştür. Dost'ta ölçek isme, hâle ve kişiye bağlı, sayı yok. Ortak olan yalnızca "süre herkes için aynı olmayabilir" cümlesi, ki bu çok genel. Biz bu benzerlikten fazlasını göremedik. Açık soru: bu kadar genel bir ortaklık gerçekten bir şey söylüyor mu?

Sıra gevşiyor: bu kapıya bakmadık.

Dost'ta sonuç sebepten önce hazır olabiliyor ve gelecek "inmekte"; ama bu sözler kader ve ilâhî ilim bağlamında geçiyor ve o bağlamı ayrıca okumadık. Fizik tarafında iki işlemin sırası tek bir tanım almayabiliyor [Procopio 2015; Rubino 2017], ama bu laboratuvarda kurulmuş bir kuantum anahtarının ölçüsü, günlük zamana taşınmıyor. İkisini yan yana koymak, bağlamı okumadan zorlama olurdu. Açık soru: Dost'ta "önce-sonra" bir kıyas düzleminde mi gevşiyor, yoksa gerçekten kalkıyor mu? Bunu kader bağlamıyla birlikte okumak gerek.

Tek şimdi, ortak şimdi yok: ayrı yollardan yürüyor gibiler.

Ortak olan: iki tarafta da "şimdi" özel bir yer tutuyor. Ayrıldıkları yer: Dost'ta tek bir şimdi var ve o Hakk'ın; kul iki yokluk arasında sıkışmış bir şimdiden ibaret. Özel görelilikte ise herkesin paylaştığı evrensel bir şimdi yok, "aynı an" bakana göre değişiyor [Einstein 1905; SEP: Being and Becoming in Modern Physics]. Zıt yönde duruyor gibiler, ama iki tarafın "şimdi" derken aynı soruyu sorup sormadığı bilinmiyor. Bunu da kaydediyoruz; sayfa bir seçim yapmıyor. Bir gören nereden fark edebilir: "şimdi" sözcüğünün iki yerde başka şeyi kastetmesine. Açık soru: bu zıtlık iki dilin ayrı soruları sorduğunun işareti mi, gerçek bir ayrışma mı?

Her an yeniden yaratma: bu kapıya bakmadık.

Dost'un "hiçbir şey tekrarlanmaz" çizgisi (c11k141) süreklilik ve süreksizlik sorusuna bağlandığı için ayrı bir biçimde, Süreklilik sayfasında ele alındı. Burada tekrarlamadık.

Başlangıç ve son birbirine bitişir: bu kapıya bakmadık.

Dost'ta "iş dairevidir". Fizikte döngüsel kozmolojiler var, ama bunlar spekülatif ve Dost'taki daire bir hâl ve mertebe dairesi, fiziksel bir döngü değil. İkisini eşleştirmek zorlama olurdu; yapmadık.

Reddettiğimiz benzetmeler: cazip ama bunu yapmadık.

"Elli bin yıl bir güne sığar" cümlesini zaman genişlemesine bağlamak, nicel bir ölçüt tutmadığı için bırakıldı. Dairesel zamanı bir kozmik döngüyle eşlemek de dayanaksız. Bunları kaydettik ki ileride yeniden önerilmesin.

Elimizde kalan sorular

Neyi yapmadık?

Dost'un cümlelerini Arapça aslıyla karşılaştırmadık; okuduğumuz şey sitenin Türkçe kısım özeti ve çeviri alıntıları. Bu bir okuma özeti değil, bizim okuma çerçevemiz: Dost'u anlamıyoruz, anlamaya çalışmaktan vazgeçmiyoruz.

Bir şeyin ötekiyle özdeş olduğunu ya da birinin ötekini onayladığını söylemiyoruz; gördüğümüz yalnızca bir biçim yakınlığı, o da soru olarak kalıyor. Biz fizikçi değiliz; kaynakların kısa özetleri /yan-yana/kaynaklar/ sayfasında, belirsizlik taşıyanlar orada işaretli.

Çeviri sınaması. Bu biçimdeki zorluk-3 maddelerden tırnaklı alıntı taşıyan 162 tanesi, Fütûhât çevirisinin (Ekrem Demirli) metnine karşı sınandı: 134 tanesi çeviride bulundu, 14 tanesi kısmen, 14 tanesi bulunamadı. “Bulunamadı” bir yanlışı değil, OCR bozulmasını ya da özetin kendi sözünü de gösterebilir; tek tek bakılacaktır. Arapça aslıyla karşılaştırma yapılmadı.